2021 Noeli itibarıyla vaziyet: Fransa Cumhuriyeti ve “Cumhurreisi” nereye doğru gidiyor?

Toplum dokusunu oluşturan her türlü örgütlenmeyi, özellikle devletten bağımsız örgütlenmeleri, dernek, sendika, hatta siyasi partileri bile görmemezlikten geldi. Vaktiniz varsa, zamanınız olursa, nutuklarına bir bakınız: Dernek, sendika ve hatta siyasi parti kelimelerine rastlayamazsınız. Kendisiyle, özüyle, yurttaşlar arasında “kara kedi” istemiyor açıkçası.

 

Fransa Cumhuriyeti “Cumhurreisi”ne kalırsa, yurttaşa/bireye kişisel sorumluluğu anımsatılırsa bütün dertlerin üstesinden gelinir. Reis’e göre, korona belası ile en iyi mücadele kişisel düzeyde yapılandır. Bunun için ise bireye/yurttaşa sorumluluğunu anımsatmak yeter. Başka şeye gerek yok.

Pardon, bir de aşılama var. Aradaki mesafe var. Bir de elbette maske!

Ama ille bireysel sorumluluk!

İyi de, bu nasıl aşılanacak? Bu nasıl anlatılacak?

Böyle soru mu olur? Yanıtı gayet basit: Reis’in nutuklarıyla elbette.

Tarih ve coğrafya ve her zaman bir çorba kaşığı kadar da Charles de Gaulle veya Napolyon Bonapart ya da “Jupiter” kokan, iyi yazılmış bir nutuk müsamere havasıyla atılınca, herkes, bilhassa gençler, “iki elleri kanda bile olsa” yaptıkları işi hemen zınk deyu bırakacak, Reis’i dinleyecek. Dinler dinlemez de hemen sorumluluk tacını takacaklar. Ve korona yenilecek: Yemek fiilinden değil. Yenmek fiilinden.

Acaba?

Hele Fransa gibi her bireyi aşırı derecede benmerkezci, bendedimolducu bir ülkenin sınırları içinde.

Cumhurbaşkanı seçildiğinden beri, beş yıl olmak üzere, toplumu bireylerden oluşan bir “bütün” (zaman zaman “ulus” dedi, “ulus yaratmak”tan bile söz etti vb) gibi değerlendirdi. Sanki kendisinin, Reis olarak, her bireyle teke tek ilişkisinin öncelliğini vurgulamak, kabul ettirmek istedi. General Charles de Gaulle’ü taklit ederek: “Fransa Ben’im!”: Ben Fransa’yım, Fransa Ben’im: İki anlamıyla birden!

TOPLUM DOKUSUNA KÖR

Toplum dokusunu oluşturan her türlü örgütlenmeyi, özellikle devletten bağımsız örgütlenmeleri, dernek, sendika, hatta siyasi partileri bile görmemezlikten geldi. Vaktiniz varsa, zamanınız olursa, nutuklarına bir bakınız: Dernek, sendika ve hatta siyasi parti kelimelerine rastlayamazsınız. Kendisiyle, özüyle, yurttaşlar arasında “kara kedi” istemiyor açıkçası.

İyi  de, bu çok özel ilişkinin bir işareti, bir havai fişeği bir “bişeyi” var mı?

Yok!

Dahası seçildiğinden beri yapılan hiçbir seçimde partisi, bırakın madara olmayı, tek kişi bile seçtiremezken (bir, belki iki istisnayı saymıyorum) nasıl ciddiye almalı Reis’i ve varolduğunu sandığı, iddia ettiği özel ilişkiyi?

Bakın korona belasının azmasına, yeni varyantın, Omicron’un, hızla yayılmasına, yeni hasta sayısı artışının sürmesine (18 Aralık 2021’de, bir günde, yeni hasta sayısı 58 bin 536’yı buldu, bir haftadan az bir zaman sonra 24 Aralık’ta sayı 94 bini geçti… Ay sonunda 100 bini aşacağı söyleniyor), kovid hasta sayısının artması üzerine hastanelerde bilhassa yoğun bakım birimlerinde yer darlığının başgöstermesine rağmen, topluca alınması zorunlu tedbirler için bile meseleyi kişilere/bireylere/yurttaşlara havale etti.

Örneğin benzer durumdaki Hollanda yeniden “evde kal” programını yürürlüğe koyarken, Danimarka, Belçika, İtalya, Portekiz.. ve İngiltere’de sıkı önlemler alınıp, Noel ve yeni yıl gecelerinde davet edileceklerin sayısı bile azaltılarak saptanırken, Fransa’da iş bireylerin keyfine bırakılıyor.

BENDEDİMOLDUCULAR” ÇÖZÜMÜ MÜ?

Çözüm, çare, kimi sorumsuz davranmayı kural biçimine yükseltmiş, kendi çevresinde imparator olmakla övünen bireycilere, benmerkezcilere, bendedimolduculara bırakılıyor.

Yok, pardon, Cumhurbaşkanı “Ben yurttaşıma güvenirim” havasında nutuklar atarken, Başbakan’ı “alınacak yeni tedbirler için yasa tasarısı hazırlandığını” açıklıyor. Ama acil bi durum yoktur, gelecek yılı bekleyiniz!

Ve lütfen dikkat: Başbakan, yasa tasarısının Meclis’e 5 Ocak 2022’de sunulacağını ekliyor.

Ancak!

Hesabı kolay, konuşmasından üç hafta sonra.

Bu koşullarda en iyi ihtimalle ocak sonunda, 25 Aralık’taki kimi medya organına göre 15 Ocak’ta, kabul edilip yürürlüğe girecek yasa ile alınacak, uygulanacak tedbirler geç kalmış olmayacak mı?

En zorlu, en dertli zaman dilimi olacağı beklenen 20 Aralık-1 Ocak dönemi geçtikten sonra…

Oysa bugünlerde ciddi, hemen sonuç getirici önlemlere, çarelere ihtiyaç var. Bir ay sonra genel anlamda ülkede ve dünyada ne olacağı bile bilinmiyorken, “Tedbir alıyoruz, ama bir ay sonra uygulanacak” demek yurttaşla alay etmek, ipe un sermek değil mi?

Önümüzdeki yılın nisan ayında cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmayacak olsaydı, Reis böyle davranır mıydı?

Yeniden seçilmek umuduyla aday olacağı aşikar Reis’in kendi reklamını yapmak için TF1’de, “Fransa’ya Nereye Gidiyor?” başlıklı iki saatlik çok özel bir programda, kağıttan iki gazeteci, biri bayan biri bay, karşısında yaptığı mea culpa gösterisine ne demeli? Otuz iki kere “öğrendim” itirafında bulunan, Sarı Yelekliler de dahil, kendisine “bişeyler öğreten” herkese teşekkür eden Reis, ille ikinci beş yıl için de iş sözleşmesini yeniletmek istiyor.

“Öğrenerek” acemilikten kalfalığa yükseldiğini savunan Reis yeniden seçilebilir mi? Göreceğiz.

AŞIRI SAĞ VE TEDİRGİN EDİCİ RAKAMLAR

Aşırı sağcıların ve ırkçıların biti kanlandı: Aday olmaları beklenen iki kişinin, biri bayan biri bay, kamuoyu yoklamalarındaki toplam oy oranı yüzde otuz kadar: Tedirgin edici bir rakam.

Klasik sağ, seçtiği yeni bayan tek adayı ile Reis’i ikinci turda yenebileceği rüyasıyla yeni bir gençlik kazandı.

Sol ise tek adayı etrafında bütünleşmek ve ikinci turda Reis’i silkelemek umuduyla bir nebzecik canlandı: Şili’de Gabriel Boriç’in en geniş boyuttaki seçim koalisyonu ve zaferi yol gösterici olabilir mi?

Sorular pek çok. Yanıtlarını bilmek ve vermek zor.

Ama şu kesin: Korona belası cumhurbaşkanlığı seçimi ön kampanyasına ve büyük olasılıkla Nisan 2022’deki seçime damgasını vurdu ve vuracak.

Prof. Dr. M. ŞEHMUS GÜZEL – PARİS

FOTO: AA