Avrupa’nın doğusunda bir Afganistan projesi mi? Almanya da Ukrayna savaşını uzatacak önlemlerde kararlı

Daha önce iki dünya savaşının çıktığı bölgedeki yangına benzin dökülmesi, ABD’nin ağır baskısıyla Avrupa’nın lokomotif ülkesi Federal Almanya’nın da desteğini almaya başladı. Berlin, Avrupa’yı bu ateşe ortak etme konusundaki çekincelerini geri çekme yolunda. “Avrupa’nın ortasına bir Afganistan cehennemi oturtmak sakıncalıdır” diyenler, beklemede.

 

Berlin’den art arda gelen açıklamalar ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Brüksel’de dün “Uzun dönemli hazırlık yapmalı, Ukrayna’yı desteklemeli, yaptırımları sürdürmeli ve savunma sistemimizi güçlendirmeliyiz” diye konuşması, Batı dünyasının Ukrayna’daki yangını sürdürmekte ve “harlı tutmakta” kararlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bu arada NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın girişinde konuşan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, önümüzdeki günlerde Ukrayna’ya gideceğini anlatırken, “Ukrayna’nın ihtiyacı olan daha az alkış ve daha çok silah” diyerek bu doğrultudaki yeni adımların haberini verdi.

Bugün sona eren toplantıda, İskandinav ülkelerinin de NATO üyeliğinin gündeme girmesiyle Rusya karşıtı sertlik yanlılarının ağırlığı arttı. Finlandiya ve İsveç hükümetlerinin de NATO üyeliği doğrultusunda sinyaller vermesi dikkat çekti. 

Desteğin boyut ve sonuçlarını, kimi yorumculara göre, yine Stoltenberg’in “Ukrayna ordusunun gösterdiği cesaretle birlikte, yolladığımız destekler, cephede olumlu sonuçlar veriyor” açıklamasından çıkarmak da mümkün.

YANGINA BENZİN ÜSTÜNE BENZİN: NEDEN?

Bu arada Federal Almanya’daki gelişmeler de ateşin yaygınlaşacağı kuşkularına hak verdirecek biçimde sertleşiyor. Son gelişmeler, örneğin eski Başbakan Angela Merkel’in bu gelişmelerle ilgili kamuoyuna ısrarla hiçbir açıklama yapmaması gibi bir “mesaj”, Alman siyaset sınıfı içinde, tıpkı Alman sanayiciler arasında olduğu gibi, farklı cepheler bulunduğu yorumlarına hak kazandırıyor.

Alman Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, önceki gün kamuoyuna 40 Rus diplomatın sınır dışı edileceğini ilan ederken, Ukrayna’ya daha önceki teslimatlarda olmayan yeni silah sistemlerinin gönderileceğini vurgulamıştı.

Bu arada “her zaman dikkatli” Angela Merkel’in yıllar içindeki “müzmin muhalifi” ve CDU (Hıristiyan Demokrat Birlik) başkanlığında da halefi Friedrich Merz, “ağır silahların da Ukrayna’ya ihraç edilebileceğinin artık hesaba katılması gerektiğini” belirtti. CDU’nun Bavyera’daki kardeş partisi CSU’nun (Hıristiyan Sosyal Birlik) Federal Meclis Grup Başkanı Alexander Dobrindt de “Savaşa girme noktasına kadar her şey yapılabilir” diye konuştu. Bütün bu açıklamalar, Almanya’daki siyaset sınıfının bir bütün olarak Ukrayna’da Zelenskiy yönetimine çok daha yoğun silah ve başka lojistik desteğinin, “yaptırımlar” başlığı altında yapacağını gösterdi.

LONDRA: TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT

Bu “kızıştırmalar”, özellikle Londra’nın her geçen gün daha da sertleşen çıkışları, Kiev-Moskova barış müzakerelerine müdahale anlamını da taşıyor. Batı basınında Ukraynalı müzakerecilerin bu pazarlıklarda bir ilerleme kaydedildiği yolundaki açıklamaları büyütülmedi. Ancak o müzakerelerin ardından Başbakan Boris Johnson’ın, Ukrayna’nın askeri pozisyonunu güçlendirilmesi için ısrarları dikkat çekti.

Johnson’a göre, Zelenskiy yönetimi, Moskova ile bir ateşkes imzalamadan önce askeri açıdan daha güçlü bir konuma gelmeli ve ancak ondan sonra Moskova ile ateşkes pazarlığına oturmalı. Britanya’daki Telegraph gazetesinde yer alan bir haberde, Ukraynalı müzakere temsilcilerinin Rusya’nın Ukrayna’dan gelen hemen hemen tüm barış önerilerine destek verdiği yönündeki açıklamalarına dikkat çekildi. Bu eğilimin Johnson hükümetini telaşlandırmış olabileceği sanılıyor. Londra’nın, Afganistan’daki mücahitlerin rolünü Ukrayna’da üstlenebilecek “milliyetçi” güçlere, Starstreak uçaksavaş füzeleri gönderdiği ve bu karmaşık sistemin eğitiminin da o yerel güçlere verildiği belirtiliyor.

Ukrayna’ya giden silahlar arasında Alman ağırlığı da artıyor. Ana akım medya dışındaki birçok kaynakta, Ukrayna’ya Almanya’dan silah ihracatının arttığı, Berlin’in uzun süredir ertelediği “ihracat onaylarını” art arda verdiği belirtildi. Buna göre 1000 tanksavar füzesi, 500 adet de Stinger uçaksavaş füzelerinin bölgeye gönderilmesine izin çıktı. Bu arada eski Alman Demokratik Cumhuriyeti ordusu (NVA) bünyesindeki 58 tank ve zırhlının Çekya’dan Ukrayna’ya gönderilmesine de yeşil ışık yakılmış durumda. Ayrıca 2 bin 700 Strela uçaksavar füzesinin de gönderileceği saptandı. Bu arada bazı kaynaklara göre, 300 milyon avroluk yeni silah teslimatı içinde, 2 bin 650 adet RGW90 HH Matador tanksavarları, 18 İHA, makineli toplar, 3 bin gece dürbünü, binlerce çelik yelek ve miğfer bulunuyor. 

Berlin’deki bu “onay hareketlenmesi”, Ukrayna’ya uzun bir savaş ateşi ekme konusunda başkentler arasındaki görüş ayrılıklarının giderilmeye başladığına bir kanıt olarak yorumlandı.

HESAPTA OLMAYAN TEPKİ

Avrupa ve NATO içinde, Ukrayna’da Rusya’yı vurmak için gerekli tüm yığınağın yapılmasıyla ilgili görüş birliği yayılır ve derinleşirken, Avrupa halklarının ve barış çevrelerinin bu girişimler karşısındaki tutumu merakla bekleniyor. Örnek olay olarak İtalya ve Yunanistan’da geçtiğimiz haftalarda yaşanan engellemelere dikkat çekiliyor. 

Gerçekten de İtalya ve Yunanistan’da işçilerin ve bazı sendikaların Ukrayna’ya gizlice gönderilen silah ve zırhlı araçlar taşınmasına karşı çıkarak, taşıma işlemlerini durdurması, yeni bir duruma işaret kabul edildi.

İtalya’da Pisa havaalanıyla Cenova limanında gizlice sevkedilecek silah, zırhlı ve cephaneleri ortaya çıkaran işçiler Ukrayna’daki savaşın tırmandırılmasına karşı çıktıklarını belirterek taşıma iylemlerini durdurdular. Selanik ’te de Yunan işçileri benzer bir engelleme gerçekleştirdi. Aleksandroupoli limanında işçiler, gemilerle gelen trenlere yüklenmesi gereken ABD tanklarının Yunan demiryolu şirketi TrainOSE’ye aktarılmasını reddettiler. Haber 3 Nisan’da Daily Telegraph’ta “Yunan demiryolu işçileri NATO tanklarının Ukrayna’ya nakledilmesini reddetti” başlığıyla yayımlandı. Tepkiyi Yunan sendikaları da destekledi. Yunanistan’da toplumsal tepkinin giderek yayıldığı yolunda bilgiler geliyor.

Avrupa Birliği’nin, özellikle Berlin’in, Ukrayna ateşinde daha aktif rol alacağını düşünenler, haksız çıkmayacak gibi görünüyor.

Ancak Avrupa’nın en tehlikeli bölgesine 21’inci yüzyılda bir tür “1980’lerin  Afganistan cehennemi”ni oturtma planlarının, yaşlı kıtadaki tüm siyasal ve ekonomik dengeleri altüst edeceğine kesin gözüyle bakılabilir.

OSMAN ÇUTSAY – FRANKFURT

FOTO: AA