Almanya’da din üzerinden siyaset mi? “Türk toplumu ateş hattında sıkışıp kaldı”

Almanya’da din üzerinden siyaset mi? “Türk toplumu ateş hattında sıkışıp kaldı”
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Bir yandan FETÖ’ye yakınlığı bilinen bir oluşumun da yer aldığı devasa bütçeli House of One projesine Almanya’nın başkentinde milyonlarca avro akıtılıyor, diğer yandan “AKP’nin Almanya’ya uzanan kolu” suçlamalarının odağındaki DİTİB Türk nüfusunun en yoğun olduğu NRW eyaletinde İslam dersleri müfredat komisyonuna dahil ediliyor. Tüm bunlardan ırkçılık ve İslamofobi ile de boğuşan bir milyona yakın Türk seçmen nasıl etkileniyor? Almanya Türk Toplumu Eşbaşkanı Atila Karabörklü tek cümle ile özetledi: “Türk toplumu ateş hattında sıkışıp kaldı.”

Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin Almanya başbakan adayı ya da yaygın adıyla “Türk Armin” Armin Laschet’in, Kuzey Ren-Vestfalya’da (NRW) Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) bağlantıları nedeniyle başı dertte.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube's privacy policy.
Learn more

Load video

DİTİB, son zamanlarda AKP’nin Almanya‘ya uzanan kolu suçlamalarının tam ortasındayken, Laschet tarafından, eyalet başbakanlığını yürüttüğü NRW DİTİBde İslam din derslerinin müfredat komisyonuna dahil edilince eleştiri okları da dört bir yandan yağmaya başladı. Laschet, hedef oldu.  

Almanya’da 900 cami derneği bulunan DİTİB’i komisyona dahil etmenin arkasında, Türkiye kökenli seçmenin oylarına talip olma hesabı mı yatıyor?

Diğer yandan FETÖ’yle bağlantısı olduğu bilinen bir oluşumun içinde yer aldığı tek tanrılı çok dinli “House of One” projesine milyonlarca avro devlet desteği sağlanması, temel atma törenine devlet üst düzeyinin katılması Almanya’daki Türk toplumuna nasıl bir mesaj veriyor ve elbette Ankara’ya?

Irkçılık ve Türkofobinin tırmandığı Almanya’da 26 Eylül’deki federal seçimlere giderken Almanya’daki Türk toplumunun ince ayarlarına din üzerinden temas ediliyor.

 Almanya’daki bir buçuk milyona yakın Türkiye kökenli seçmen tüm bunlardan nasıl etkilenecek?

Almanya Türk Toplumu Eşbaşkanı Atila Karabörklü, Yeni Posta gazetesinin YouTube kanalında yayınlanan Avrupa Gündemi’nde yaklaşan genel seçimlerde Türk seçmenin durumunu ve Almanya’nın tabiri ile “Gülen Cemaati” ve “DİTİB” faktörlerini değerlendirdi. Atila Karabörklü’nün anlattıklarından öne çıkanlar şöyle:

HUKUK DEVLETİ SORGULANIYOR, BATI’DA KUŞKU VAR

“Gülen yapılanması Avrupa ülkelerinde etkin bir durumdaydı ve darbe girişimine dek Türk hükümetinden de destek görüyordu. Ancak darbe girişiminden sonra Fethullahçı yapılanmaya karşı Ankara, siyasal, ekonomik ve hukuki açıdan ciddi hamleler gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle işleyen süreç Batı’ya göre hukuki temele dayanmıyordu.  Hukuk devleti sorgulanır hale geldi ve Batı’da halen kuşkular mevcut.

TÜRKİYE KAYNAKLI DİNCİ İDEOLOJİLER ALMANYA’DA

Son yıllarda din merkezli, çoğulcu toplumu reddeden, tekilci bakışı içeren ideolojilerin DİTİB üzerinden Almanya’ya gelmesi söz konusu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslamcı söylemlerinin Türkiye’den gönderilen imamlar aracılığı ile camilere yansıması, Almanya’da tehdit olarak kabul ediliyor. Ayrıca DİTİB Genel Başkanı aynı zamanda devlet tarafından atanan Din Hizmetleri Müşaviri, yani bağımsız değil. Yine DİTİB derneklerinin tüzüğüne bakıyorsunuz imamların seçimler ve adaylar üzerinde ciddi fonksiyonları olduğunu görüyorsunuz.

“DİN ÜZERİNDEN SİYASET TÜRK TOPLUMUNA PAHALIYA PATLIYOR“

Almanya başka bir ülkenin bürokratlarının din üzerinden siyaset yapmasını haklı olarak engellemek istiyor. Bütün bunlar Almanya’daki Türk toplumuna çok pahalıya patlıyor. Ülkedeki İslam düşmanlığı da bu unsurlardan besleniyor.

“TÜRKİYE MERKEZLİ ETKİ TÜRK DÜŞMANLIĞINI KÖRÜKLÜYOR“

Ayrıca Almanya’da Türk düşmanlığının yükselmesinde Türkiye merkezli etki büyük rol oynuyor. Diğer taraftan Almanya’daki iç barışın ana motoru bu ülkedeki Türk toplumudur. Almanya ile kıyasladığımızda Fransa ve İngiltere’deki İslam anlayışı çok daha radikal.

Almanya dini açıdan radikalleşmeyi önlemeye çalışıyor. Bir yandan DİTİB gibi cemaatlerle ilişkilerini güçlendirmek istiyor, diğer taraftan tehlikeye de mesafe koyarak ikili bir politika izliyor. Bu nedenle DİTİB’lerle eyaletlere göre değişen bir ilişki içinde. Örneğin Hessen eyaletinde 2013 yılında DİTİB’e din dersleri verilmişti. Ancak Türkiye’den gelen siyasi etki üzerine 2019’da geri alındı. Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde DİTİB’i İslam din dersleri komisyonuna dahil ederek Türkiye kökenli seçmene mesaj verilmek istenmiş olabilir.

Aslında Almanya deneme yapıyor, hangi gruplarla işbirliği içinde olabileceği yönde arayışını sürdürüyor.

“GÜLEN CEMAATİ İLE OY KAYGISINDAN ÇOK POLİTİK MESAJ VERİLİYOR“

Bununla birlikte Gülen cemaati ile ilişkileri oy kaygısından çok politik bir karar. Türkiye’ye verilen bir mesaj.

DİTİB’e gelince: Büyük bir Türk nüfusun olduğu NRW’de DİTİB’le ilgili verilen kararın elbette Türk seçmende karşılığı olacaktır. Ancak unutmamak gerekir ki, Türk toplumu homojen değil. Laikler var, Aleviler var, sekülerler var. Herkes DİTİB’in arkasında değil. Armin Laschet bu kararla Müslümanları dışlamadığı mesajını vermek istiyor aslında.

Öte yandan Türkiye’deki siyasi kamplaşma buraya da yansıyor. Almanya’daki Türk toplumu sıkışmış vaziyette. Türkiye merkezli kutuplaşmanın Türk toplumu içindeki kesimleri düşmanca bir yaklaşıma yöneltmesi, en büyük sorunlarımızdan biri.

Almanya’daki Türkler ırkçılık, Türk düşmanlığı ve Türkofobi ile de baş etmek zorunda.   Çapraz ateş hattında, iki ülke arasında sıkışıp kalmış Türk toplumunu 26 Eylül seçimlerine dek zor günler bekliyor.”

IŞIN TOYMAZ – FRANKFURT

FOTO: Davide Abbonacci – Felicia Buitenwerf on Unsplash