Djokovic vakasının aslı neydi? Lityum, Sırbistan, Almanya ve lisans iptali

Sırbistan, Anglo-Avustralya maden devi Rio Tinto’nun lityum arama ve çıkarma ruhsatını iptal etti. Sırbistan’ın bu kararı, Avustralya’nın dünyaca ünlü Sırp tenisçi Novak Djokovic’in vizesini iptal edip turnuvada oynatmamasının hemen ardından geldi. Rio Tinto’nun ekonomik kaybı 2.4 milyar dolar… İptal kararının alınmasında hidrojene dayalı yeşil enerji projeleri yapan Almanya’nın da rolü olduğu söyleniyor.

 

Lityum projesiyle ilgili tüm kararları ve ruhsatları iptal eden Sırbistan hükümeti, Anglo-Avustralya maden devi Rio Tinto’nun lityum çıkarırken doğaya büyük zarar vereceğini savunan çevreci grupların isteğini yerine getirmiş oldu.

“Serbest Ada” haber portalında Birgül Göker Perdisa imzalı habere göre Jadar Lityum Projesinin iptaliyle dünyanın ilk 10 lityum üreticisi arasına girme şansını yitiren Rio Tinto’nun ekonomik kaybı 2,4 milyar dolar. Ruhsatın iptal edilmesiyle, Rio Tinto’nun borsadaki hisseleri ise, 48 saat içinde 5 milyar dolar değer kaybetti.

Haber özetle şöyle:

Sırbistan Başbakanı Ana Brnabić yaptığı basın toplantısında, Rio Tinto’yu proje hakkında devlet kurumlarına yetersiz bilgi vermekle suçlayarak, ruhsat iptal kararının bu nedenle alınmış olduğunu söyledi.

Belgrad’ın bu kararı almasında, Avustralya’nın “sağlık ve düzeni koruma” gerekçesiyle Sırp tenisçi Novak Djokovic’in vizesini iki kez iptal ettikten sonra, tenis turnuvasında oynatmayarak ülkesine geri göndermesi etkili oldu. Sırbistan vatandaşı ünlü tenisçinin Avustralyalı yetkililer tarafından taciz edilip, küçük düşürülmeye çalışıldığını söyleyen Belgrad’ın Avustralya’ya bir tepkisi elbette olacaktı. Avustralya’ya hem lityum madeni nedeniyle hem de tenisçi Djokovic’e yapılanlar nedeniyle kızgın olan halkın tepkisinden çekinen Sırp hükümeti, nisan ayında yapılacak genel seçimlerde yeterli oy alamayıp parlamentoya girememe kaygısıyla da hareket etti.  

DJOKOVİC ÜZERİNDEN AVUSTRALYA-SIRBİSTAN LİTYUM SAVAŞLARI

Djokovic’in Covid-19 aşısı yaptırıp yaptırmamayı kişinin özgür kararına bırakılmasından yana olduğu bir sır değil. Ancak Djokovic aralık ayında koronaya yakalanıp iyileştiğini Avustralyalı siyasilere ve Tenis Turnuvası yetkililerine bildirmişti. Koronavirüse yakalanıp atlatanlar aşıyı iyileştikten sonra 3 ila 6 ay arasında yaptırabiliyorlar. Bu nedenle Avustralyalı yetkililer onay vermekte sakınca görmediler. Djokovic de vizesini alıp Avustralya’ya gitti.

Peki sonrasında niye Avustralya Djokovic’i hedef tahtasına oturttu?

Avustralya hükümetinin tenisçi Novak Djokovic ile uğraşmasının asıl sebebi Sırbistan’daki zengin lityum madeni…  Djokovic, Anglo-Avustralya madencilik devi Rio Tinto’nun Sırbistan’da çevreyi tahrip edip kirleten maden projelerine karşı geçtiğimiz aralık ayında yapılan halk gösterilerini desteklemişti. Sırbistan halkı Avustralya kökenli Rio Tinto’nun Belgrad yakınlarındaki Loznica’da lityum çıkarma ruhsatının iptal edilmesini istiyordu. Djokovic de ülkesindeki maden karşıtı bu protestoları destekleyerek Rio Tinto’nun çarkına çomak sokmuştu yani.

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN EKOLOJİK GEÇİŞ PROJESİNDE LİTYUMUN ÖNEMİ

Geleceğin petrolü veya beyaz altını olarak bilinen lityumun önemi, gelişen yeni teknolojilerle daha da arttı. Lityum elektrikli araçlar, elektrikli portatif aletler, küçük ev aletleri, tablet ve telefonlar başta olmak üzere tüm akıllı teknoloji bataryalarında kullanılıyor. Elektrikli otomobil akülerinin olmazsa olmazı. 

Avrupa Birliği, elektrikli otomobollerin dahil olduğu sözde “ekolojik-yeşil geçiş” dönemi için lityuma ihtiyaç duyuyor. Avrupa Birliği’nin kritik hammadde listesinde, pil üretiminde kullanılan kobalt, doğal grafit ve silikon yer alırken, 2020 yılı Eylül ayında güncellenen listeye lityum da girdi. AB için lityum yakın gelecekte kilit bir rol oynayacak, bu nedenle sıfır emisyonlu hareketlilik için lityum arzının garanti altına alınmasını istiyor. Özetle, “ekolojik geçiş” dönemini başlatmak isteyen AB, lityum madeni nedeniyle Avrupa’nın göbeğinde oluşacak çevre felaketine ise göz yumacak.

“Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” demezler mi AB’ye?…

“Jadar Vadisi”, tam olarak Gornje Nedeljice köyünde bulunuyor. Gornje Nedeljice, Avrupa’nın en büyük lityum yataklarından birine ev sahipliği yapan küçük bir Sırp köyü. 136 milyon ton cevher ile tek başına küresel talebin yüzde 10’unu karşılayabilecek güce sahip… Bu köyde lityum madeninin açılması demek, telafisi mümkün olmayan çevre felaketlerine katlanmak demek.

Sırbistan’da lityum madeni açmayı planlayan Anglo-Avustralya maden devi Rio Tinto’nun sicili hiç de temiz değil. Mozambik’ten Avustralya’ya, Moğolistan’dan Papua Yeni Gine’ye kadar gittiği her yerde yolsuzluk, insan hakları ihlalleri, çevre tahribi yapmakla suçlanıyor.    

DJOKOVİC: “TEMİZ HAVA, SU VE GIDA SAĞLIĞIN ANAHTARIDIR”

Aralık başında dünyaca ünlü tenisçi Novak Djokovic, instagram hesabından lityum madenine karşı halk protestolarına destek vererek, sağlık için temiz hava, su ve gıdanın önemli olduğu mesajını verdi ve gösterileri destekleyici açıklamalarda bulundu. Sonrasında da Avustralya’ya gitti. Tabii, 2019-2020 yangınları sırasında Avustralya’ya yaptığı yüksek miktardaki bağışlar dahi Djokovic’i Başbakan Scott Morrison’un şerrinden koruyamadı. Morrison, ünlü tenisçiyi dünya kamuoyunun gözü önünde bir süre süründürdükten sonra, ülkesine geri gönderdi.

Muhtemelen Avustralya hükümeti, Djokovic üzerinden lityum madenine karşı çıkan Sırbistan halkına gözdağı vermeyi hesaplıyordu. Ancak tam tersi oldu… İşin içinde halk sağlığı olmadığı, Avustralya Open’da patlak veren yeni bir skandalla daha da iyi anlaşıldı. Covid-19 aşılarının korumadığı, aşı olanların virüse kolaylıkla yakalanabileceği ve çevredekilere bulaştırabileceği gerçeği artık herkesçe kabul edilmişken, turnuva sırasında kimseye PCR testi yapılmıyor. Fransız tenisçi Ugo Humbert, turnuvada elendikten sonra ülkesine dönmek için uçağa binebilmek için PCR testi yaptırınca pozitif olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine tenisçi Alexander Zverev, “PCR testi yapmıyorlar, tenisçilerin birçoğu pozitif” diyerek yetkililere isyan etti.

LİTYUM ARAMA LİSANSININ İPTALİNDE ALMANYA PARMAĞI

Sırp tenisçi Djokovic ile bu şekilde uğraşmanın sonuçlarının ağır olacağını deneyimli bir başbakanın öngörmesi gerekirdi… Ancak “yanlış kararlarıyla” namlı Avustralya Başbakanı Morrison göremedi… Diğer yandan, perde arkasında Almanya’nın da olduğu söyleniyor.  

Amiral Cem Gürdeniz, Veryansın Tv’de “Enerjinin jeopolitiğe etkisi, Almanya ve Doğu Akdeniz” başlıklı yazısında, Almanya’nın “yeşil hidrojen” hamlesi içinde olduğunu yazdı. Bu analizinde amiral Gürdeniz, “Hidrojen yakıt pilleri toplu ulaşım araçlarında ve gemilerde kullanıma geçiyor. (…) Almanya da doğal gazın gelecekte yerini alacak yeşil hidrojenin kontrolünü şimdiden hedefliyor. Yeşil hidrojen kullanacak arabaların, lityum tabanlı pillerle çalışan elektrikli arabalardan çok daha uzun seyir menziline ve sürate sahip olacağını da göz önüne alırsak, Almanya’nın Avrupa’nın gelecek enerji teknolojilerinde ön almak için hidrojeni her alanda öne çıkaracağını bekleyebiliriz” diyor.

Amiral Cem Gürdeniz, bu nedenle Almanya’nın Sırbistan’da açılması düşünülen lityum madenini engellediğini savunuyor. Gürdeniz yazısında konuyla ilgili şunları yazdı: “Avrupa’da elektrikli arabaların aslî unsuru olan bataryalarda kullanılan lityum maden yataklarının bulunduğu her yerde, Alman vakıflarının çevrecileri kullanarak lityum işletmelerine mâni olduğu da en son Sırbistan’da örneklendi. Çevreciler Rio Tinto isimli İngiliz firmasına verilen Jadar Vadisi/Tuzla’da Lityum maden çıkarma lisansını iptal ettirdi.”

Amiral Cem Gürdeniz’in bu analizini gözönünde bulundurarak, günümüzde petrol-doğal gaz enerji savaşları tüm şiddetiyle sürerken, ufukta lityum-hidrojen yeşil enerji savaşları da görünür oldu diyebiliriz. 21’inci yüzyıl zor geçecek…

BİRGÜL GÖKER PERDİSA – BOLOGNA

Kaynak: www.serbestada.com

FOTO: Salman Hossain Saif/unsplash.com; AA