Federal Almanya’daki koalisyon görüşmelerinde durum: “Yeşil liberal” mümkün mü?

Gazeteci-yazar Halit Çelikbudak’a göre, Almanya’nın yeni hükümeti hiç öyle sanıldığı kadar kolay kurulmayacak. Eski Başbakan Schröder’in ilginç analojisi, gerçeklikten tamamen kopuk değil ve ciddiye alınması gereken bir uyarı. Alman Yeşilleri’ni daha liberal bir dalga mı bekliyor?

Almanya’da eylül ayında yapılan seçimler sonrası merkez sol Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Liberaller (FDP) arasında bir koalisyon hükümeti kurulması kuvvetli bir ihtimal. Eski Şansölye Gerhard Schröder, “İki kuvvetli garson ile zayıf bir aşçının olduğu lokanta yürümez” diyor. İki kuvvetli garson Yeşiller ve liberaller ile zayıf aşçı olarak nitelenen sosyal demokratlar “Herkes eşit, kimse diğerinden önde değil” diyerek gerçi benzetmeyi reddediyorlar, ama zaman gösterecek. Süddeutsche Zeitung gazetesi de, pazartesi günkü “Sadece aşçılar, başka kimse yok” başlıklı yorumunda, “Birlikte yönetmek istiyorlarsa, güçler dengelenmeli” diyordu.

Üç parti artık detayları konuşacaklar. Ama yapılacaklar için 500 milyar avroya ihtiyaç olduğu da söyleniyor. Korona salgını sırasında bir hayli borçlanan devletin yeniden borçlanması mümkün değil. Birkaç öneri dışında paranın kaynağı şimdilik belirsiz. Yani iki garson ile aşçı veya üç aşçı birlikte lokantayı çalıştırmak için “Parayı buluruz, siz merak etmeyin” demekle yetiniyorlar. Yani sosyal-liberal-ekolojik ittifak için finansman konsepti henüz açıklanmış değil. Görevdeki maliye bakanı olduğu için şansölye adayı Olaf Scholz’un bütçede rezervlerin nerede olduğunu herkesten iyi bildiği sanılıyor, ancak konuşmuyor, ketum.

KİLİT BAKANLIK: MALİYE

Koalisyonda Maliye Bakanlığı kilit bir bakanlık. Şansölye’den sonra en güçlü ikinci makam. Sadece kasa orada olduğu için değil. Ayrıca tüm iplerin birleştiği yer orası. Kabinede bir şeyler elde etmek isteyen herkesin maliye bakanına ihtiyacı var. Liberallerin bu kilit bakanlıkla ilgilendiği biliniyor. Liderleri Christian Lindner “Şansölyelik var, Maliye Bakanlığı var, yeni bir İklim Bakanlığı var. Ve ben, ortakların her birinin yaratıcı bir etki yaratma fırsatına sahip olması gerektiğini düşünüyorum” diyor. Bunun anlamı, bence, “Finans bizim işimiz, Yeşiller iklimle ilgilenir”.

Bu arada, Maliye Bakanlığı için Yeşiller’de de sesler yükseliyor. Bu bakanlığın kararlarda merkezi bir rol oynadığı söyleniyor. “Finans kaynaklarını elimize almalıyız, anlaşmaya varılan maliye politikasının uygulanmasından da ödün vermemeliyiz” şeklinde sesler yükseliyor şimdilik.

KÜÇÜKLER KÜÇÜK DEĞİL, BÜYÜKLER BÜYÜK DEĞİL

Geleneksel olarak “küçük partiler” diye nitelenen liberaller ve Yeşiller, şansölye yapıcı rolünde. Almanya’nın önümüzdeki dört yıl boyunca nasıl yönetileceğine karar verilmesi, şimdi büyük ölçüde onların meselesi. Çünkü her ikisi de artık gerçekten küçük partiler değil, gerçek güç faktörleri. “Küçükler” artık “büyükler”e göre o kadar küçük değil, çünkü “büyükler” artık o kadar “büyük” değil.

Muhtemel Şansölye Olaf Scholz’u da hafife almamak gerekir. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar kontrol etmesiyle tanınıyor. Partisinin sağ kanadında. Merkez sol partinin önlenemeyen oy kaybını tersine çevirmeyi başaran biri. 1998’deki yüzde 41’lik oy oranı 2017’de yüzde 21’e kadar gerilemişti. Şansölye Gerhard Schröder’in Ajanda 2010 reformlarıyla partinin geleneksel tabanı alt ve orta sınıfla bağının zayıfladığına inanılıyordu. Partiyi sola çekme tartışmaları yaşanıyordu.

BİR KESİNLİK YOK

Henüz hiçbir şey kesin değil. Seçim, yıllar sonra Almanya’ya muhtemelen üçlü bir koalisyon getirdi. Liberaller ile Yeşiller arasındaki çelişkili durum giderilecek mi. Bekleyip göreceğiz. Süddeutsche Zeitung gazetesi pazartesi günkü yorumunda bunun yani çelişkinin böyle olması gerekmeyebileceğini işaret ediyordu. “İsviçre’de bu çelişkili karışım uzun süredir varlığını sürdürüyor” diyordu.

Gazete, “2004’te Zürih Yeşilleri’nden ayrılan yeşil liberal parti biçiminde. Yeşil liberaller şimdi İsviçre federal siyasetinin ve kantonların çoğunun ayrılmaz bir parçası haline gelen yerleşik bir siyasi güç haline geldi. 2019’daki en son federal seçimlerde oyların neredeyse yüzde sekizini kazandılar ve referandumlarda pozisyonları ile nadiren kaybedenler arasında yer alıyorlar” diyor ve “Alman Yeşilleri ve Liberalleri onlardan ne öğrenebilir?” diye soruyordu.

İSVİÇRE’DEKİ YEŞİLLER: ÖRNEK Mİ?

Gazete şöyle devam ediyor:

“Her şeyden önce: Liberal ve yeşil pozisyonlar kesinlikle örtüşüyor. Bunu göstermek, en başından beri yeşil liberallerin temel güdüsüydü ve bunu başardılar. O zamanlar, 2004’te, Zürih Yeşillerinin başında sol kanat galip gelmişti, yani daha fazla hükümet isteyen, ekonomi için daha katı kurallar talep eden ve sendikalara yakın insanlar. Partideki mağlup Realo kanadı, daha sonra ekolojik olanı liberal eylemle açıkça birleştirmek isteyen yeni partiyi kurdu. Yani: Çevre koruma, toplum ve dış politika konularında Yeşiller ile uyumlu, ancak ekonomik olarak çok daha liberal ve göç ve refah devleti alanlarında daha kısıtlayıcı.”

DEĞİŞEN ŞEYLER VAR

Yanlışlıkla Winston Churchill’e atfedilen bir söz, “25 yaşında solcu değilseniz, kalbiniz yok, 35 yaşında muhafazakâr değilseniz aklınız yok” der. Eylüldeki seçim Alman siyasetine bazı şeyleri de gösterdi. Şöyle ki: 60,4 milyon seçmenin çoğu 55 yaşın üzerinde. 18 ila 29 yaşındakiler seçmenlerin yalnızca yüzde 14’ünü oluştururken, 60 yaşın üzerindekiler de yaklaşık yüzde 37’yi oluşturuyor. Kamuoyu araştırması şirketi Infratest dimap’e göre, 26 Eylül’deki seçimde 25 yaşın altındakilerin yüzde 23’ü Yeşiller‘e, yüzde 21’i Liberaller’e oy verdi. 

Bunu analize devam edeceğiz.

HALİT ÇELİKBUDAK-FRANKFURT

FOTO: Ashraf Tabatabaei/commons.wikimedia.org;  A.A.