Frankfurt, Goethe’nin evi ve bir festival: Tiyatro yaşamın aynasıdır

Frankfurt, Goethe’nin evi ve bir festival: Tiyatro yaşamın aynasıdır
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Goethe’nin doğduğu evin önünden geçtim. Geçtiğim kaldırımda Goethe’nin sesi duyuluyordu o yıllar. 272 yıl sonra ise hemen yandaki binada Türkçe tiyatro eserleri sahneleniyor.

Tiyatro için “yaşamın aynasıdır” derler. Tiyatro her şeyden önce emek, çaba, özveri, gönül ister. Bunu bir de yurtdışında gerçekleştirmek tüm zorlukları daha da artırır. Önceki akşam Almanya’nın Frankfurt kentinde 7. Türk Tiyatro Festivali’nin açılışına katıldım. Festivali Tiyatro Frankfurt’un genel sanat yönetmeni Gaziantepli Kamil Kellecioğlu ekibiyle yıllardır düzenliyor.

O tiyatroya gönül vermiş birisi. Tiyatro ile okul sıralarında tanışmış. Gaziantep Çağdaş Oyuncular adlı tiyatronun kurucuları arasında. 1997’de Almanya’ya geldikten sonra da hemen kolları  sıvayıp gönül verdiği tiyatro alanında çalışmalara başlamış. Tiyatro Frankfurt, 2013 yılında Frankfurt Belediyesi’nin Uyum Ödülü’ne de layık bulunmuştu.

Geçen yıl salgın nedeniyle sanal ortamda yapılan festival bu yıl Frankfurt Halk Sahnesi’nde yapılıyor. Beş günlük festivalde her akşam bir oyun sahnelecek. Atölye çalışmaları yapılacak. Tiyatroseverlere duyurulur. İnternette (tiyatrofrankfurt.com) gerekli bilgiler var. Burası tarihi bir yer. Goethe’nin doğduğu evin hemen yanı başında.

Buraya Kantat Salonu (Cantatesaal) da diyorlar sanat çevrelerinde. Adı salon, ama aslında bir tiyatro salonu. Frankfurt Okulu’nun kurucularından felsefeci Theodor Adorno 1950’li 60’lı yıllarda bu salonda ateşli konuşmalar yapmış. Nobel Ödüllü İrlandalı yazar Samuel Beckett, ünlü eseri “Godot’yu Beklerken”den parçalar okumuş mesela. Buradan gelip geçen ünlü sanatçının haddi hesabı yok.

İstanbul’dan gelen Nur Onur’un yönettiği açılış Ferhan Şensoy, Ayla Algan ve Tamer Levent’in video aracılığıyla gönderdikleri mesajlarla başladı. Sönmez Atasoy’un yazdığı Mustafa Kurt’un yönettiği tek perdelik “Bizim Yunus” isimli oyunu izledik. 2021 yılı, Yunus Emre’nin vefatının 700. yıldönümü. UNESCO‘nun anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alınmış, Türkiye’de de “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” ilan edilmişti.

Bu nedenle seçilen tek kişilik oyunu sanatçı “Alpay Ulusoy” mükemmel sergiledi. Oyunun rejisörü Mustafa Kurt Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü mezunu bir sanatçı. Oynadığı, yönettiği pek çok oyun var. Daha önce başrejisör ve genel sanat yönetmeni olarak görev yaptığı Devlet Tiyatroları’nın şu anki genel müdürü. Açılışta da hazır bulundu. Diğer oyunları da yönetecek.

Tiyatronun bulunduğu bina Alman Kitap Yayıncılar Birliği’nin ilk merkezi. Yayıncılar her yıl Paskalya’dan sonrası dördüncü pazar bu salonda toplanıp geçen yılın bilançosunu çıkarırlarmış. Hıristiyanlıkta Paskalya’dan sonraki dördüncü pazar kiliseye gidilip kantatlar söylenir. Bu yüzden Frankfurt Halk Tiyatrosu’ndan veya diğer adıyla Kantat Salonu’ndan çıktıktan sonra Goethe’nin doğduğu evin önünden geçtim. Kafamı kaldırıp yukarı baktım. Goethe, 28 Ağustos 1749’da, bu evde Catherina Elisabeth (Textor) ve Johann Caspar Goethe çiftinin oğlu olarak dünyaya gelmiş. Ona  “Johann Wolfgang” adı verilmiş. Geçtiğim kaldırımda Goethe’nin sesi duyuluyordu o yıllar. 272 yıl sonra ise hemen yandaki binada Türkçe tiyatro eserleri sahneleniyor. Teşekkürler Kamil Kellecioğlu ve ekibine.

HALİT ÇELİKBUDAK – FRANKFURT       

KAYNAK: facebook.com/halit.celikbudak