Buça’da vahşet: Nasıl bir tepki verilmeli?

Rus askerlerinin Kiev yakınlarında Ukrayna’ya ait pek çok bölgeden çekilmesinden sonra, işgal altında tuttukları yerlerde sebep oldukları vahşete dair her saat başı yeni ipuçları ortaya çıkıyor.

 

Görgü tanıkları keyfi infazlar, tecavüzler ve yağmalar yaşandığını bildiriyor. ABD yönetimi kanıt toplamak ve Rusya’yı savaş suçundan yargılatmak istiyor. Basın, Avrupa’nın nasıl tepki vermesi gerektiğini tartışıyor.

KURIER (Avusturya)

PUTIN’IN YERİ SANIK SANDALYESİ

Şimdi şaşıranlar demek ki daha önce gözlerini kapamışlar, diye hatırlatıyor Kurier:

“Kadınlar, tecavüzün yaşatılan iğrençliklerden biri olduğundan şüpheleniyor ve Ukraynalı uzmanlar haftalardır toplu infazların yaşanabileceğine yönelik uyarıda bulunuyordu. Batılılar olarak bu sesleri işitebilmeliydik. … Putin 2014’ten beri Donbass’ta, işkencenin bütünüyle normal olduğu bir terör rejimi yarattı. Çeçenistan’da askerlerinin, tam da Ukraynalıların bugün yaşadıklarını yapmasına izin verdi: Yağmaladılar, tecavüz ettiler ve öldürdüler. Tüm bunlar yaşanırken Batı hep seyretti ve kılını kıpırdatmadı. İşte bu yüzden Avrupa ve ABD artık Putin’e vaziyeti kurtaracak bir çıkış yolu sunmamalı: Onun bir sonraki durağı ancak Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi olmalı.”

BERLINGSKE (Danimarka)

TANKLAR VE SAVAŞ UÇAKLARI VERMELİYİZ

Berlingske, Batı’nın kararlı bir tepki vermesini istiyor:

“Putin ve yandaşlarının bir gün Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı huzuruna çıkarılabilmesi için kanıt toplamaya yardımcı olmamız gerekiyor. Ancak bu da yeterli değil. Rusya’ya yönelik AB yaptırımları sertleştirilmeli. Rus bankalarını tamamen etkisiz hale getirmeli ve Ukrayna’yla savaşmaya devam ettiği sürece Rusya’dan alınacak petrol ve doğalgaz için tek bir avro ya da ruble ödeme yapmayı reddetmeli. … Ukraynalıların ülkelerini kurtarmak için istediği tank, helikopter ve savaş uçağı gibi daha ağır saldırı silahlarını vermeliyiz. Meydanı barbarlara bırakmamamız gerekiyor.”

BERLINER ZEITUNG (Almanya)

BATI’NIN SAVAŞA GİRMESİ GİBİ BİR SEÇENEK YOK

Berliner Zeitung da Ukraynalıların silah sevkiyatı aracılığıyla yoğun bir şekilde güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor:

“[Ukraynalıların] yalnızca ülkelerini savunma veya topraklarını geri alma kapasitelerini artırmakla kalmamalı, aynı zamanda devam eden müzakerelerdeki taleplerini kabul ettirmeleri için güçlü bir pozisyon edinme fırsatına da sahip olmaları sağlanmalı. Rusya’nın sahadaki pozisyonu ne kadar zayıflarsa, Ukraynalı diplomatların işi de o kadar kolaylaşır. Ancak savaş ne yönde ilerlerse ilerlesin, bir husus hariç tutulmalı: Batı’nın savaşın içine çekilmesi diye bir şey söz konusu değil. Dünya barışı için bu bir seçenek olamaz.”

DİÁRIO DE NOTÍCIAS (Portekiz)

RUSYA’DAKİ MUHALEFETİ GÜÇLENDİRİN

Diário de Notícias, Biden’ın Putin’le ilgili değerlendirmesinde haklı olduğunu düşünüyor: “Rejimleri dışarıdan değiştirmek iyi bir strateji değil elbette, ama bunu içeriden yapmak isteyenlere destek vermenin bir sakıncası yok. Rus birliklerinin Kiev civarındaki bölgeden çekilirken sebep oldukları dehşet ve suç görüntülerini görenlerin Biden’a pek bir itirazı olamaz. ‘Tanrı aşkına, bu adam iktidarda kalamaz.’”

CORRIERE DELLA SERA (İtalya)

NÜKLEER SİLAHLAR BARIŞI GARANTİ EDEMEDİ

Yazar Paolo Giordano, Corriere della Sera’da nükleer caydırıcılığın, Putin’in keyfiliğini garantiye almaya yaradığı konusunda uyarıda bulunuyor:

“Caydırıcılık ilkesi, aksi ispatlanana kadar işe yaramıştı. Aksi artık ispatlandı ve adı da Ukrayna. … Bu savaşa ilişkin tutumumuzu tarif etmenin başka bir yolu gerçekten yok: Yakınlarımızda bulunan, Avrupalı, yardım etmek istediğimiz ve yardım edilmeyi gerçekten hak eden bir halkın, bize yönelik nükleer bir misilleme yapılmasından korktuğumuz için işgal edilmesine ve katledilmesine göz yumuyoruz. Caydırıcılık artık barışı değil, aksine cezasızlığı, saldırma hakkını ve güçsüzlüğümüzü garanti ediyor.”

24TV.UA (Macaristan)

GERÇEK YÜZÜ

Yazar Yan Valetov, Rusya’daki insanlara olan tüm inancını neden kaybettiğini anlatıyor 24tv.ua’da:

“Rus ordusu Ukrayna’ya öldürmek, yıkmak ve yağmalamak için gelen bir çetedir! Cesetleri yemeleri için köpeklerin önüne atıyorlar ama çaldıkları klozetleri ve elektrikli kıyma makinelerini evlerine götürüyorlar. Yağmacılar, tecavüzcüler, katiller ve paralı askerlerden oluşan dünyanın en büyük ikinci ordusu gerçek yüzünü gösterdi. … 140 milyon nüfusa sahip bir ülkenin yüzde 75’i bu savaşı destekliyor ve Rus ordusunun komşu bir ülkede yaptıklarını onaylıyorsa, Ruslar ölümcül bir hastalığın pençesinde demektir ve yerleri uygar dünya değil Demir Perde’nin arkası, bir kafesin içi olmalıdır.”

LIDOVÉ NOVINY (Çekya)

KOLEKTİF HAFIZADA YER EDİNECEK

Lidové noviny, Bucha’dan gelen rahatsız edici fotoğrafların yaratacağı sonuçlar hakkında şunları yazıyor:

“Batı’nın Bucha’ya tepkisi, Sırpların 1995’te Srebrenitsa’da Bosnalı Müslümanları katletmesine verdiği tepkiden daha hızlı ve sert olacak. … Sembolik etkisi ise çok daha önemli olacak. Bucha, içinde Srebrenitsa’nın da olduğu kolektif hafızada yer edinecek. Batı’nın Ukrayna’dan gelen yardım taleplerini reddetmesi gittikçe zorlaşıyor. Ukrayna’da ise Rusya’yla yürütülecek barış müzakereleri ve gelecek on yıllar boyunca sürdürülecek ilişkiler karmaşıklaşacak. Özellikle de Rusya Savunma Bakanlığı’nın alaycı bir biçimde, bunun Ukrayna’nın bir sahtekarlığı olduğunu ve Rusların kimsenin saçının teline zarar vermeyeceğini ilan ettiği günden beri.”

LA STAMPA (İtalya)

ŞİDDET PİRAMİDİ

Rusya uzmanı Anna Zafesova, şiddetin kökenini La Stampa’da şöyle açıklıyor: “Diktatörlüklerin on yıllar boyunca ayakta kalmasının nedeni yalnızca farklı düşünenleri bastırmaları değildir. Herkesin astlarına kötü muamelede bulunma hakkı karşılığında üstleri tarafından kötü muameleye uğramayı kabullendiği bir şiddet piramidi tesis ediyorlar. Generallerin en tepedeki liderin hoşuna gitmek için subayları cephanesiz ölüme gönderdiği, teğmen ve komutanların Ukraynalıların evlerini yağmalayarak kendilerini ödüllendirdiği, aç askerlerin gücün bir parçası gibi hissetmek için sivillere tecavüz ederek onları öldürdüğü, bir tür yukarıdan aşağıya eziyet düzeni.”

TAZ, DIE TAGESZEITUNG (Almanya)

Soykırımcılarla müzakere edilemez

Taz, soykırım suçlamasında bulunuyor:

“Bu mesele soyut bir tartışma değil, aksine doğrudan siyasi bir anlama sahip. Bir yönetimi soykırımla itham etmek şu anlama gelir: Bu yönetim meşruiyetini kaybetmiştir. Soykırımcılarla el sıkışamazsınız. Bunlarla müzakere edemezsiniz. Ait oldukları yer, en iyi ihtimalle mahkemelerdir ve Kigali ile Kudüs’te bilindiği ve uygulandığı üzere doğrudan kurbanları ve onların evlatları için dünyanın her yerinde soykırımcıların peşine düşmek meşrudur. Putin bir soykırımcıysa eğer, Bucha’daki Rus askerleri sadece Ukraynalıları öldürmediler. Bizzat kendi yönetimlerinin de mezarını kazmış oldular.”

THE SUNDAY TİMES (İngiltere)

TECAVÜZCÜLER HEMEN HER ZAMAN PAÇAYI KURTARIYOR

The Sunday Times köşe yazarı Christina Lamb, savaşlarda tecavüzün neredeyse hiçbir zaman yaptırımı olmadığından yakınıyor:

“Sorun şu ki, kimse cezalandırılmıyor. 20 yıllık faaliyetleri boyunca Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaşta tecavüz suçundan yalnızca tek bir hüküm verdi. 2000 yılında Rusya dahil bütün BM üyesi ülkeler, 1325 sayılı kararın kabulünden yana oy kullanmıştı. Karar, çatışmalarda kadınları ve kız çocuklarını cinsel şiddete karşı koruma çağrısı yapıyordu. O zamandan beri sorun daha da büyüdü. Kadınların büyük çaplı cinsel saldırılarına maruz kalan taraf erkekler olsa, durum acaba değişir miydi, diye soruyorum kendime.”

YENİ POSTA – BRÜKSEL

FOTO: AA

KAYNAK: https://www.eurotopics.net/tr/279271/bucha-da-vahset-nasi-bir-tepki-verilmeli?pk_campaign=et2022-04-05-tr&pk_kwd=279271