Batı yönetenlerinin Türkiye’dekileri aratmayan ikiyüzlülüğü: Onlarda Julian Assange bizde Osman Kavala!

Wikileaks’in kurucusu ve sözcüsü, araştırmacı gazeteci, siyasi aktivist Julian Assange sadece gerçekleri yazdığı ve doğruyu söylediği için Batı’nın eliyle ağır çekim katlediliyor.

 

Basın ve ifade özgürlüğü ve insan hakları ile ilgili Batı adına en utanç verici, hem de canlı bir örnek var yıllardır karşımızda: Assange davası. Bu, Avrupa medyası ve hükümetlerinin de susarak izlediği bir “korku filmi” adeta.

Gerçeklerin araştırılmasına ve ortaya çıkarılmasına tahammül edemeyen ABD ve Batı’daki “işbirlikçileri”, Assange’ı hepimizin gözleri önünde infaz ediyor. Gözdağı veriyorlar.

HELİKOPTERDEN SİVİLE ATEŞ AÇAN ABD ASKERLERİ

Biraz geriye gidelim:

Assange, 2006 yılında gizli bilgi ve fotoğrafları ifşa eden WikiLeaks’i kurmuştu. Tam dört yıl sonra ise yani  2010 yılında Irak’taki ABD askerlerinin tüm dünyanın kanını donduran görüntülerini paylaştı. Amerikan askerleri bir helikopterden ateş açarak 18 sivili öldürüyorlardı.  

GAZETECİNİN GERÇEKLERİ YAZMAKTAN BAŞKA BİR İŞİ Mİ VAR?

Altı yıl Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’nde yaşayan ve neredeyse son üç yıldır yani 2019 yılından bu yana Londra’da cezaevinde bulunan Assange, “ABD tarafından binlerce gizli askeri belgeyi sızdırarak” yasaları ihlal etmekle suçlanıyor. Yani “gerçekleri ortaya dökmekle”. Gazetecinin sanki başka bir işi varmış gibi…

ABD 175 YILA KADAR HAPSİNİ İSTİYOR

Wikileaks platformundan ifşaatlarıyla Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili ABD’ye ait gizli belgeleri yayınlamak ve casuslukla suçlanan gazeteci Assange, 10 Aralık’ta ABD’nin iade talebiyle Londra Yüksek Mahkemesi’nde açtığı davayı kaybetmişti. Avukatlarının ifadesine göre ABD’de 175 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya. Assange’ın avukatları ise İngiltere Yüksek Mahkemesi’ne temyiz başvurusunda bulundu.

“HAYATTA KALMA ŞANSIYLA İLGİLİ KORKULARIMIZ ARTIYOR”

Avustralya kökenli Assange’a işte  o son darbeyi ABD’ye iade davasının vurduğu görülüyor. İki çocuğunun annesi olan ve aynı zamanda savunma ekibinde de yer alan hayat arkadaşı Stella Morris, İngiltere’de hapsedilen Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’ın, cezaevinde “hafif” bir felç geçirdiğini dünyaya duyurdu. Stella Morris, Daily Mail’e yaptığı açıklamada endişelerini şöyle getirdi:

“Julian’ın durumu iyi değil ve korkarım bu küçük felç daha şiddetli bir inmenin habercisi olabilir. Bu dava ne kadar uzun sürerse, hayatta kalma şansıyla ilgili korkularımız da o kadar artıyor.”

50 yaşındaki WikiLeaks editörünün sağ göz kapağında düşüklük, hafıza kaybı ve nörolojik hasar belirtileri gözlenmiş. Assange, hakkında devam eden ABD’ye iade davasının stresinin sağlığındaki genel bir bozulmaya yol açtığına ve geçirdiği “küçük” felcin bundan kaynaklandığına inanıyor.

“KAŞIKÇI’YI TESTEREYLE PARÇALADILAR, ASSANGE’I CEZAİ KOVUŞTURMAYLA PARÇALIYORLAR”

Almanya’da yayınlanan ve eleştirel makalelere ve analizlere yer veren Rubikon News haber portalı, Caitlin Johnstone tarafından www.caitlinjohnstone.com’da kaleme alınan “Onu öldürüyorlar” başlıklı makalenin çevirisini yayınladı. Max Stadler tarafından Almancaya çevrilen makalede Assange’ın durumu, 2 Ekim 2018’de dünyayı şoke eden, Suudi gazeteci ve  Washington Post’un köşe yazarı Cemal Kaşıkçı’nın uğradığı suikastle kıyaslanıyor, hem de şu tüyler ürperten, ancak gerçeği de apaçık gözler önüne seren ifadelerle:

“Suudi rejiminin, Kaşıkçı’ya düzenlediği suikast gibi, ABD Güç İttifakı bir gazeteciyi elbirliğiyle öldürüyor. Tek fark şu: Kaşıkçı kemik testeresi ile canlı canlı parçalanarak çok hızlı bir şekilde öldürülmüştü, Assange ise cezai kovuşturma ile yavaş yavaş öldürülüyor.

Assange’ın ABD’ye iade davası, kemik testeresi ile parçalamanın sadece Batı versiyonudur. Ancak bu daha az barbar, zalimce ve  gaddar değildir. Sadece daha medya dostu ve dünyamızı yöneten küresel imparatorluğun batı kollarının ’İyi adam faşizmi’ne daha uygundur. ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya hükümetleri, Assange’ı yok etmek için yürüttükleri koordineli işbirliğinde belki parçalara ayırmıyorlar, ancak bunu da yapabilirler.”

Aynı makalede BM İşkence Özel Raportörü Nils Melzer’in Assange’ın sağlık durumuyla ilgili çıkan haberlere yanıt olarak yaptığı açıklamaya da yer veriliyor. Melzer, tıp uzmanlarıyla birlikte 2019 yılında Assange’ı muayene etmişti ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ile işbirliği içinde şu raporu yayınlamıştı: “Stres, kronik kaygı ve yoğun psikolojik travma.” Ertesi yıl Melzer şu açıklamayı da yapmıştı:

“CEZAEVİNDE ÖLÜRSE, BU, İŞKENCE GÖRDÜĞÜ ANLAMINA GELİR”

“Julian Assange psikolojik işkencenin tipik belirtilerini gösteriyor. Yakında koruma altına alınmazsa, sağlığının hızla bozulması muhtemeldir ve bunun sonuçlarından biri ölüm olabilir.”

Bu yılın ekim ayında Melzer daha da net bir şekilde şunları ifade etmişti:

“Eğer hapishanede ölürse, bu, gerçekten de işkence gördüğü anlamına gelir. Gerçek bu. Ve abartmıyorum. Savaş bölgelerinde çalıştım. Uzun zamandan bu yana mahkûmları ziyaret ediyorum. Julian Assange’ı ziyaret ettim ve iki uzman adli tıp patoloğu ve onu dört saat boyunca incelemesi için yanımda bir psikiyatrist vardı. Hepimiz bu sonuçlara birbirimizden  bağımsız olarak vardık. Bu sırada hayatı tehlike altındaydı. Biz cezaevinden ayrıldıktan birkaç gün sonra ise durumu gerçekten daha da kötüleşti.”

Gittikçe kötüleşen sağlık durumuna ve ölüm riski ile ilgili uzmanların defalarca uyarmasına karşın Julian Assange, ABD öncülüğündeki Batı’nın elinde tutsak tutulmaya devam ediliyor, üstelik peş peşe ağır cezai kovuşturmalar eşliğinde.

DÜNYANIN EN BÜYÜK GAZETECİ HAPİSHANESİ TÜRKİYE’DE YILLARDIR BÖYLE

Başlıkta dediğimize geri dönelim: “Onlarda Assange, bizde Kavala!”

Ancak önce bizdeki genel tabloya bakalım:

Assange örneğinden yola çıkarak, bizde ne yazık ki sırf gerçekleri yazdığı için aynı durumda olan sayısız  gazeteci var.

Basın ve ifade özgürlüğü ihlalleri, insan haklarına ve demokrasiye saldırılar konusunda dünyada başı çeken ülkeler arasında yer alan Türkiye’de basın emekçileri yıllardır cezaevinde tutuluyor. Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönen Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2021 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksinde 153’üncü sırada. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFJ), gazeteci ölümleriyle ilgili yıllık raporuna göre Türkiye ”dünyada en fazla gazeteciyi cezaevine gönderen ülke” olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası’na (TGS) göre Türkiye’de halen gazetecilik faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan 34 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde.

Yeniden Kavala’dayız!

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Birleştirilen Gezi ve Çarşı davasının ikinci duruşmasında, 4 yılı aşkın bir süredir cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğuna birkaç gün önce devam kararı verdi. Kim kınadı? Şu, araştırmacı gazeteci Assange’ın ağır çekim katledilmesine sesini soluğunu çıkarmayan Avrupa mı? Hangi boyutlarda? Neredeler?

Osman Kavala’nın Avukatı Deniz Tolga Aytöre’ye mahkeme kulak vermese de biz buradan bir kulak verelim. “Meşru olmayan, somut olmayan deliller” diyor, “Bir insanın anayasal hakkı elinden alınıyor” diyor, “Bu kamu yetkisini kötüye kullanma sorunudur” diyor…

Norveç PEN Türkiye Danışmanı Caroline Stockford da kararın anayasaya aykırı olduğunu bildiriyor ve “Absürt bir yargılamada absürt bir karar çıktı” diyor.

KAVALA ÜZERİNDEN PARMAK SALLANIYOR

Bu davanın da tıpkı Assange’da olduğu gibi adil bir yargılama değil siyasi bir davaya dönüştüğüne tüm dünya tanık oluyor. Siyaset ve yargının el ele vererek Kavala’yı tıpkı Assange davasında olduğu gibi tutsak aldığını ve Kavala üzerinden belirli çevrelere parmak sallandığını mı görüyoruz?

Yani hep aynı korku ve ardından hep aynı tehdit ve esir alma.

SOKAKTAKİ SADE VATANDAŞ HER ŞEYİN FARKINDA

Ancak hem trajik hem de komik olan, Batı’nın Assange üzerinden parmak sallarken, Türkiye yönetenlerinin Kavala üzerinden gözdağı veriyor olmasıdır. Assange’ı zor bir ölüme mahkûm eden aynı Batı, Kavala davası sürecinde arada bir Türkiye’nin kulağını çekiyor.

Fakat 2021 yılının son günlerinde, biri Londra’da diğeri İstanbul’da olmak üzere özgürlükler üzerinden duruşma salonlarında oynanan oyunların artık inandırıcı olmadığını, halk görüyor, hani o sokaktaki sade vatandaş. Kimsenin bundan kuşkusu olmasın.

TUTSAK ALANLARA KÖTÜ HABER ŞU…

Savaş suçlarının ortaya saçılmasına içerleyen ve bu nedenle el ele vererek sessizce ve yavaşça bir gazeteciyi katleden Batı ile “Gezi” travması nedeniyle bir aktivisti cezaevinde tutanlara kötü haberim var:

Assange ile Kavala ve onların nezdinde özgürlükleri ellerinden alınmış olanlar şimdilik kaybetmiş gibi görünseler de, gerçekleri söyledikleri ve doğrunun yanında yer aldıkları için, çoktan kazandılar bile.

Çünkü gerçekler ve iyiler her zaman kazanır. Hemen olmasa da, bir gün mutlaka.

Kahramanlar biraz da o “bir gün”e kadar acı çektikleri için kahramandırlar. 

Az kaldı…

IŞIN ERTÜRK – STUTTGART