Aşısızlar günah keçisi rolünde: Virüs durdurulamıyor, aşı kartı protestoları Avrupa’yı sarsıyor

Yüksek aşılama oranlarına rağmen virüs Avrupa’da yayılmasını durduramıyor. Hükümetler, bugüne dek uyguladıkları salgın stratejisinin iflas ettiğini gizlemek için “günah keçisi” olarak aşısızları seçti. Avrupa yeni sosyal patlamalara gebe…

 

Koronavirüs (Covid-19) salgınına yönelik hükümetlerce alınan kararlar, yürürlüğe konan uygulamalar ile getirilen kısıtlamalara karşı düzenlenen protestolar Avrupa genelinde güçlenerek sürüyor. Hollanda, Belçika, Danimarka, Avusturya, Fransa, İtalya, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Hırvatistan gibi pek çok Avrupa ülkesinde vatandaşlar, hükümetlerin bu salgın döneminde dayattığı kısıtlayıcı önlemlere karşı tepkilerini göstermek için sokaklara döküldü.

AVRUPA YANGIN YERİ

Tabii sadece Avrupa’da değil, Covid-19 kısıtlamalarına karşı protesto gösterileri, Avustralya (özellikle Montreal), Yeni Zelanda, Fas, Tunus, ABD, Türkiye gibi diğer ülkelerde de güçlenerek devam ediyor. İçinde bulunduğumuz şu dönemde, sadece Avrupa değil, dünya yangın yeri desek, yeridir.

Bu bağlamda, geçtiğimiz haftasonu düzenlenen en önemli gösterilerden biri hiç şüphesiz Belçika’da yapılan eylemdi: Başkent Brüksel’de 35 binden fazla kişi, Covid-19 aşısı yaptırmayanlara yönelik kısıtlamaların arttırıldığı ülkede uygulanan sağlık politikalarına hayır demek için yürüdü. 

Barışçıl bir şekilde başlayan protesto gösterilerinde daha sonra şiddet olayları yaşandı. Polis, Avrupa Birliği karargâhının yakınlarında göstericileri dağıtmak için tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı; çatışmalarda yaralananlar da oldu.

Sağlık politikalarına yönelik Hollanda’daki protestolar sırasında da gerilimli anlar yaşandı. Cuma akşamı Rotterdam’da düzenlenen gösteride ise polisin açtığı ateş sonucu 4 protestocu yaralandı, 51 kişi ise gözaltına alındı. Ertesi gün Lahey’deki sokak eyleminde ise en az 40 protestocu gözaltına alındı. Hollanda polisi gösteriler sırasında taş atan protestocuları dağıtmak için tazyikli su, köpekler ve atlı polis kullandı. Halkın öfkesi, uygulanmaya başlayan kısmi sokağa çıkma yasağına, özellikle yeme içme sektörünü etkileyen bir dizi kısıtlamanın saat 20:00’de başlamasına yönelik patladı. Hollanda’da, 18 yaş üstü nüfusun yüzde 84,7’si tam olarak aşılanmış olmasına rağmen, koronavirüs vakalarındaki artış durdurulamadığı gerekçesiyle gündelik hayatın akışını kısıtlayıcı yeni uygulamalar başlatıldı.  

Avusturya’da da benzer bir durum söz konusu. Viyana hükümeti önce aşısız olanlara ev hapsi getirdi, hemen sonra ise, 22 Kasım pazartesiden itibaren ise aşılı olanları da kapsayan tam kapanmaya geçti. Viyana hükümeti covid kısıtlamalarında daha da ileri giderek, 1 Şubat 2022’den itibaren zorunlu aşı uygulamasına geçeceğini duyurdu. Geçtiğimiz hafta sonu on binlerce Avusturyalı, ulusal bayrakları ve “özgürlük” yazılı pankartlarla protesto için sokağa çıktı. Hükümetin bu uygulamalarına karşı Viyana’daki eylemciler “direniş” çağrısında bulundu ve polis güçlerini ıslıkladı. Tansiyonun yüksek olduğu Viyana’da polisle göstericiler arasında yer yer çatışmalar da yaşandı.

Fransa’ya gelecek olursak… 2018’de akaryakıta gelen zam sonrası başlayan ve daha sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un uyguladığı ekonomi politikalarını ve salgın uygulamalarını her hafta sonu protesto etmek için sokaklara çıkan Sarı Yelekliler Hareketi, 20 Kasım cumartesi 3’üncü yılını doldurdu. Yine binlerce kişi Paris sokaklarında eylemdeydi ve yine polisle ciddi çatışmalar yaşandı.

Sadece Paris’de değil, diğer kentlerde de sert protestolar vardı. Fransa’ya bağlı denizaşırı Guadeloupe’da aşı kartı uygulamasına ve sağlık çalışanlarına aşı zorunluluğu getirilmesine karşı yapılan protestolarda şiddet olayları yaşandı. Yerel basının bildirdiğine göre cuma ve cumartesi günü bazı dükkânlar yağmalanırken, pazar günü polis göstericilerin üzerine ateş açtı.  

Zagrep, Lübliyana ve Montreal’deki protestolar da vatandaşların katılımı açısından son derece büyük protestolardı. Hatta Hırvatistan, tarihinde ilk kez Zagrep’te bu kadar kalabalık bir protesto eylemine şahit oluyordu.

İTALYA İLE FRANSA PARALELLİĞİ

İtalya’da da durum bir ölçüde Fransa ile aynı… İtalyanlar da kuzenleri Fransızlar gibi bu 2 yıllık salgın döneminde her hafta sonu büyük protesto gösteri düzenliyorlar.Çizme’nin kuzeyinden güneyine büyüklü küçüklü tüm kentlerde binlerce vatandaş, hükümetin salgın nedeniyle uygulamaya koyduğu kısıtlamaları ve politikaları protesto ediyor.

İtalya’daki protestolar, Draghi hükümetinin, aşı kartı olarak da adlandırılabilecek green pass (yeşil geçiş sağlık kartı) uygulaması başlatmasıyla şiddetini ve gücünü arttırdı. Draghi, kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde, iş yerlerinde green pass uygulamasını başlatmakla İtalyanlar’ın bam teline basmış oldu da diyebiliriz. Meydanlarda önceleri binler toplanırken, şimdi on binler, hatta yüzbinler toplanıyor, ülkede eylem yapma yasağı getirilmiş olmasına rağmen. Ve bu yüzbinlerin içinde aşı olanlar ile aşı olmayanlar, birlikte direniş gösteriyor. Öte yandan, limanlar dahil olmak özere çeşitli sektörlerde grevler de hâlâ sürüyor.

Koronavirüs salgınının başlangıç tarihini aralık 2019 alırsak, üzerinden, az bir süre değil, yaklaşık 2 yıl geçti ve ülkelerin hâlâ başlangıçtaki salgın stratejisini devam ettiriyor olması kabul edilemez. Covid-19 aşısı virüsten koruyor propagandasıyla ülkeler halklarını yüzde 80’leri aşan oranlarda aşıladılar, hatta Cebelitarık gibi yüzde 100 tam aşılama oranını yakalamış ülkeler de var. Ancak bu ülkeler de Avusturya, İrlanda (aşı yüzde 92) gibi, tam kapanma da dahil olmak üzere yeniden özgürlükleri kısıtlayıcı önlemleri uygulamaya koydular.   

AVRUPA’DA SALGIN STRATEJİSİ İFLAS ETTİ

Bu yüksek aşılama oranlarına rağmen virüsün yayılmasının durdurulamamış olması nedeniyle, hükümetlerin bu güne kadar uyguladıkları salgın stratejisi iflas etmiştir diyebiliriz. Avrupa, kıtalar arasında en yüksek aşılama oranına sahip (AB yüzde 65,5), buna rağmen salgının merkez üssü olarak görülüyor. Bu da tabii, Covid-19 aşılarının virüsün bulaşmasını engellemede yetersiz kaldığı yönündeki görüşleri halk tabanında güçlendiriyor. İtalya’da örneğin, 3’üncü doz aşı çağrısı başladı ve ancak halk 3’üncü doz aşıyı yaptırmaya istekli davranmıyor.

GÜNAH KEÇİSİ SEÇİLEN AŞISIZLAR

Hükümetler kendi başarısızlıklarını gizlemek için aşı olmayan az orandaki vatandaşını “günah keçisi” yapma uğraşısında… Oysa ki, aşı olmayanları iki günde bir PCR testi yapmaya zorlamak ve negatif olduklarını göstermeye zorunlu kılmakla, sorunun aşı yaptırmayanlar olduğu teorisi de çürüyor. RAI devlet televizyonunda yayınlanan habere göre, İtalya’da yoğun bakımlarda gerçekleşen ölümlerde; yüzde 55 aşı yaptıranlar, yüzde 45 ise aşı yaptırmayanlar… Bu durumda aşı yaptıranlar yoğun bakıma düşmüyor ya da aşı yaptıranlar Covid-19’u daha hafif geçiriyor, hatta aşı yaptıranlarda ölümler daha az propagandası da gerçekle örtüşmüyor.

Hükümetlerin tüm bu çelişkili propagandaları ve uygulamaları ortadayken, Avrupa’nın önümüzdeki günlerde sosyal patlamalara gebe olduğunu öngörmek yanlış olmayacaktır.

BİRGÜL GÖKER PERDİSA – BOLOGNA

Kaynak: www.serbestada.com