Baş tanığın kara kutusuymuş: Mafya, Hollandalı gazeteci Peter R. de Vries’i infaz mı etmek istedi?

GAZETECI
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Sokak ortasında başından vurulan Hollandalı araştırmacı gazeteci Peter R. de Vries’in durumu ciddiyetini korurken, polis üç şüpheliyi gözaltına aldı. Gazeteci de Vries’in organize suç örgütüne karşı açılan dev “Marengo davasının” baştanığı Nabil B.’nin kara kutusu olduğu, bu nedenle saldırının bir infaz eylemi olabileceği belirtiliyor. Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema usta gazeteciyi “ulusal kahraman” olarak nitelerken Hollanda Başbakanı Mark Rutte olayı “özgür gazeteciliğe saldırı” sözleriyle niteledi.

Organize suçla ilgili araştırmaları le ün salan 64 yaşındaki araştırmacı-gazeteci Peter R. de Vries’e, Amsterdam’ın Lange Leidsedwarsstraat caddesinde gerçekleşen saldırı ülkedeki basın özgürlüğü ve suç çetelerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kanlı saldırı Hollanda ve Avrupa basınında geniş yer aldı. Amsterdam’ın merkezindeki Leidseplein’de bir televizyon stüdyosundan çıkarken akşam 19.30 sıralarında sokakta vurularak başından vurularak ağır yaralanan gazeteci Peter R. de Vries’in hayatını kurtarmak için doktorlar her şeyi yaptıklarını bildirdiler.

BAŞKAN HALSEME: “ALÇAKÇA İŞLENMİŞ BİR SUÇ”

Olayın ardından RTL özel televizyon kanalının web sitesinde yer alan habere göre, Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema düzenlediği basın toplantısında, “Peter R. de Vries hayatı için savaşıyor. O bir ulusal kahraman ve cesur bir gazeteci” dedi. Başkan Halsema saldırıyı “acımasız, alçakça işlenmiş bir suç” olarak nitelendirdi.

BİRİ POLONYALI DİĞERİ ROTTERDAMLI İKİ ŞÜPHELİ

Olaydan kısa bir süre sonra ise üç gözaltı  gerçekleşti. Amsterdam polisine göre, şüpheli tetikçi de dahil olmak üzere salı günü üç şüpheli gözaltına alındı. De Telegraaf gazetesine gözaltına alınanlar 35 yaşında bir Polonyalı,  21 yaşında bir Rotterdamlı. Her ikisi de A4 otoyolunda yakalandılar. Yine her ikisi de cuma günü hakim karşısına çıkacak. Amsterdamlı 18 yaşındaki üçüncü şüpheli ise sorgusu yapıldıktan sonra serbest bırakıldı. Suçun arka planı hakkında henüz bir şey bilinmiyor. Geniş çaplı soruşturma kapsamında ise özel bir komisyon kuruldu.

DE TELEGRAAF’TAKİ MESLAKTAŞLARI “İNFAZ”DAN EMİN

Buna karşılık de Vries’in de Telegraaf’taki meslektaşları olayın “infaz” olduğunu ileri sürdüler. Focus haber portalında yer alan habere göre stüdyodan çıkan bir güvenlik kamerasının görüntülerinde De Vries görülebiliyor, ardından koyu yeşil kamuflaj ceket ve motosiklet kaskı takmış açık tenli bir adam tarafından başına birkaç kez ateş ediliyor. De Vries’in Telegraaf’tan meslektaşları, saldırının tek kişilik bir operasyon olmadığından emin olduklarını bildirerek  ”Saldırının gerçekleştirilme şekli, iyi planlanmış bir infazın tüm özelliklerini gösteriyor” dediler.

EN TEHLİKELİ MAFYA BABASI: RİDOUAN TAGHİ

Hollanda ve Avrupa medyasında yer alan haberlere göre, ünlü “Marengo” davasının baş sanığı Hollanda’daki yeraltı dünyasının en tehlikeli mafya babalarından Ridouan Taghi. Devasa boyutlarda olduğu ileri sürülen cinayet davasında on yedi sanık yargılanıyor.

Gazeteci Peter de Vries’in Marengo’da organize suça karşı açılan davada kilit tanık Nabil B.’nin sırdaşı olduğu belirtiliyor.

BAŞ TANIĞIN AVUKATI VE KARDEŞİ DE ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ

2019’da baş tanığın avukatı ve kardeşi vurularak öldürülmüştü. Uluslararası alanda faaliyet gösteren “Marengo” çetesinin, korkulan, gaddar ve vicdansız bir yeraltı patronu olarak ün salan baş sanık Ridouan Taghi maksimum güvenlikli bir hapishane olan Nieuw Vosseveld’de tutuluyor. 43 yaşındaki mafya lideri Aralık 2019’da Dubai’de tutuklanıp Hollanda yargısına sevk edilmeden önce uzun bir süre Avrupa polis teşkilatı Europol’ün “En Çok Arananlar” listesinde yer alıyordu. 16 çete üyesiyle birlikte Taghi, Rotterdam uyuşturucu mafyası , altı cinayet ve birkaç cinayete teşebbüs suçlarından sorumlu tutuluyor.

YÜKSEK GÜVENLİKLİ MAHKEME SALONU: DE BUNKER

Duruşma, Mart 2021’den bu yana Amsterdam’daki yüksek güvenlikli mahkeme salonu “De Bunker”de yoğun polis koruması altında yürütülüyor.

Savcılık, Taghi’yi suç örgütünü “iyi yağlanmış bir ölüm makinesi” gibi yönetmekle suçluyor. Bu süreçte altı cinayetin tamamına karıştığı söyleniyor. Kurbanlar ise ya uyuşturucu çetesinin düşmanları ya da polis casusu olduklarından şüphelenilen çete üyeleri. Diğer iki cinayet, davayla ilgili, ancak ayrı olarak ele alınıyor. Ceza davası resmen açıldıktan kısa bir süre sonra, kilit tanık Nabil B.’nin kardeşi Mart 2018’de Amsterdam’da vuruldu. B.’nin avukatı da bir cinayet girişiminin kurbanı oldu.

ESKİ AVUKAT HAMMERSTEİN: DE VRİES’İN VURULMASI DAVAYLA BAĞLANTILI

Rijnmond kamu yayın kuruluşuna göre, Nabil B.’nin eski avukatı Oscar Hammerstein, “Taghi, davasına müdahale eden herkesin vurulacağını söyledi” söyledi. De Vries’e yapılan saldırının davayla ilgisi olduğuna inandığını kaydeden Hammerstein “Önce tanığın kardeşi, sonra avukatı öldürüldü. Şimdi ise zırhsız, korumasız çıkan bir adam” dedi.

Öte yandan RTL’de yer alan habere göre, olay, Hollanda’da basın özgürlüğünün büyük bir tehdit altında olduğunu da gösteriyor. De Vries’e yapılan saldırı, birçok endişe verici gelişmeden sadece biri. Amsterdam’daki “De Telegraaf”a yönelik saldırı girişimi, polis koruması alan “De Telegraaf” ve “Het Parool” gazetecilerine yönelik ölüm tehditleri ve yeraltı dünyasında dönüştürülmüş yedi işkence konteynerinden bahsetmeye değer.

BAŞBAKAN RUTTE: “ÖZGÜR GAZETECİLİĞE SALDIRI”

Saldırı Holanda’yı derinden sarstı. Televizyon kanalları özel programlarda habere geniş yer verdi.  Başbakan Mark Rutte ve Adalet Bakanı Ferdinand Grapperhaus terörle mücadele dairesiyle bir araya geldi. Rutte yaptığı açıklamada “özgür gazeteciliğe saldırı”dan söz etti. Grapperhaus da “De Vries’in kurtulmasını tüm içtenliğimizle umuyoruz” dedi. Almanya’ya resmi bir ziyarette bulunan Hollandalı kraliyet çifti “derinden şoke olduklarını” dile getirdi. Kral Willem-Alexander ve eşi Máxima, Facebook ve Twitter hesaplarında “Gazeteciler işlerini özgürce ve tehdit altında olmadan yapabilmeli” dediler.

DJV: “GAZETECİLERİ SİNDİRMEYE YÖNELİK BİR SALDIRI”

Öte yandan Alman Gazeteciler Birliği (DJV) konuya ilişkin yaptığı açıklamada organize suçlar hakkında haber yapan ”gazetecileri sindirmeye yönelik hedefli bir girişime” işaret etti. DJV’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda şöyle dendi:

“Hollandalı gazeteci Peter R. de Vries’e dün Amsterdam’da düzenlenen suikast girişimi karşısında şoke olduk. Peter de Vries ve ailesine metanet diliyoruz ve güç diliyoruz. Bu saldırı hiçbir şekilde boşluk bırakılmadan tamamen aydınlatılmalı.”

DJV GENEL BAŞKANI FRANK ÜBERAL: “ELEŞTİREL GAZETECİLİK SUSTURULMAK İSTENDİ”

DJV Genel Başkanı Frank Überall de Birliğin web sitesinden şu açıklamayı yaptı:

“30.000 DJV üyesinin tamamı adına, size yönelik bu alçakça saldırıdan hızlı ve tam bir şekilde iyileşmenizi yürekten diliyorum. De Vries bir televizyon stüdyosundan çıkarken vurularak ağır yaralandı. O organize suç alanında uzmandır ve ‘hoşgörü programı’ kapsamında olduğu iddia edilen bir suçluyla yakın temasta bulunmuştur. Saldırı ile eleştirel ve cesur gazetecilik susturulmak istenmiştir. Bu, organize suçlar hakkında haber yapan gazetecileri korkutmak için kasıtlı bir girişimdir.”

Diğer taraftan Sınır Tanımayan Gazeteciler ve Gazetecileri Koruma Komisyonu örgütleri de birer açıklama yaparak  de Vries ile dayanışmalarını dile getirdiler.

 

Dünyanın dört bir yanındaki gazeteciler de söz konusu gaddarca saldırıya yönelik bir açıklama yaparak “şok olduklarını” bildirdiler. Uluslararası ve Avrupa gazeteci federasyonları ortak açıklamalarında, ”Avrupa’da basın özgürlüğüne karşı yeni bir trajik darbeden söz ettiler ve “Bu korkunç saldırının” müvekkilleri ve failleri bir an önce tespit edilip adalete teslim edilmelidir” talebinde bulundular.

De Vries, Hollanda’nın örgütlü suçları araştıran en usta  gazetecisi olarak kabul ediliyor. Ayrıca düzenli olarak duruşmalarda mağdurların veya tanıkların sözcüsü olarak görülüyor, televizyon kanallarında talk show’lara konuk oluyor. Cesur çabalarıyla de Vries, yıllar boyunca çok sayıda düşman edindi, ancak yine de polis korumasını reddetti. “De Telegraph” muhabiri Marcel Vink, Bild gazetesine yaptığı açıklamada de Vries’in risk aldığını belirterek  ”Her zaman etrafımda polis istemiyorum, özgürce çalışmak istiyorum, diyordu” diye konuştu.

Usta gazeteci, 1987’de bira üreticisi Freddy Heineken’in kaçırılmasıyla ilgili “en çok satanlar” listesine giren kitabıyla uluslararası üne kavuşmuştu. 2008’de Natalee Holloway davasını haber yaptığı için Emmy Ödülü’nü kazandı. Amerikalı Natalee Holloway 2005 yılında Aruba’da kaybolmuştu ve bir Hollandalı tarafından öldürüldüğü tahmin ediliyor.

YENİ POSTA – AMSTERDAM

FOTO: Twitter