Belli bir düşünce yapısının ürünü “Sekülerfobia”nın dışavurumu: Sürtük

Kadını aşağılamanın en basit ve en kestirme yoludur cinsel ayrımcılık, cinsel aşağılama.

Büyük Şair’in dediği gibi

“anamız, avradımız, yârimiz

ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen…” kadınlarımıza sürtük demek de öyle.

Anadolu’da yeri “öküzümüzden sonra gelen” anamız, bacımız, karımız ve kızımıza

“sürtük” demek, belli bir düşünce yapısının en yalın dışavurumudur.

Kadına yapılan her aşağılama, her hakaret, her küfür dönüp aslında bizi bulur. Çünkü onlar bizim ya anamız ya bacımız ya karımız ya da kızımızdır.

Annesine düşkün insanların diğer kadınlara hakaret etmelerinin elbette psikolojide bir karşılığı var…
LAİKLİK KORKUSU

Yeni yüzyılda tanıştığımız yeni kavramlardan biri de İslamofobi. Avrupa’da köktendinci Müslümanların veya İslamcıların gerçekleştirdiği her kanlı eylemden sonra İslamofobi’nin arttığı bir gerçek.

İslamofobi’yi dillerine dolayanların da Sekülerfobi’ye sahip oldukları yadsınamaz bir gerçek. Seküler olandan, yani Laiklik’ten korkan kesim dile getirmese de, “Sekülerfobi” gerçeğini artık saklayamazlar.

Sekülerfobi’ye sahip olanlar hep İslamofobi’yi dillerine doluyorlar.

Sekülerfobia kelimesi yeni bir kavram. Ancak, ülkede yaşananları ve Avrupa’daki Türkler arasındaki düşünce yapısını anlamak için kullanacağımız en yerinde kavram aynı zamanda.

BEYAZ GELİNLİK

Ailenin en çekirdek yapısını oluşturmaya “beyaz gelinlik ve siyah damatlık”la başlarız.

Oysa Anadolu’da gelinler kendi evlerinden çıkarken kırmızı renk elbise giyerlerdi yüzyıllar boyu. Bahtlarının açık olması ve yaşama sevinçlerini göstermek için “kırmızılı kadın” olurlardı.

Beyaz gelinliği Müslümanlar olarak ilk defa Osmanlı Padişahı Abdülhamid’in kızı Naime Sultan giydi 1898’de Gazi Osman Paşa’nın oğlu Kemâlettin Bey ile evlenirken. Batı’da ise ilk kez 1499’da Fransa Kralı XII. Louis ile evlenen İngiliz Düşeş Anne of Brittany giydi. Prens Albert ile 1845’te evlenen Kraliçe Victoria’nın 5,5 metrelik bembeyaz kuyruklu gelinliğiyle birlikte bütün dünyada gelinler “beyaz”, damatlar “siyah” giymeye başladı.

SİYAH GELİNLİK BEYAZ DAMATLIK

Sare Şahbaz’ın paylaşımında gördüm, “Beyaza masumiyet simgesi verilmesi ve kadına yüklenmesiyle başlayan 500 yıllık beyaz gelinlik geleneği… Diyorum ki roller değiştirilse, bir 500 yıl da gelinlikler siyah, damatlıklar beyaz olsa ve şu masumiyeti biraz da erkekler taşısalar” düşüncesini.

Haksız mı?

Biz beyazı giyip masumiyetimizi göstersek cümle âleme olmaz mı! Namuslu olduğumuzu göstermek zorunda kalsak bize bakanlara.

Düşüncesi bile ağır…

Tarihte de hep kadına yükledik namuslu olma zorunluluğunu.

Namusu sadece iki bacak arasında arayan zihniyet, yalanı, arsızlığı, hırsızlığı, uyuşturucu tüccarlığını namussuzluk olarak görmez.

Göremez.

Düşünce yapımızı değiştirmedikçe anamız, karımız, kızımız hep sürtük(!) olarak kalacak.

Sürtük kelimesi de Sekülerfobia’nın dışavurumu…

FİKRET AYDEMİR

FOTO: AA