Dünya tekeller için nasıl vergi cenneti oldu? Yalın ve acı gerçek

Dünya tekeller için nasıl vergi cenneti oldu? Yalın ve acı gerçek
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Gazeteci-yazar Yücel Özdemir, “koronanın puslu havasında” anlatılan küresel vergi masallarının gerçek yüzünü tartışmaya açtı. Özdemir’in, Evrensel gazetesindeki yazısına göre, küresel yüzde 15’lik kurumlar vergisi bir ceza değil, dünyanın dev şirketleri için tam anlamıyla bir ödül. 

Dünya pek çok açıdan keskin bir virajdan geçiyor. Pandeminin hızlandırdığı ekonomik-siyasal gelişmeler bir taraftan silahlanmaya, diğer taraftan zenginliğin küçük bir grubun elinde toplanmasına ve sınıflar arası çelişkilerin derinleşmesine yol açtı. Koronanın “puslu hava”sı şimdilik daha çok egemen sınıfların, tekellerin, savaş baronlarının işine yaramış gözüküyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi emperyalist devletler dünyayı, internet üzerinden satış yapan ve hizmet veren Amazon, Facebook, Google, Twitter, Apple, Linkedin, Paypal, Airbnb… gibi tekeller için vergi cenneti haline getirmek için adımları hızlandırdı.

Haziran başında G7 ülkeleri maliye bakanları arasında “küresel asgari kurumlar vergisi” (Globale Mindeststeuer) üzerinde sağlanan anlaşma, geçen hafta OEDC üyesi 130 ülke tarafından da kabul edilince, Alman basını “vergi devrimi”nden söz etmeye başladı.

Anlaşmaya göre, küresel çapta internet üzerinden ticaret yapan ve yıllık ciroları 750 milyon doların üzerinde olan tekeller hem merkez olarak seçtikleri ülkelerde hem de şube açarak faaliyet sürdürdükleri ülkelerde yüzde 15 kurumlar vergisi ödeyecekler. Bankalar, finans hizmetleri, petrol ve enerji tekelleri ise bundan muaf tutuldu.

Bu durum basın tarafından “tekellere karşı büyük bir başarı” olarak sunuluyor ve elde edilecek ek vergilerle bütçe açığının kapatılacağının propagandası yapılıyor. Ticaretin yapıldığı ülkelere verginin ödenmesi olumlu. Zira, bu şirketler yıllardır internet üzerinden yüz milyonlarca, hatta milyarlarca satış yaptıkları ülkelerde bir sent dahi vergi ödemiyor.

KÜRESEL VERGİ DEVRİMİ Mİ?

“Küresel kurumlar vergisi” konusunda tam üç sayfalık dosya hazırlayan Süddeutsche Zeitung şu cümleyle giriş yapıyor: “Birkaç yıl sonra Venedik’te birisine 2021’in yazını sorduğunuzda, büyük olasılıkla pandeminin bittiğini ya da turist taşıyan büyük gemilerin kente geldiğini değil, devrimin başlangıcını anımsayacak”. (3 Temmuz 2021)

Olanlara “Küresel vergi devrimi” diyen Deutsche Welle’den Bernd Riegert de, “100 yıldır ilk kez dünya, vergi sistemini radikal bir şekilde, küresel ve internetteki ticaretin adil bir şekilde düzenleme konusunda anlaştı” değerlendirmesinde bulunuyor. (dw.com)

Bugüne kadar hiçbir şekilde bu vergiyi alamayan ülkelerin kasasına biraz daha fazla para gireceği için “Hiç yoktan iyidir” anlayışı egemen. Ancak öne çıkarılmayan, dikkatlerden kaçırılan asıl gerçek, tekellerin bundan sonra dünyanın her yerinde istedikleri gibi hareket etmelerinin önünün açılmasıdır. Daha fazla vergi ödemesi gereken tekeller, asgari bir ödemeyle işin içinden çıkıyorlar. Bu nedenle yüzde 15 ceza değil, tam anlamıyla bir ödül.

Uzun yıllar kapitalist ülkelerde şirketlerden alınan vergilerin düşürülmesi yönünde ciddi adımlar atıldı.

Süddeutsche’nin OECD kaynaklarına dayandırarak verdiği oranlara göre, Almanya’da 1981’de yüzde 60 olan kurumlar vergisi 1991’de yüzde 56’ya, 2001’de yüzde 38’e, 2011’de yüzde 29.6’ya düşürüldü. Şu an yüzde 29.9. Bu demektir ki, 40 yıl içinde tam yarıya düşürüldü. Benzer bir durum ABD için de geçerli: 1981 yüzde 49, 1991 yüzde 38, 2001’de yüzde 39, 2011’de yüzde 39, 2021’de yüzde 26.

İRLANDA VE MACARİSTAN ÖRNEĞİ

Bu konuda en radikal değişim ABD’li dijital tekellerinin üssü haline gelen İrlanda’da yaşandı. 1981’de yüzde 45 olan kurumlar vergisi 1991’de yüzde 40’a, 2001’de yüzde 20’ye, 2011’de yüzde 12.5’e düşürüldü. Halen de bu seviyede.

AB’de en düşük kurumlar vergisi alan ülke bu nedenle Google, Facebook, Twitter gibi internet üzerinden ticaret yapan şirketlerin merkezi haline geldi. Dünyanın her tarafından elde ettikleri devasa kârları İrlanda’ya ödedikleri düşük vergiyle kasalarına sorunsuz şekilde aktarıyorlar.

Bu durum güçlü ekonomisi olmayan İrlanda’ya bazı avantajlar sağladı. Aynı yolu takip etmek isteyen Macaristan da kurumlar vergisini yüzde 9’a düşürdü. Estonya da benzer yönde bir adım attı.

OECD’nin verilerine göre, yeni düzenleme yaklaşık 8 bin tekel ve şirketi kapsayacak. Böylece sözünü ettiğimiz tekellerin kurumlar vergisinin düşük olduğu ülkelere kaçmalarına gerek kalmayacak.

“Küresel asgari kurumlar vergisi”nden memnuniyetlerini gizlemeyen tekellerin çoğu yüzde 15’i aşağıya çekmek de için değişik yol ve yöntemlere başvuracaklardır. Bunun bir yanı, bulundukları ülkelerden daha fazla ayrıcalıklar talep etme, diğer yanı ise gerekirse vergi cenneti küçük ada devletlerine kaçmak olacaktır. Çünkü bunların azami kâr ve pazarı tek başına kontrol etmekten başka hedefleri yok.

Halkın sırtına çeşitli isimler ve kılıflar altında sürekli açık ya da gizli vergiler yükleyen kapitalist devletlerin elbirliğiyle dünyayı tekellere vergi cenneti haline getirmeleri şaşılacak bir durum değil elbette. Zira, kapitalist sistem kapitalistlerin daha fazla kazanmasını sağlamakla yükümlü.

Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, sağlık sorunlar asıl olarak tekellerin kârlarının büyük kısmının toplumsallaştırılmasından geçiyor. Bu nedenle vergilerin düşürülmesi yerine yükseltilmesinin, yeniden mücadelenin en önemli taleplerinden biri haline gelmesi gerekiyor.

YÜCEL ÖZDEMİR – KÖLN

FOTO: Capri23auto / Pixabay.com