Avrupa’da göçmen sorunu: “Nazi döneminde toplama kampı vardı, bugün Akdeniz var”

Bir savaş histerisi içinde yol bulmaya çalışan Avrupa Birliği, göçmen ve mülteci sorununda tam bir açmazla karşı karşıya.

AB’nin lider ülkesi ve hegemon ekonomisi Almanya, göç ve iltica konusunda özel bir duruma sahip. Bertelsmann Vakfı dört yıl önce bir araştırma hazırladı ve bu ülke ekonomisine 2060 yılına kadar her yıl en az 260 bin “işgücü” girmesi gerektiğini bulguladı. Bazı benzer kurumların araştırmalarında bu ihtiyacın 400 bine kadar çıktığı da gözleniyor. Almanya ve AB’nin ağır bir göçmen açığı var. Yani işgücü açığı… Çünkü nüfus azalıyor ve yaşlanıyor.

Böyle bir ortamda göçmen düşmanlığı ve aşırı sağ yayılıyor.

YouTube kanalı Sınırsız TV’de Avrupa’da göç çerçevesinde yaşananlar, özel bir programla, ancak bu kez “içeriden” işleniyor ve irdeleniyor.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube's privacy policy.
Learn more

Load video

“Hangi Avrupa?” başlığıyla yayına giren programı Yeni Posta Yayın Yönetmeni Işın Ertürk yönetiyor. Ertürk, programın daimi konuğu gazeteci-yazar Osman Çutsay ile pazartesi ve cuma günleri, farklı konuklarla de çarşamba günleri Avrupa’nın içinden yaşlı kıtada olup bitenleri masaya yatırıyor.

Bu programda Avrupa’nın savaşın gölgesinde göçmen ve mülteci, ırkçılık ve işgücü açığı açmazını İrlanda’dan SolHaber yazarı gazeteci Çağdaş Gökbel ve Federal Almanya’daki Kiel Üniversitesi’nden hukukçu Alaz Sümer tartıştı.

ALAZ SÜMER

ÇAĞDAŞ GÖKBEL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sınırsız TV’de çarşamba günkü “Hangi Avrupa?” başlıklı programda şu sorulara yanıt arandı:

– Avrupa‘nın göçmen ve mülteci korkusu, acımasız ve sert politikaları Akdeniz’i ceset denizine çevirdi. AB dışındaki ülkelerde olduğu gibi Türkiye’yi de bir mülteci kampına dönüştürdü ve Türkiye’yi bu kampın başına nöbetçi dikti. Bu açmazdan çıkmak mümkün mü?

– Avrupa’nın, en azından merkez ekonomilerinde müthiş bir göçmen işgücü açığı var. Hem en gelişkin, nitelikli işgücü olarak hem de en alt gelir grubu ve zor işlerde çalışacak niteliksiz işgücü olarak… Bu ihtiyaç ve göçmenlere/yabancılara karşı toplumsal tepki arasındaki gerilim alanını nasıl açıklayacağız? Ne olacak?

– Birçok kurum araştırmalar yapıyor, farklı rakamlar çıkarıyorlar. Ama en iyimserlerinde bile her yıl Alman ekonomisine örneğin, çeyrek milyonluk bir yabancı işgücü girişi olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu rakamı çok daha yüksek bulanlar da var. Sorun şu: Yaşlı ve azalan nüfus ücretler genel düzeyini yukarıya çeker, malum. Çünkü işgücü azalmaktadır, o zaman ücretler yükselir. Bu, yerli halk ve çalışanlar için dramatik bir sorun. Gerçekten de, “davetsiz konukların” çok düşük ücretlerle çalışmaya hazır olmaları, ücretler genel düzeyini aşağıya çekiyor ve bu, yerlilerdeki yabancı nefretini tetikliyor. Böyle bir çalışma ortamından ve siyasi cepheleşmelerden neler çıkar?

– Avrupa’nın güçsüz ekonomileri zaten ne yapacağını bilemiyor. Güney ve Doğu Avrupa’nın yetişkin işgücü merkezdeki zenginlere, özellikle Almanya-Avusturya hattına yöneliyor. Buralar bir çekim merkezine dönüşüyor. İşsizlik korkusu ve düşük ücretler, yabancılara yönelik tepkiyi derinleştirirse, nasıl bir kaotik sahne ile karşı karşıya kalırız?

YENİ POSTA – DUBLİN / BERLİN

FOTO: AA