Dr. Yaşar Aydın: “Demokratikleşme adımları atılmazsa elimiz zayıf kalacak”

yaşar-aydın
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Sosyal ve siyaset bilimci Dr. Yaşar Aydın düşünce kuruluşu SWP’nin demokrasiyi ve kurumları felce uğrattığını bildirdiği Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin raporunu değerlendirdi. Aydın, demokratikleşme ve insan hakları alanında adımlar atıllmazsa Türkiye’nin AB karşısında elinin zayıf kalacağına işaret etti.

Federal Almanya’da siyasetbilimciler Sinem Adar ile Günter Seufert, Türkiye’deki  Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin iki buçuk yıllık bilançosunu gözler önüne seren 42 sayfalık bir raporu hükümet için de çalışan Almanya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Bilim ve Politika Vakfı (SWP) için hazırladılar.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube's privacy policy.
Learn more

Load video


Yeni sistemi geniş kapsamlı bir şekilde ele alan araştırmaya göre, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye’deki demokrasiyi ve kurumları sekteye uğrattı.

SWP’nin raporuna göre yeni sistemle “TBMM zayıflatıldığına, yargının siyasallaştığına, kurumların ise felce uğratıldığına, ekonomik sıkıntıların arttığına ve otoriter pratiklerin hüküm sürdüğüne, demokrasi ve temel haklar alanında gerilemelere” dikkat çekiliyor.

PARLAMENTER SİSTEM HÂLÂ BİR SEÇENEK Mİ?

Peki bu incelemeler ışığında Türkiye’de demokrasinin yeniden işler hale getirilmesi mümkün görünüyor mu?

Raporda ileri sürülen tahribata karşın parlamenter sisteme dönüş Türkiye için halen bir seçenek mi?

SWP’nin araştırmasına göre yeni sistemle birlikte MİT’in artan ve değişen rolüne dikkat çekiliyor. Bu, Avrupa için ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Avrupa Birliği ilişkilerimizi nasıl etkiliyor?

Ekonomik istikrar AB için ne derece önem taşıyor?

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini büyüteç altına alan raporu, araştırmalarını Hamburg Protestan Sosyal Bilimler Yüksek Okulu bünyesinde sürdüren öğretim görevlisi Dr. Yaşar Aydın, Yeni Posta için değerlendirdi:

“SİSTEM BEKLENTİLERi KARŞILAMADI”

“Araştırma başkanlık sisteminin beklentileri karşılamadığına işaret ediyor. Raporu Türkiye’deki sistemi çok iyi tanıyan iki siyaset bilimcinin hazırlamış olması önemli. Rapor Türkiye’deki siyasal sistemi detaylı bir şekilde mercek altına almış.

2017 yılındaki tartışmalarda başkanlık sisteminin daha efektif olacağı söyleniyordu. Ancak bürokrasi azalmadı, hatta çoğaldı. Araştırma, sistemin başarısız olduğunu ortaya koyuyor. Hükümet kanadında da sistemi eleştirenler var.

“ANTİDEMOKRATİK BİR SİSTEM DEĞİL, BİZDEKİ SORUNLU”

Şunu da belirtmek gerekir, başkanlık sistemi başlı başına antidemokratik bir rejim ya da sistem değil. Ancak bizdeki başkanlık sistemi bir hayli sorunlu. Türkiye daha dört yıl önce kapsamlı bir anayasa değişikliğine gitmişti. Yeniden reformların konuşulması ise sistemde bir şeylerin yolunda gitmediğinin emaresi.

“ÖNCE DE ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR VARDI”

Türkiye’de adeta demokrasinin altı oyuluyor, ancak başkanlık sisteminden önce de antidemokratik uygulamalar vardı. Şimdi ise yasama çok güç kaybetti. TBMM’nin Almanya gibi ülkelerle kıyaslandığında çok güçlü olmadığını görüyoruz. Yargı da çok güç kaybetti ve biraz daha yürütmenin etkisi altına girdi. Meclisin kontrol mekanizması adeta sıfırlandı. Çift başlı yürütme ise tek başlı hale geldi ve merkeze Cumhurbaşkanı getirildi. Şimdi de anayasa mahkemesinin zayıflatılması devreye giriyor. Gerçekte 2002 yılından bu yana Türkiye’nin kaderini belirleyen bir cumhurbaşkanı var. Ciddi halk desteğini alan güçlü bir cumhurbaşkanı var. Öte yandan yeni gelen bir cumhurbaşkanı kendi gücünü sınırlayacak bir reforma gitmek ister mi?

Böyle bir karar verse dahi bu çok uzun bir sürecek olacaktır ama imkânsız değil. Başkanlık sistemi öncesinde parlamenter sistem de bir hayli sıkıntılıydı. 12 Eylül anayasası ile iki başlı bir yürütme çıktı. Cumhurbaşkanına, hiçbir parlamenter sistemde olmadığı kadar yetki verilmişti. 2007’deki referandum ile birlikte cumhurbaşkanını halkın seçmesine karar verildi. O dönemde ben de buna yarı başkanlık sistemi demiştim.

“ASIL MESELE PARALAMENTER SİSTEME NASIL DÖNÜLECEĞİ”

Dolayısıyla asıl mesele nasıl bir parlamenter sisteme dönüleceği. Cumhurbaşkanının fonksiyonu işlevsel değil temsili olmalı. Parlamento güçlendirilmeli, seçim sistemi değiştirilmeli. Almanya örneğindeki gibi milletvekilleri liste üzerinden girmemeli. İleri demokrasiye geçmek için sadece hükümet sistemini değil, partiler yasasını da değiştirmek gerek. Türkiye’de mantalite sorunu var, demokrasiye sahip çıkmama gibi bir mesele var. Türkiye’de herkes kendine demokrat. Aynı zamanda demokrasinin olabilmesi için muhalefete de ihtiyaç var.

“EKONOMİK İSTİKRARSIZLIK AVRUPA İÇİN BİR SORUN”

Diğer taraftan Türkiye’nin ekonomik istikrarsızlık içinde olması, Avrupa için de bir sorun. Ekonomik istikrarsızlık siyasi istikrarsızlığı da beraberinde getiriyor ve istikrarsızlığa, ekonomiye siyasi müdahale de yol açıyor. İktidar seçimi kazanmak için çareyi dengesiz büyümeyi tetiklemekte buldu. Türkiye, darbe girişimi sonrası da ciddi büyüme ivmesi gösterdi. Türkiye’nin dışarıdan yatırım çekebilmesi için önce istikrar gerekli. İnsan hakları ihlalleri ve hukuk sistemindeki bozukluklar yatırımcının Türkiye’ye güvenini sarsıyor. Türkiye’den dışarıya sermaye akışı da ekonomiyi olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye Suriye ve Mısır pazarı gibi önemli pazarları da kaybetti. Türkiye’nin yakın ve orta vadede AB gibi bir hedefi kalmadı. Türkiye‘nin enerjisini gümrük birliğine yöneltmesi gerekiyor.

“AB İLE TÜRKİYE’NİN BAĞLARININ KOPMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Demokratikleşme ve hukuk devleti alanında ciddi adımlar atılmadığı sürece Türkiye’nin AB karşısında eli zayıf kalacak. Türkiye artık bölgesel güç, ancak içeriye çeki düzen vermesi gerekiyor.

Türkiye ticaretinin yarısını AB ülkeleri ile yapıyor. Türkiye sadece AB’nin önemli bir pazarı değil aynı zamanda Avrupa da Türkiye için önemli bir pazar. 5,5 milyon insanımızın yaşadığı AB ile Türkiye’nin bağlarını koparması mümkün değil.”

İstanbul’daki Türk-Alman Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisi olarak derslere giren ve  çalışmalarını Hamburg’da sürdüren  Dr. Yaşar Aydın, uluslararası ilişkiler, Almanya-Türkiye ilişkileri ve Türkiye’nin ekonomik gelişimi konusundaki araştırmalarına devam ediyor.

IŞIN TOYMAZ – HAMBURG