“Büyük Britanya” bunu konuşuyor: Trump ile Johnson “ruh ikizi” olabilir mi?

 

Amerikalılar, Donald Trump’ın seçilerek Başkan olduğu 2016 yılında, başlarına ne geleceğini kestirememiş olabilirler, ama görev süresi dolup, geldiği gibi seçimle gideceği belli olan Trump’ın, seçim sonuçlarının “çalındığını” söylemesiyle fanatikleri galeyana getirmesi ve meclisin “istila” edilmesini asla unutmayacaklar.

 

Bir grup Trump taraftarı, Amerikan tarihine kara bir leke gibi düşen bu kanlı olayın uygulayıcıları, Trump da kışkırtıcısı olmuştu.

Trump’ın göreve geldiği yıllarda, Birleşik Krallık’ta da “Brexit” tohumları ekiliyordu ve en büyük tohum serpici de Boris Johnson idi.

Gel zaman git zaman, işler öyle bir hal aldı ki, Boris Johnson ektiği tohumların meyvesini yemeye başladı ve kendini 10 Downing Street’teki Başbakanlık Konutu’nda buluverdi.

Şansı yaver giden Johnson, Trump’ın kışkırtıcılığını “kınayan” bir mesaj yayınlarken, tam 13 ay sonra benzeri bir duruma kendisinin düşeceğini kestiremedi elbette.

LABOUR’UN LİDERİNE YAPILAN SALDIRI JOHNSON’IN ESERİ

Başbakanlık konutunda pandemi yasakları boyunca, içkili-çalgılı-çengili partiler yapılmasına izin veren ve kendisi de bizzat bu partilere katılan Johnson’ın, “bağımsız bir denetmen” olan Sue Gray’in hazırladığı raporla da, bu partilerin gerçekleşmesini engellemeyen, devlet ciddiyetinden uzak, işyeri etiğini tanımayan, ekibi ve konutu üzerinde disiplin ve otoritesi bulunmayan biri olduğu ortaya çıkınca, çareyi önce özür dilemekte, sonra da ana muhalefet partisi Labour’ın lideri Keir Starmer’a “belden aşağı” vurmakta buldu.

Keir Starmer, Labour’daki görevine gelmeden önce CPS’in (Crown Prosecution Service/Kraliyet Savcılık Hizmetleri) başındaki başsavcı idi. CPS, 2012’de ülkeyi dehşete sürükleyen bir dava olan “çocuk ve kadın istismarcısı” Jimmy Savila davası nedeniyle bir hayli hırpalanmış, önce Savila’nın “suçsuz” olduğuna kanaat getirilmiş, ancak ardından derinlemesine inceleme yapılarak “suçlu” bulunmuştu.

O günlerde CPS’in bu ikircikli gibi görünen kararının ardında, teşkilatın başı  Starmer olmasından dolayı, Starmer’ı yerden yere vuran Johnson, parlamentoda yaptığı konuşmada, sanki suçu işleyen Starmer’mış gibi, sanki Starmer konuyla ilgili aklanmamış gibi ve en önemlisi 10 yıl önce değil de daha yeni işlenmiş bir suçtan bahsediliyormuş gibi, ağır ithamlarda bulunmuştu.

Bu konuyu, “durup dururken” gündeme taşıyan Johnson, kendi üstüne çevrilen okları şaşırtmak ve başka bir hedef oluşturmak için böyle bir yol tercih etmişti ve amacına da ulaştı.

Ancak ilk tepkiler, kendi kurmaylarından geldi. Johnson’ın bu konuşmasını etik dışı bulan 5 kıdemli yönetici, aralarında Johnson’ın “beyni” olarak tanımlanan Munira Mirza başta olmak üzere geçen hafta istifa ettiler ve giderken bıraktıkları istifa mektuplarında bu konunun bardağı taşıran son damla olduğunu söylediler.

Boris Johnson, hiç istifini bozmadı, 2 gün içinde yepyeni bir ekip kurdu, hatta gelen yeni ekiple birlikte ünlü “I will survive” (Kurtulmayı başaracağım) şarkısını söylerek kameralara poz verdi.

İstifa eden ekibin gerekçelerinin kendi yaptığı konuşma olduğu hatırlatıldığında da Starmer’dan özür dilemedi ve  gazetecilere de “Ben öyle demek istemedim, CPS’in geneli için konuştum” diyerek, tuhaf bir açıklama yaptı.

İşte bu olayın üstünden daha bir hafta bile geçmeden, Labour Lideri Sir Keir Starmer, parlamentoya giderken, yolda, bir grup göstericinin sözlü saldırısına uğradı ve polisin yetişmesiyle, polis aracına bindirilerek oradan uzaklaştırıldı.

Fanatik taraftarlar bu sefer Londra’da kendilerini göstermişti.

Adeta “linç” etmeye ant içmiş gibi, hırçın ve saldırgan fanatikler, attıkları sloganlarla Starmer’a “hain” diyorlar, “Savila’nın destekçisi” diye haykırıyorlardı.

Bu kitle, CPS ile ilgili 10 sene önce yaşanan olayı ne doğru dürüst takip etmişlerdi ne de Jonhson’ın kıdemli kurmaylarının istifa gerekçelerini biliyorlardı. Sadece Johnson’ın parlamentodaki konuşmasında Starmer’a karşı sarf ettiği sözleri duymuşlardı, çünkü işlerine böylesi geliyordu.

ÖZÜRCÜ JOHNSON ŞİMDİ DE DUT YEDİ

Olur olmaz her şey için özür dileyen, kendi koltuğunu korumak için her türlü maskaralığı yapan Johnson, asıl bu sefer, en büyük özürü dilemesi gerekirken, Starmer’ın ölümüne neden olmak üzereyken, ne bir özür diledi ne de geri adım attı, “genel” bir geçmiş olsun mesajıyla konuyu geçiştirdi.

İnanması zor, ama gerçek.

Tıpkı, Trump gibi, fanatiklerin eline galeyana gelecekleri barutu serpti, kışkırttı, kenara çekildi.

Bu nedenle, Britanya’daki medya da, seçmen de, bir zamanlar yana yakıla baktıkları ve kınadıkları Donald Trump ile Boris Johnson arasındaki benzerliğe şaşırıyorlar.

Adeta “ruh ikizine” benzeyen bu iki siyasi karakter, “devlet etiği ve kalitesine” yakışmadıklarını, yaptıklarıyla ortaya koyuyorlar.

GÖZDE SAPANLI – BIRMINGHAM / BİRLEŞİK KRALLIK

FOTO: AA