Avrupa medyasında Türkiye’deki kriz: Çöküş sahneleri ve ülkenin geleceği ana konu, ama…

Avrupa ana akım medyasını temsil ettiği düşünülebilecek olan Alman medyasında, Türkiye’deki ekonomik krizle ilgili gelişmeler yakından izleniyor. AKP iktidarına yönelik eleştiri okları sertleşiyor: “Lira çöküyor. Türkiye iflasın eşiğinde. Peki Erdoğan ülkesiyle kumar oynayacak mı? Ülkede hayal kırıklığı, çaresizlik ve öfke hâkim.” Sanki bir tuzak ve bir kopuş aranıyor. 

 

Türkiye’deki büyük ekonomik krizi her geçen gün daha yakından izlemeye alan Alman siyaset sınıfı şimdilik sessiz. Ama Alman medyası yüksek sesle bir “tsunaminin” gelişini haber veriyor. Türkiye’deki ekonomik kararları ve protestoları işliyor. Medyanın giderek frenlemeyi düşünmediği bir üslup ve tonla işlediği Türkiye haberleri, Avrupa’da bir korkunun yeşerdiğine kanıt da kabul edilebilir: Türkiye ekonomisi çökerse, AKP döneminde onunla iyice iç çiçe geçmiş Avrupa ekonomilerinde, özellikle de Federal Almanya’da durum ne olur?

Siyamlı ikizleri andıran bu iç içe geçişin Avrupa’nın en zengin ülkesinde açacağı gedikler neler olabilir? Geri planda bu sorulara yanıt arandığı anlaşılıyor. Medyanın sesinin siyaset sınıfından daha çok duyulması bu nedenle olabilir.

“VATANDAŞ ERDOĞAN’IN TÜRKİYE’Yİ MAHVETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR”

Türkiye’deki döviz dalgalanmaları, ekonomideki depremle ilgili olarak, çok geniş bir erişim ağına sahip olan “t-online” haber portalında “Türkiye’de şiddetli ekonomik kriz: Erdoğan’a oy verdikleri için lanet ediyorlar” başlığı altında bir haber-analiz yayımlandı. Sert yorumlara yer verilen bu haber-analizde “vatandaşın ülkeyi Erdoğan hükümetinin mahvettiğini” düşündüğüne dikkat çekilerek bunun ana nedenlerinden birinin, Erdoğan’ın da sorumluluğunu üstlendiği şiddetli ekonomik kriz ve dörtnala yükselen enflasyon olduğu savunuldu. Dökümde şu vurgular dikkat çekti:

“(Erdoğan’ın) Merkez bankası üzerindeki etkisi nedeniyle yerel para birimi lira giderek daha hızlı değer kaybediyor; mevcut enflasyon oranı yüzde 20’ye yakın. Lira, bir yıl içinde avro karşısında değerinin yaklaşık yüzde 40’ını kaybetti. Bir avro şu anda 13 lira civarında, iki yıl önce 6 liraydı. Sonuç: Yemek, gaz, elektrik, kira… Her şey daha pahalı hale gelirken, çoğu Türk’ün maaşı buna pek ayak uyduramıyor.

Asgari saat ücreti, 18,35 lira, bu da aylık 2,800 lira, yani yaklaşık 200 avroya tekabül ediyor. Yılın başında ise bu rakam 300 avrodan fazlaydı. Pek çok Türk asgari ücretten biraz daha fazlasını alıyor, ancak bu da uzun bir süre daha fazla fiyat artışını yumuşatmaya yetmiyor.”

DER SPİEGEL: “ERDOĞAN’IN SONU GELDİ Mİ?”

Diğer taraftan Türkiye’deki ekonomik kriz sadece Almanya’nın değil Avrupa’nın en etkili  haber dergisi kabul edilen merkez sol eğilimli Der Spiegel’de de geniş şekilde yer aldı. “Erdoğan’ın riskli oyunu” başlıklı haber Olaf Heuser’in ”Sekiz Milyar” adlı dış haberler podcast’inde yer alan Spiegel dış haberler bölümü müdür yardımcısı Maximilian Popp ile söyleşisine dayanıyor.

“Sekiz Milyar”ın bu bölümünde ülkedeki insanların kriz hakkında düşündükleri, Erdoğan’ın siyasi hesabının ve iktidarının sonunun gelip gelmediği sorgulandı.

“Ekonomi çöküyor, lira serbest düşüşte, insanlar yoksullaşıyor: Türkiye’deki durum giderek daha kritik hale geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan krizi durdurabilecek mi, yoksa artık onsuz da olur mu?” soruları yöneltiliyor. Haberde özetle şu ifadelere de yer verildi:

“Dünyadaki diğer popülistlerin aksine, Recep Tayyip Erdoğan ülkesinde hiçbir zaman tam bir desteğe sahip olmadı. Her zaman eleştiri, direniş ve güçlü bir muhalefet vardı. 20 yıl süren Türkiye’deki egemenliğinin başlangıcında birçok Türk’e refah getiren etkili reformlarla halkını ikna edebildi. Önce hükümet başkanı, sonra giderek artan güce sahip bir cumhurbaşkanı oldu. Türkiye şimdi derin bir ekonomik krizin içinde: Lira serbest düşüşte, şirketler yok oluyor, insanlar yoksullaşıyor ve tüm bu konularda cumhurbaşkanı giderek daha kararsız davranıyor. Erdoğan, ekonomik konularda önerilere karşı direnç gösteriyor, halkın karşısına çıktığında kırılgan ve yıpranmış görünüyor. En sadık takipçileri arasında bile artık eleştirel sesler yükseliyor.”

Maximilian Popp da röportajda “Erdoğansız Türkiye’nin bir kurtuluş olabileceği” seçeneğine işaret etti ve bir hatırlatmada bulundu:

“Türkiye’deki pek çok insan kendisine şunu soruyor: Bu adam hâlâ duruma, krize uygun şekilde yanıt verebiliyor mu? Yoksa Türkiye, Türk ekonomisi sadece Erdoğan olmazsa mı toparlanabilir?”

DİE WELT: “TÜRKLER ULUSLARARASI SATIN ALMA GÜCÜNÜ KAYBETTİ”

Öte yandan Almanya’da yayınlanan merkez sağ eğilimli Die Welt gazetesi de Türkiye’deki döviz dalgalanmaları ve şiddetli ekonomik krizi “Liranın çöküşü – Erdoğan ekonomik bağımsızlık savaşı mı ilan ediyor?” başlığı ile verdi.

Türklerin para birimine olan güvenlerini kaybettiğine, Türk para biriminin bir günde yüzde 18 değer yitirdiğine dikkat çekilen haberde, ülkenin ekonomik gerilemesinde yeni bir tırmanışa geçildiği ileri sürüldü. “Cumhurbaşkanı Erdoğan kararlı olsa da, nüfusun büyük bir kısmı tamamen yeni bir para birimi seçeneği düşünüyor” saptamasına yer verilen değerlendirmede, şu görüşler dikkat çekti:

“Türkiye’nin ‘ekonomik yükseliş’ hikâyesi başka bir ciddi gerileme yaşadı. Döviz piyasasındaki çalkantı bunun gözle görülür bir ifadesidir. Orada, Türk Lirası salı günü rezerv para birimi olan dolar karşısında tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi. Zirvede ulusal para, değerinin yüzde 18’ini kaybetti ve ilk kez bir dolar için 13 liradan fazla ödenmesi gerekti. Tarihte ilk kez bir avro 15 liradan fazlaya mal oldu. Bu, üst üste mağlubiyetle geçen on birinci gündü -20 yılın en uzun ‘eksi galibiyeti’. Yalnızca bu yıl, lira değerinin yaklaşık yüzde 40’ını kaybetti; beş yıllık bir perspektifte, düşüş dörtte üç oranında. Türkler o zamandan beri uluslararası satın alma güçlerinin çoğunu kaybetti.”

YENİ POSTA – BERLİN

FOTO: AA