26. BM İklim Zirvesi: Glasgow şov mu, yoksa zengin-yoksul savaşı mı?

Avrupa’nın farklı ülkelerinde görev yapan Türkiye kökenli gazeteciler, iklim zirvesinden temiz enerji bahanesiyle nükleer enerji santrallerinin çıkmasından endişe ettiklerini belirttiler. İklim krizi ile ilgili asıl sorunların göz ardı edilerek teknoloji ve iktidar savaşlarının zirvede kendini gösterdiğini savunan gazetecilere göre, Glasgow, zenginlerle yoksulların savaştığı bir arenaya dönüştü.

 

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube’s privacy policy.
Learn more

Load video

Glasgow’daki BM İklim Zirvesi, iklim değişikliğiyle mücadelede işlerin iyice karıştığını gösterdi. Şu, ortaya çıktı:

Yoksul ülkeler bu sürecin yükünü sırtında taşıyor. Zaten zirvede bizzat temsilcileri üzerinden bunu dünyaya anlatmaya çalıştılar. Sanayileşmişleri veya zenginleri mali yardımlarla ilgili verdikleri sözleri artık yerine getirmeye çağırdılar.

Bu arada nükleer santralların da “temiz enerji” bahanesiyle tekrar gündeme girdiğine tanık oluyoruz. Nitekim Macaristan’da önceki gün Güney Kore temsilcileriyle yapılan görüşmede, nükleer santralların Avrupa’nın ortasında tekrar kurulacağına dair sinyaller verildi.

Azgelişmişler veya yoksullar haklı. Sera gazı emisyonlarının gerçek sorumluları sanayileşmiş ülkeler veya zenginler…. Peki zenginlerin bu ölümcül sorunun çözümünde herhangi bir katkısı olabilecek mi? Kimse bilmiyor.

Oysa doğa sıkıştırıyor. Saat 12’ye 5 var, bile diyemeyiz. İklim ve artan hava sıcaklıklarına vs. baktığımızda, şunu görüyoruz: Saatler 12’yi gösteriyor, hatta geçti bile… 

SORUN ÇOK AÇIK ASLINDA, AMA…
BM Genel Sekreteri António Guterres açık bir dille sorunu masaya koydu: 
“Bütün ülkeler karbondioksite dayalı eski kalkınma modelinin ekonomi ve gezegenimiz için bir idam fermanı olduğunu anlamak zorunda. Bütün sektörleri, bütün ülkeleri karbondan arındırmalıyız. Fosil yakıt sübvansiyonlarını yenilenebilir enerjiye yönlendirmeli ve insanları değil, kirliliği vergilendirmeliyiz. Karbondioksit için bir fiyat belirlemeli ve buradan elde edilecek geliri dirençli altyapılara ve istihdama kullanmalıyız. Ve kömür madenciliğinden vazgeçmeliyiz. İnsanlar hükümetlerden haklı olarak bir şeyler yapmasını bekliyor. Ama ortak geleceğimizi korumak hepimizin sorumluluğu.”

Sorumuz şu: Bu, mümkün mü? Yapabilirler mi? Zenginlerin bu ölümcül sorunun çözümünde herhangi bir katkısı olabilecek mi?
Ortak gelecek gibi bir bilinç var mı, örneğin? Dünya ekonomisinde ve özellikle zenginlerin böyle bir yapısal dönüşümü gerçekleştirme şansı ve niyeti var mı? 

Yeni Posta gazetesinin YouTube kanalında yayınlanan “Kadın Sözü ile Avrupa” adlı haber tartışma programında, gazeteci Işın Ertürk’ün sorularını yanıtlayan gazeteciler Yeni Posta İngiltere Temsilcisi Gözde Sapanlı, Serbest Ada Genel Yayın Yönetmeni Birgül Göker Perdisa – Bologna /İtalya, Serbest Ada / Yeni Posta yazarı Çağla Sorgun – Essen, serbest gazeteci Seda
Şanlıer ve serbest gazeteci Ufuk Evla Bostan, zirvedeki bu kaosun bulundukları ülkelere nasıl yansıdığını anlattılar.

G20 Zirvesi’nden çok önemli kararlar çıkmadığına hatırlatarak, 26. BM İklm Zirvesi’nden de (COP26) herhangi bir olağanüstü karar çıkacağına inanmadıklarını kaydeden gazeteciler, zengin ülkelerin 2009’da yoksul ülkelere 100 milyar dolarlık iklim sübvansiyonu sözü verdiklerini, ancak sözlerini tutmadıklarını da dile getirdiler.

YENİ POSTA – STUTTGART