Der Spiegel ve The Atlantic üzerinden yeni bir sahne: Erdoğan sonrasına hazırlık

Der Spiegel, Türkiye’deki durumun acımasız bir dökümünü yaparken, ünlü Amerikan dergisi The Atlantic, AKP rejiminin bir oyununu tersine çevirmiş görünüyor.

 

Der Spiegel, neresinden bakılırsa bakılsın, Avrupa’nın en etkili haber dergisi, daha doğrusu ülkenin en etkili internet sitesine de sahip olduğu için, en etkili “haber ve analiz grubu”… Cumartesi günü piyasaya verdiği son sayısında Türkiye’de bir “Novum” yaşandığına dikkat çekti. Türkiye muhabirleri Şebnem Arsu ve Maximilian Popp üzerinden… Bir yenilikten söz etti…

Ne mi oluyor?

Kriz Türkiye’de hızla yayılıyor Der Spiegel muhabirlerine göre ve eskisinden farklı olarak, artık Erdoğan’a karşı kartlar göstere göstere sergileniyor. Dergi, internet sitesinde de abonelere açtığı haber-analizi, “Siyasetçilerin Türkiye’de açıkça Erdoğan’dan sonraki zaman üzerine konuşması; bu, bir yenilik” sözleriyle bitiriyor. Üç sayfalık haber-analiz, Erdoğan Türkiye’sinde durumun birçok örnek eşliğinde fazlasıyla vahim olduğunu gösteriyor.

Erdoğan ve rejiminin gerçeklikle ilişkisinin koptuğu, örneklerle anlatılıyor. Bu arada Kılıçdaroğlu da “maharetli bir stratejist” olarak övülüyor.

Türkiye için en önemli dış odak konumundaki Avrupa Almanyası için de artık bir dönemin kapandığına tanık oluyoruz. Der Spiegel, biraz abartarak söylersek, bu yaklaşımıyla tüm Alman ve hatta Avrupa medyasını, belki de siyaset sınıfını temsil ediyor. Yani…

Yani, Avrupa’da, tam bir AKP karşıtlığı içindeki halklar bir yana bırakılırsa, yönetimlerin de artık Erdoğan sonrası döneme hazırlandığı gözleniyor.

Ancak yönetici sınıfların bu değişim için özel bir mesai harcamaması, henüz bagajı ağır girişimlerde bulunmaması da dikkat çekiyor.

“THE ATLANTIC” İLE AÇIĞA ÇIKAN

Türkiye ve yönetimine Batı yönetenlerinin nasıl baktığını gösteren bir başka medya örneği, Amerikan dergisi The Atlantic’ten verilebilir. Aralık sayısının kapak dosyası, ünlü ve antikomünist kimliğiyle ünlü “liberal” yazarları Anne Appelbaum tarafından kaleme alınmış. Burada bu yazının içeriğinden çok, başlık ve başlık illüstrasyonu, pek trajik bir dönemeçten geçtiğini gösteriyor Ankara’nın. İşinin zor olduğunu…

Yazının illüstrasyonunda 5 dünya politikacısı, Appelbaum’a göre belki de erken 21’inci yüzyılın “kötü adamları” (Bad Guys) bir arada verilmiş: Venezuela, Belarus, Rus, Çin liderlerinin yanına Recep Tayyip Erdoğan iliştirilmiş. Derginin internet sitesinde görülebilir. Anne Appelbaum ve The Atlantic’e göre, bu “kötü adamlar” yeni yüzyılın kazananları olma yolunda: “The bad guys are winning”.

Burada önemli olan Appelbaum’un tezleri falan değil. İllüstrasyonla ortaya çıkan bir Erdoğan trajedisi.

Trajedi?

Men dakka dukka… Bugün bana, yarın sana…

Ne mi?

Şöyle: Avrupa’nın da sessiz kaldığı, izlemekle yetindiği Ergenekon ve Balyoz hukuk cinayetlerinde, bu yüzyılın en kirli kumpaslarında, Türkiye’nin “aldatılmaya teşne liberallerini” daha kolay etkisizleştirmek için, AKP’ye muhalif, gerçekten liberal, hatta sosyal demokrat ve kemalist, hatta daha da solcu askeri ve sivil bürokratlar, gazeteciler vs. özellikle “içeriye alınmış”, bu arada bu hukuk cinayetini “sol geçinenlere” haklı göstermek için torbanın içine milliyetçilikleri, hukuk dışı faaliyetleriyle ünlü Veli Küçük tipi birkaç tane sağcı atılmıştı.

Böylece bir mesaj verilmişti.

Şimdi bu oyun uluslararası arenada Erdoğan rejimine karşı Erdoğan torbaya atılarak yapılıyor. Ne kadar sorunlu olurlarsa olsunlar, Appelbaum’un illüstre ettirdiği liderlerin hepsi, solla az veya çok bir akrabalık ilişkisi içinde. Tutumları çeşitli değerlendirmelere açık, burada onları tartışmıyoruz, ama bu liderlerin iktidarda kalmak için bazı sol değerleri, örneğin kamu ekonomisini korumak zorunda kaldıkları çok açık. Ankara’nın oynadığı oyunu, şimdi Batı, “AKP Ankarası” ve liderine karşı oynuyor.

Appelbaum, bu Amerikalı yazar hanım, eski Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ile evli ve galiba daha çok Polonya’da yaşıyor, ama akademik-medyatik birçok alanda etkin. AB’den hiç memnun olmadığı ise biliniyor. Yeni yüzyıla otokratların el koymasından korkuyor.

Her durumda, bu analiz, içerdiği tezlerden çok, illüstrasyonundaki “oyun” nedeniyle önemli.

Erdoğan rejiminin uyguladığı, solcuları ve muhalifleri bir torbaya doldurup içine bir iki sağcıyı karıştırmak gibi bir yöntemi, AB ve ABD’nin şimdi ona karşı uygulamaya başladığını mı görüyoruz?

Çok ilginç zamanlara çoktan girmiş bulunuyoruz.

OSMAN ÇUTSAY – FRANKFURT