Anadilde eşit eğitim olanağı: KlangOase ve GlücksSpirale el ele

Derya Bektaş, sahibi olduğu KlangOase Müzik Okulu da dahil, kiliselerde ve kreşlerde Orff metodunun uygulandığını bildirdi.

 

Okul öncesi çocuklara yönelik müzik eğitim projesini yöneten Derya Bektaş 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren Baden-Württemberg eyaletinin en büyük derneklerinden biri olan Paritätische’nin bünyesindeki GlücksSpirale tarafından desteklendiklerini bildirdi.

Temelini dünyaca ünlü besteci, tiyatrocu ve pedagog Carl Orff’un yarattığı “Orff Metodu”nun oluşturduğu bu proje, Türkçeye uyarlandı. 

KURSLAR BAŞTAN SONA TÜRKÇE

Kendisi de Salzburg’taki Carl Orff Enstitüsü’nde eğitim alan müzik pedagogu ve terapisti Derya Bektaş, proje kapsamındaki kursların tamamen Türkçe gerçekleştiğini ve bu yolla aynı zamanda anadile önemli bir katkı sağlamayı amaçladıklarını belirtti. Bektaş şunları söyledi:

“Çocuklarımızın anadilini en zevkli şekilde yaşayıp, müzik dolu anlarla geliştirip birleştirebilmek için erken çocukluk döneminde yani 4-7 yaş grubuna bu projeyle workshoplar sunuyoruz. Bu eğitim Almanya’da müzik okullarında yaygın bir şekilde sunuluyor. Ne yazık ki, bizim çocuklarımız bu fırsatı değerlendiremiyorlar. Anne ve babaların, anadillerinde sunulan bu fırsattan yararlanmalarını diliyorum.”

Söz konusu kurslarla ülkede sunulan eşit eğitim olanaklrından Almanya’da yaşayan Türklerin de faydalanmaları için bir fırsat sunduğuna işaret eden Derya Bektaş’ın proje hakkında aktardıkları ise şöyle:

ORFF METODU UYGULANIYOR

“İşin temeline inerek okul öncesi dönemde çocukların fiziksel, psikolojik ve zihinsel gelişimlerinde çok büyük etki yapan müzik, tiyatro, dans, spor, resim gibi sosyal aktivitelere katılım oranının düşüklüğü ele alınarak ‘Erken Yaşta Müzik eğitimi’ projesini geliştirdik.

Bu projede ‘Orff Metodu’ kullanılıyor. Carl Orff,  dünyaca ünlü bir besteci, tiyatrocu ve çok iyi bir pedagogtur. Özellikle de hümanist olması ile tanınır. Oluşturduğu ve kendi adını verdiği bu metodu tüm dünyaya tanıtabilmek için ise 1961 yılında Salzburg’ta Carl Orff Enstitüsü’nü kurmuştur. Bu enstitüde ben de eğitim aldım. ÇYDD bu metodu Türk çocuklarına daha da geliştirerek, anadilimiz olan Türkçe ile sunmayı hedefledi. 

ŞARKILAR, TEKERLEMELER TÜRKÇEYE UYARLANIYOR

Dört dönem ve dört kitaptan oluşan bu sisteme bağlı kalınarak şarkılar tema ve ritim özelliklerine göre Türkçe şarkılar, melodiler, ezgiler ve tekerlemeler ile değiştiriliyor. Bu sistemin çocuklara kazandırdıklarını genel anlamda toparlarsak eğer, şöyle: Anadilde müzik eğitimine başlamak, müzik enstrümanları ile kendilerini ifade edebilme yetilerinin geliştirilmesi, hikâyeler ile yaratıcı güçlerinin geliştirilmesi, tiyatro çalışmaları ile grup içinde uyumlu çalışma, sorumluluk sahibi olma, aldıkları alkış sayesinde özgüven duygularının geliştirilmesi… Özellikle bu üç nokta çocuğun kişisel gelişiminde çok  önemli rol oynuyor.”

ÇOCUK GRUP İÇİNDE ÇALIŞMAYI ÖĞRENİYOR

Müzik pedagogu ve müzik terapisti Derya Bektaş, “Orff Metodu”nun işleyişini ise şöyle anlattı:

“Derslere Orff Enstrümanlarının tanıtımı ile başlanıyor. Carl Orff bu Enstrümanları küçük çocuklara daha kolay ulaşılabilmek için ortaçağ ve rönesans döneminde kullanılan en basit vurmalı çalgıların egzotik yapılarına göre seçmiştir. Enstrümanların neden yapıldığı, nasıl çalındığı ve doğada neleri ifade ettikleri anlatılır. Daha sonra hikâyelere başlanır. Hikâyeler, enstrümanlarla anlatılmaya çalışılır. Böylece çocuğun yaratıcı gücü geliştirilir.

Dansın en basit tanımlaması, ritim ile vücut hareketlerinin birleştirilmesidir. Bu metot ile çocuklara sadece dans etme değil o günkü ruh hallerini vücut diller ile ifade etme imkânı sağlanır. Tiyatro çalışmaları da derse eklenince, çocuklara grup içinde rol ve görevler verilir. En önemlisi de çocuğa bu görevi ya da rolü en iyi şekilde nasıl gerçekleştirebileceği anlatılır. Bu sayede çocuk grup içinde uyumlu çalışmayı öğrenir.

AİLE AKTİF ROL ALIYOR

Sistemin en önemli özelliklerinden biri de ‘Aile ile işbirlikli çalışma’. Yani aileler bazı derslerde çocuklar ile ortak çalışmalara katılırlar. En önemlisi de enstrüman yapımıdır.

Enstrüman yapımında dersin fiziksel anlamının dışında psikolojik içeriğini değerlendiririz. Mesela davul yapımında kullanılan malzeme, topraktan yapılmış bir saksı, birkaç kağıt ve yapıştırtıcıdır. Çocuğun görevi yapıştırıcıyı kağıda sürüp anne ya da babası ile bu kağıtları düzgün bir şekilde saksıya yapıştırmak. Birkaç kağıt üst üste geldikten sonra aralarda hava kabarcıkları oluşur. İşte burada işin psikolojik içeriği değerlendirilir.

Çocuğa anlatılan ‘Bu hava kabarcıklarını giderebilmek için baban (annen) ile yüzeyi sevgi ile okşaman gerek.’ 

RİTİM HAYATIN DENGESİDİR

Sonra saksının kıvrımlarına kağıtların düzenli yapıştırılması gerekiyor. Burada çocuğa verilen sinyal ‘Kıvrımları baban ( annen ) ile birlikte ve sevgiyle okşaman gerek. İşte bu enstrümandan gelecek olan ses dünyanın en güzel sesi olacak. Çünkü sen onu baban (annen ) ile yaptın’  diyerek çocuğa ritim dünyasının kapılarını açıyoruz ki, ritim hayatın dengesidir.

Çocuğa hayatının dengesini kurmada başlangıç olacak ritim dünyasında kullanacağı materyali, ailesi ile birlikte sevgiyle yaptırıyoruz. Burada çocuğun aileden aldığı güven duygusu çok önem taşımaktadır. ‘Ritim hayatın dengesidir’ sözünün en güzel açıklamasını müzik terapinin incilini yazan değerli yazar Frizt Hegi’den alabiliriz.

ÇOCUKLARI KENDİ RİTİMLERİ İLE TANIŞTIRIYOR

Hegi dört cümle ile bunu çok güzel anlatır: ‘Eğer bir insan kendi ritmi ile kontağını kuramamışsa, o insan güvensiz biri olarak hayatını sürdürür. Ya yapabileceğinin üzerinde ya da çok altında işler ile uğraşır. İnsanlar ile bağlantı kuramamaktan yakınır. Kendi zayıflıklarını ya doğayı ya da insanları kullanarak kapatmaya çalışır.’ Gelin hep birlikte çocuklarımızı kendi ritimleri ile tanıştıralım. Çünkü ritim hayatın dengesidir.”

Almanya’nın Stuttgart kentinde, bu “erken çocukluk döneminde ve anadilde müzik eğitiminden” yararlanmak isteyenler 0176 82078688 numaralı telefona başvurabilirler.

YENİ POSTA – STUTTGART