Almanya’da “Olaf Scholz” devri mi? Seçmen “sosyal adalet” ve “iklim” dedi.

Almanya’da “Olaf Scholz” devri mi? Seçmen “sosyal adalet” ve “iklim” dedi.
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Emeklilik, kiralar ve asgari ücret vaatleriyle seçmeni kucaklayan Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) başbakan adayı Olaf Scholz, Noel’e dek hükümeti kurmak istediğini açıkladı. Belki Türkiye’de de sosyal demokrasi rüzgârlarının esmesine yol açabilecek bir iktidar değişikliği, Almanya’daki Türkiye kökenliler için ırkçılıkla mücadele, göç ve uyum açısından önem taşıyor.

Kesin sonuçlar için bekleniyor. Ama gece yarısı sonuçları, SPD’nin 26 Eylül seçiminden yüzde 1,5 gibi bir farkla CDU/CSU’nun önünde çıktığını gösterdi. İki ay önce, bu sonuçlar, bir hayaldi. Siyasette kısa sürede çok şey değişebiliyor.

Koalisyon kaçınılmaz.

Almanya, üçlü koalisyonlarla yönetilmek zorunda artık. Partiler giderek küçüldüğüne, kitle partileri tarihe karıştığına göre, Avrupa’nın diğer ülkeleri gibi, Federal Almanya’nın da buna alışması gerekecek. Belki dörtlü-beşli koalisyonlar dönemi de açılacak.

Herkes koalisyona istekli. Yani sadece mecbur değiller, istekliler de…

SPD adayı Olaf Scholz da, CDU/CSU adayı Armin Laschet de…

Birlik’90/Yeşiller koalisyona zaten istekliydi.

Almanya’nın şu sıradaki en yakıcı sorusu bu.

Ancak üçüncü ortak hangi parti olacak?

Hür Demokrat Parti (FDP), Sol Parti ya da Hıristiyan demokratlar (CDU/CSU)?

Sol Parti’nin durumu berbat. Berbat olmasaydı, NATO, silah ticareti, mülteciler gibi konularda kırmızı çizgilerini aşmaya pek hevesli olamayacaktı. Muhalefette kalmayı tercih edecektir. Bu partinin ne olacağı belli değil. Çünkü 26 Eylül gece yarısı sonuçları, yüzde 4,9’luk oy oranıyla barajın altında kaldığını gösterdi. Sol Parti üç seçim bölgesinde doğrudan milletvekili seçtirebildiği için meclise girebildi. En azından kesin olmayan sonuçlar bunu gösteriyor.

Şunu söylemek mümkün: Sol Parti’de artık dananın kuyruğu koptu. İçeride büyük bir hesaplaşmanın eli kulağında olmalı. Koalisyon düşünecek halleri yok.  

AfD’Lİ SEÇMENDEN SPD’YE 220 BİN OY GELDİ

Bu seçimlerde dikkat çeken bir başka detay ise hem Hıristiyan Demokrat ve Sosyal Birlik (CDU/CSU) partilerinin hem de SPD’nin, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin seçmenlerini ikna etmeyi başarmış olması. 2017’de AfD’ye oy veren 220 bin seçmenin bu seçimlerde SPD’ye yöneldiği ortaya çıktı. CDU/CSU’ya ise 60 bin eski AfD seçmeninden oy gitti.

SPD’YE EN ÇOK OY CDU’LU SEÇMENDEN GELDİ: 1 MİLYON 400 BİN

Kamuoyu araştırmaları merkezi İnfratets Dimap’ın rakamları ise CDU’nun eriyen oylarının nereye gittiğine dair önem taşıyor. Adı geçen enstitüye göre oy oranını arttıran SPD’nin oylarının çoğunluğu muhafazakâr demokratlardan geliyor. Infratest Dimap’ın ön rakamlarına göre neredeyse 1,4 milyon civarında CDU/CSU seçmeni oylarını SPD’ye verdi.

470 bin muhafazakâr demokrat  seçmen FDP’ye, 830 bin CDU/CSU’lu seçmen de Yeşillere oy verdi. Aynı CDU/CSU’nun 130 bin seçmeni ise sandığa gitmedi.

MECLİSTE 19 TÜRK KÖKENLİ VEKİL: TARİHİ REKOR

Bu seçimlerin bir diğer ilginç yanı, ülke tarihinde federal meclis seçimlerine adaylığını koyan ve federal meclise giren Türkiye kökenlilerin rekor seviyeye ulaşan sayısı oldu. CHP’li Başkan Kenan Kolat ve ekibinin araştırmasına göre, bu son seçimlerde tam 115 Türkiye kökenli milletvekili adayı da yarıştı.

Kesinleşen Türkiye kökenli vekil sayısı 19. SPD’den 10, Yeşiller’den 5, Sol Parti’den 3,  CDU’dan ise 1 Türk kökenli aday meclise girdi.

Koalisyon hükümetinin aralık sonunda kurulacağını ve o tarihe dek koalisyon görüşmelerinin süreceğini düşünürsek Almanya’yı çok sıcak bir sonbahar ve kış bekliyor diyebiliriz.

Sadece Almanya’yı da değil lokomotifi olduğu AB’de de bu sıcaklar kendisini hissettirecek. Hatta sağ siyasetin yayıldığı kıta Avrupa’sını oldukça zorlayacağa benziyor.

Türkiye ile mülteci anlaşması, tartışmaların merkezine bile oturabilir.

ESKİ İSTİHBARAT ŞEFİ MECLİSE GİREMEDİ

Diğer taraftan seçimlerde en hoş ayrıntılardan biri de Almanya Anayasayı Koruma Dairesi’nin sağcı, hatta aşırı sağcı eski Başkanı Hans-Georg Maaßen’ın eski Doğu Alman olimpiyat şampiyonu da olan SPD’li rakibi Frank Ullrich’e karşı kaybetmesi oldu. Maaßen, başkanlık yaptığı dönemde Federal Anayasayı Koruma Dairesi, ırkçı terör hücresi NSU konusunda en fazla eleştirilen güvenlik kurumlarının başında geliyordu. İç istihbarat örgütünde  NSU ırkçı terör örgütüne ilişkin birçok dosyanın imha edildiği ortaya çıkmıştı. 

Evet, ırkçıların arada bir de olsa, meclis sandalyelerine oturamayacak olmalarına tanıklık etmek, iyi bir duygu.

LASCHET’İN GÖNLÜ HÂLÂ BAŞBAKANLIKTA

Noel’e dek Almanya’da siyaset sahnesinde dengelerin her an değişebileceğine hazırlıklı olmakta yarar var. Çünkü sosyal demokratların adayı ipi göğüslemiş de olsa güçlü rakibi muhafazakâr demokrat Armin Laschet’in Başbakanlıktan vazgeçmeye hiç niyeti yok.

Laschet acı yenilgiye rağmen Yeşiller ve FDP ile ortaklık kurarak iktidara gelmek istiyor. Ortaklığın da adını koymuş bile: “Gelecek koalisyonu”.

Hiç şakası yok, her an her şey değişebilir.

IŞIN ERTÜRK – STUTTGART