Avrupa’da neler oluyor, neler olacak? Paris ko(r)kuyor

Fransa aşırı sağa doğru kayıyor, yuvarlanıyor. Seçmen “siyasetçilerimizin tümü hırsız, tümü vurguncu” olduğu kanısında. Paris kokuyor. Fransızlar korkuyor.

 

Fransa siyaseti sarpa sarıyor. Siyasetçiler yeniden tatsız bir dönemde. Eskilerden ve yenilerden siyaset sahnesinin kimi yıldızları patır patır dökülüyor. Ama Nisan 2022’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi birinci turu yaklaşırken aday olacağını söyleyenlerin sayısı artıyor. Fakat bu göreve layık görülebilecek, uluslararası düzeyde tanınan, siyasi veya başka bir alanda olağanüstü bir özelliği olan herhangi bir aday da henüz görünmüyor.

Bu “boşlukta” aday olacaklarını söyleyenlerden kiminin siyaseti komediye çevirdiği izlenimi doğuyor. Sanki hiç bitmeyen bir televizyon dizisinin en kötü bölümleri izleniyor. Kiminin fırsat budur diyerek daha bir süre sürmesi beklenen bu karamsar günlerde kendi reklamını yaptığı bile sanılıyor. Kiminin ne yaptığı/ne yapacağı ise henüz bilinmiyor.

İşin rastlantısal ama önemli yanı ise bugünlerde eski siyasetçilerden bir-ikisi hakkındaki yolsuzluk, kamu parasını kişisel çıkar için harcamak gibi suçlardan açılmış davalarında karar aşamasına gelinmiş olması:

Birkaç gün içinde, defalarca bakan, Sarkozy’nin değişmez başbakanı François Fillon (hakkında epey yüklü para cezası yanında üçü tecilli beş yıl hapis cezası istendi) ve eşi Penelope Fillon (para cezası ve üç yıl tecilli hapis cezası) hakkında mahkemeden karar çıkacak. Fillon’un umurunda mı? Bilmiyorum. “Siyaseti bıraktıktan” sonra özel sektördeki bir şirketin yürütme kurulunda üye oldu, kendi özel şirketini kurdu, 2021’de Rusya Federasyonu temsilcisi olarak rus petrol şirketi Zaroubejneft yönetim kuruluna atandı… Keyfi yerinde olmalı.

GERHARD SCHRÖDER VE KARIN KNEISSL ÖRNEKLERİ

Rusya Federasyonu kamu petrol şirketleri Avrupalı eski siyasetçileri transferleriyle dikkat çekiyor. İşte iki örnek olarak yıllardan beri Rosneft yürütme kurulundaki Almanya Federal Cumhuriyeti eski başbakanlarından Gerhard Schröder’i ve haziran 2021’de aynı kurula atanan Avusturya Federal Cumhuriyeti Dışişleri eski Bakanı Bayan Karin Kneissl’i anabiliriz.

Rusya Federasyonu Avrupa Birliği üyesi değil hatta AB ve Rusya Federasyonu arasında ilişkilerin çok sıkı olduğu da söylenemez. Ama Rusya Federasyonu AB’den yakın bulduğu önemli siyasetçileri öksüz bırakmıyor… Taraf tutmadan. Aşırı sağ partileri de ihmal etmiyor. Örneğin Fransa’daki ırkçı ve aşırı sağcı partinin öteden beri finansmanı olduğu yazılıyor. Söyleniyor. Yalanlanmıyor.

Rusya, Avrupa siyasetinin içinde.

Oysa Rusya devleti eski yöneticilerini ihmal ediyor. Gorbi’nin yıllarca mütevazı ve hatta basbayağı kötü bir apartmanda oturmasına gözünü kapadığını anımsayabiliriz. Ama neyse ki “AB üyesi devletlerin kadirşinas yöneticileri aralarında para toplayarak” Gorbi’ye “kendisine layık bir ev” alıp hediye etti… Vitaly Mansky’nin bugün 90 yaşındaki Gorbi’nin yeni evinde, “datçasında”, gerçekleştirdiği “Gorbatchev en aparté” başlıklı bir saat süren belgeselini izlemenizi tavsiye ederim.

AB ile Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) de benzer bir siyaset izliyor. Örneğin Macaristan ile ilişkileri son derece derin. Aşırı sağcı ve ırkçı Başbakanı ile ilişkiler mükemmel. Macaristan’da epey büyük bir “Çin Üniversitesi, kampüsü” kurulmak üzere… Ayrıntılı bilgi için “université chinoise à Budapest” diye tıklayın göreceksiniz. ÇHC’nin kimi eski başbakan ve/veya başkanı da transferinden, transfer edebileceğinden söz ediliyor…

RÜZGÂR DOĞU’DAN ESİYOR

Sıkı bir rüzgâr Doğu’dan esiyor Avrupa’da: Para hırsı ve “geçim meselesi” belirleyici. Sistem önce kendini sürekli kılan yöneticileri tarafından kullanılıyor: Kişisel çıkarları için.

Anımsatmak için yazıyorum: Birkaç ay önce Sarkozy bir yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası itirazı üzerine şu sırada Yargıtay’da. Son kararı Yargıtay mı verecek? Paris merkezi hapishanesi “cumhurbaşkanı için özel daire”sini hazırlıyor… Sarkozy ilk kez hakkında hapis cezası istenen cumhurbaşkanı unvanını kazandıktan sonra belki ilk kez hapis yatan eski cumhurbaşkanı unvanını da kazanacak.

Fransa’da “kuvvetler gerçekten ayrı” olduğu için, evet, evet, Yargı hakikaten Yürütme’den ve Yasama’dan bağımsız olduğu için, bu tür kararlar alınabiliyor. Yürütme’nin başındaki Macron “yakın dostu” Sarkozy’yi “kurtarıcı” bir şeyler yapamıyor. Belki de çok gizli bir şekilde yapıyordur. Ama ne oluyorsa oluyor, en gizli yaptığını sandığı şeyler bile birkaç gün içinde kamuoyuna yansıyor. Saray’da casus mu var? Macron için de ilginç söylentiler dolaşıyor. Belki yakında yazılabilecek hale gelir. Haberimiz olunca yazarım.

Bu tür davalar, mahkeme kararları, yaptırımlar ilk ve yeni değil, ama her seferinde olduğu gibi, istisnasız hemen hemen bütün siyasetşilerin, iş başındakilerin, adayların, aday olacağını ileri sürenlerin tümünün karizması bir kez daha çizildi. Burjuva demokrasisi ve kapitalizm belası da darbe yedi. Fransa aşırı sağa doğru kayıyor, yuvarlanıyor. Seçmen “siyasetçilerimizin tümü hırsız, tümü vurguncu” olduğu kanısında.

Paris kokuyor.

Fransızlar korkuyor.

Ne olacak bu memleketin hali?

Prof. Dr. M. ŞEHMUS GÜZEL – PARİS

GÖRSEL: Ömer Yaprakkıran

FOTO:  Stephen Leonardi /  Bermix Studio on Unsplash