Federal Almanya’da seçim sonrasına bir bakış: Berlin nereye doğru?

Kurt politikacı Gerhard Schröder’in dediğini dikkate almak gerek. 1998-2005 arasında Şansölye olan Schröder, “Zayıf bir aşçı ile iki kuvvetli garsonun olduğu lokanta yürümez” diyor. Yani koalisyonlardaki güç dengesine, üçlü koalisyonun zorluğuna işaret ediyor.

Almanya için tarihi bir seçimdi. Sadece Almanya için değil, Avrupa ve dolayısıyla tüm dünya için bir değişim seçimi oldu. Alman siyaseti genelde ağırbaşlı, öngörülebilir, hatta sıkıcı olmakla ünlüdür. İktidar yıllardır merkez sağ veya merkez solun liderliğinde iki partili koalisyonlardan oluşuyordu. Seçmenler bu kez, Angela Merkel sonrası için kesin bir tavır belirlemekte kararsız kaldılar. Seçim, sol ve sağ arasında mükemmele yakın bir güç dengesi ile parçalı bir siyasi manzara ortaya çıkardı.

Almanya’nın en eski partisi olan merkez soldaki Sosyal Demokrat Parti, yüzde 25,9 oranında oy ile az farkla da olsa birinci parti oldu. Partinin şansölye adayı Olaf Scholz, imkânsız olarak düşünülen şeyi başardı.

İki yıldan daha kısa bir süre önce, Alman Sosyal Demokrat Partisi anketlerde yüzde 11’lerde can çekişen bir siyasi güç gibiydi. 62 yaşındaki Olaf Scholz, sosyal demokratları ölümden döndürdü denilebilir.

1998’den 2011’e kadar milletvekiliği yapan Scholz, 2011-2018 Hamburg Belediye Başkanlığı’ndan sonra Federal Meclis’e geri döndü. İş hukuku uzmanı bir hukukçu. Sosyalist Gençlik lideri olarak siyasete girmiş. Ancak parti içinde muhafazakâr olarak görülüyor. Maliye Bakanıydı. Pandemiden zarar gören işletmeleri, çalışanlara destek için 750 milyar euroluk acil fon paketini yönetti. “İşi halletmek için gereken bazuka bu” diyordu. Bu yüzden lakabı da “Bazuka Adam.”

Angela Merkel’in partisi merkez sağ Hıristiyan Demokrat Birlik ise oyların yüzde 24,1’ini alarak ikinci parti oldu. Bu, partinin 1945’teki kuruluşundan bu yana aldığı en düşük oy oldu. Partinin lideri ve şansölye adayı Armin Laschet daha önce Avrupa milletvekilliği yaptı. 2005 yılında Almanya’da bu tür ilk görev olan kendi eyaletinde entegrasyon bakanı oldu. Bu sırada Türk toplumu ile güçlü bağlar kurdu. Şansölye adaylığı partisi içinde tartışmalara yol açmıştı. Şimdi de hayal kırıklığı yaratan sonuç ateşli tartışmaları tekrar alevlendirdi.

MERKEZ SAĞ VE MERKEZ SOLUN ZORLAŞAN HAYATI

The Washington Post gazetesi seçim sonucu için, “Bu, savaş sonrası Alman siyasetine egemen olan merkez sağ/merkez sol ikilisinin kalıcı bir sonunun ne olabileceğini yansıtıyor. Fransa, İspanya, İtalya ve İskandinav ülkeleri veya diğer Avrupa ülkelerindeki gibi geleneksel merkez sol ve merkez sağın hayatı zorlaştı. Bayan Merkel’in becerikli liderliği altında, merkez sağ, sosyal demokratların aksine zamanın ruhuna bir dereceye kadar meydan okudu. Ama genç seçmenlerin giderek artması çoğulcu bir siyasi gelecek öneriyor” diyordu.

“Değişim” ve “istikrar” kavramlarının da seçimi etkilediği yadsınamaz. Alman seçmen 16 yıllık Angela Merkel döneminden sonra “değişim”den bahsediyor ama “istikrarı” da göz ardı etmiyor. Değişimden yana ama Merkel döneminin istikrarını sürdürmek isteyip riskten kaçınan Alman seçmenlerin tercihi sosyal demokrat şansölye adayı Olaf Scholz’dan yana olması, partiyi ilk sıraya taşıdı.

Seçim sonucu hükümetin ancak liberal eğilimli Hür Demokrat Parti ve Yeşillerin katılımıyla kurulabileceğini gösteriyor. Politik terminolojideki ifadeyle bu iki “kral yapıcı” parti arasındaki ön müzakereler, gelecekteki koalisyonun sola mı yoksa sağa mı eğileceğini belirlemeye yardımcı olacak.

Şu anda kesin olan tek şey, 1950’lerden bu yana ilk kez Almanya’nın üç partili bir koalisyon tarafından yönetileceği.

GERHARD SCHRÖDER’İN İLGİNÇ UYARISI

Sosyal demokratların şansölye adayı Olaf Scholz, “Bence seçmen muhalefette bir Hıristiyan Demokrat Birliği istiyor” diyor ama Yeşiller ve liberalleri (FDP) ikna etmesi kolay olmayacak. Bazı konularda aynı fikirde olsalar da, her ikisinin de koalisyon görüşmelerinde ele alınması gereken farklı politik öncelikleri var. 2017’de merkez sağ, Yeşiller ve liberaller arasındaki görüşmeler bıçak gibi kesildiğini unutmamak gerekir. Liberaller, “Yönetmemek, kötü yönetmekten iyidir” deyip çekilmişti görüşmelerden.

Ayrıca kurt politikacı Gerhard Schröder’in dediğini dikkate almak gerek. 1998-2005 arasında Şansölye olan Schröder, “Zayıf bir aşçı ile iki kuvvetli garsonun olduğu lokanta yürümez” diyor. Yani koalisyonlardaki güç dengesine, üçlü koalisyonun zorluğuna işaret ediyor…

2017’de merkez sağ ile merkez sol arasındaki büyük koalisyonun kurulması, Angela Merkel’in şansölye olması tam altı ay sürmüştü. Bu kez Noel’den önce hızlı bir sonuç alınacağı söyleniyor. Bekleyip göreceğiz.

HALİT ÇELİKBUDAK-FRANKFURT

FOTO:

KAYNAK: facebook.com/halit.celikbudak