Fransa’da yerel seçimler: Korkulan olmadı!

Fransa’da yerel seçimler: Korkulan olmadı!
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Fransa’yı içeriden izleyen ve yorumlayan Prof. Dr. M. Şehmus Güzel, yerel seçimlerin dün yapılan ikinci bölümünde ırkçı parti ve kadın liderinin hesaplarının tutmadığını, ama bu partinin favori gösterildiği bölgedeki yüzde 42 oy oranıyla yine de “dehşet verici bir rakama” ulaştığını hatırlatıyor. Fransa’da neler mi oluyor? Prof. Dr. Güzel’in değerlendirmeleri…

Irkçı parti, favori gösterildiği bölgede Bölge Meclisi başkanlığını kazanamadı. Adayı yüzde 42’de kaldı. Elbette bu da dehşet verici bir rakam, ama ipi göğüsleyen LR (Les Républicains / Cumhuriyetçiler) adayı oldu: Yüzde 57 ile. Sol partilerin ve Yeşiller’in “cumhuriyetçi dayanışma” / “cumhuriyetçi cephe” çağrısı, demokrasi yanlısı ve yurtsever seçmenlerin tavrı belirleyici oldu.

Irkçı parti, bölge seçimlerini 2022 nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ve “büyük değişim” için birinci basamak ilan etmişti. Öyle takdim ediyordu. Öyle olmadı.

27 Haziran Pazar gecesi televizyon programlarında gördük, ummadıkları bir tokat yiyen bayan başkanı ve yitiren adayları, deveden düşmüş Diyarbakır karpuzundan beterdiler. Daha beter olacaklar mutlaka. Çünkü yitirenlerin aldıkları oy oranı 2015’teki bölge seçimlerindenkin de daha düşük. İşte iki örnek: Mutlaka kazanacağı gözüyle baktığı PACA (Provence-Alpes-Côte d’Azur) bölgesinde 2015’te yüzde 45 oranında oy almıştı. Bu kez, yukarıda yazdığım gibi, yüzde 42. Occitanie isimli bölgede yüzde 34’ten yüzde 24’e düştü vb…

Parti adayları arasında oy oranı yüzde 10 civarında dönenler pek çok… 2022’de iktidarı almayı hayal eden ırkçı parti ve yöneticileri ve adayları, 27 Haziran’daki soğuk duşla gerçeğe döndüler mi? Meçhul.

“REİS” MACRON’A KIRMIZI KART

İkinci turda boyunun ölçüsünü alan ikinci parti ise “Reis”in partisi oldu. Adayları katılabildikleri kimi yerde yüzde 10’u ancak geçebildiler. Kimi yerde daha az oy aldılar. Ülke düzeyindeki ortalama oy oranı yüzde 7.

İktidarda dört yılını dolduran bir partinin oylarının düşmesi doğaldır, ama böylesi hiç görülmemişti. Büyük umutlarla genç bir adamı cumhurbaşkanlığına taşıyan, ona ülkeyi geliştirecek, ileriye götürecek reformları yapması için milletvekili seçimlerinde çoğunluğu fazlasıyla sunan yurttaşlar bu kez kırmızı kart gösterdi: Hiçbir bölgede yönetimde değil. Başkan’ın partisi siyasi manzaradan silinmek üzere. İktidardaki süresi boyunca yapılan hiçbir seçimi kazanamayan partinin geleceği tehlikede. Bu sonuçlar Macron’un gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimindeki stratejisinin de iflası anlamına geliyor. Şöyle ki:

Bir: LR’i, klasik sağı, içinden ve bu seçimlerde birkaç bölgede ortaklık kurarak “eritmek, kemirmek” girişimi yürümedi. 2017’de Sosyalist Parti’yi eriten Macron, bu kez daha dişlisine rastladı ve kendi partisini kemirtti.

İki: Emrindeki medyayı, “uzmanları” ve bu “işiçokbilmişleri” seferber eden, aylardır siyasi yarışta sadece ırkçı parti başkanı bayan ve kendisinin var olduğuna herkesi alıştırmaya çalışan Reis, karşısında geleneksel klasik sağı ve artık geleceğine biraz daha umutla bakan sol partileri, bilhassa hemen hemen bütün seçimlerde kazanan Sosyalist Parti ile dinamik ve gittikçe oylarını ve seçilmişlerinin sayısını artıran Yeşiller’i buldu.

Önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi bir öncekinde olduğu gibi Macron ve ırkçı parti lideri arasında sıkışmayacak. Klasik sağ ile sol partiler Yeşiller’le birlikte kendi adaylarını çıkaracaklar ve diğerlerine kök söktürecekler.

Dahası da var: Macron’dan ve partisinden umudu kesenler, “çok zenginler” (dikkatinizi rica ediyorum, zenginler demiyorum çok zenginler diyorum), iyi saatte olsunlar, masonlar (sakın alınmasın masonlar, eleştirmek için yazmıyorum, siyasi yelpazede yerlerini vurgulamak için belirtiyorum: Pais Komünü günlerinde Komünarları tutan masonlar artık solcu gibi görünenler de dahil iş yapanların, emirleri aynen uygulayanların yanında) ve benzerleri yakında belki de pek yakında Macron’un önümüzdeki yılki yarıştan çekilmesini dayatabilirler.

İHTİMAL: MACRON, BIRAKABİLİR

Laf aramızda kalsın, daha birkaç hafta önce “gençleri tavlamak” eylemler dizisi içinde gençlerin sitesindeki bir “sohbette”, “teke tek” türü söyleşide, Macron “belki aday bile olmayabileceğini” açıkladı. Bilmiyorum bunu kendisine acımamız için mi söyledi? Yaptıklarından, yalanlarından sonra affetmemiz için mi?

Her neyse, böyle bir ihtimal de var. Macron’un kabusu Nicolas Sarkozy ve François Hollande gibi beş yıllık cumhurbaşkanları kulübüne yazılması. Korku seçilememeye engel değil. Maalesef.

Seçim sonuçları belli olduktan sonra, ne cumhurreisi ne başbakan konuyla ilgilendi. Beyaz Rusya’daki seçimleri bile yorumlamak için konuşan en üst yöneticilerimiz bizleri en yakından ilgilendiren seçimler konusunda tek laf etmediler. Bir kelime bile çıkmadı. Cumhurreisin haftasonu tatilinde, başbakanın bakanlarıyla akşam yemeğinde olduklarını öğrendik. Derin bir nefes aldık. Oh be, yöneticilerimiz faaliyette!

Yürütmenin görüşünü genç ve yorgunluktan görev başında şehit olmasından korkulan, günlük sakal traşını bile artık ihmal eden çocuk siyasetçi, yorgun bir biçimde açıkladı. Ama eminim Reis pek yakında 14 Temmuz 2021’de yeniden sahneye çıkacak, harika, iyi yazılmış bir nutuk ve belki televizyonlarda uzun bir söyleşiyle ordular başkomutanı kasketini yeniden takacak. İşler tıkırında yürüyecek. Bir nutukla.

KAZANANLAR CEPHESİNDE DURUM

Kazananlar cephesine de iki satırla değinmeli:

Fransa Cumhuriyeti’nin Avrupa kıtasındaki parçasındaki 13 bölgede aynen 2015’teki gibi bölgeler paylaşıldı: Yedisi klasik sağ ve yandaşlarının. Beşi Sol Birlik adı altında Sosyalist Parti, Boyuneğmez Fransa, Fransız Komünist Partisi, Sol Radikal Parti ile Yeşiller ortaklığı tarafından.

Korsika adası özgünlüğünü yine gösterdi: Daha geniş özerklik ve bağımsızlık yanlısı parilerin ortaklığı Bölge Meclisi Başkanlığını kazandı.

Fransa Cumhuriyeti’nin Afrika’daki parçası ve en yoksul toprağı La Reunion isimli adada ise Fransız Komünist Partisi adayı Huguette Bello’nun liderliğindeki Sol Birlik yüzde 52 oy oranıyla sağın elindeki yönetimi aldı. Tarihi olarak FKP’nin epey güçlü ve köklü olduğu Ada’da böylece gelecek geçmişle buluştu. Benzer bir gelişmeyi Fransa Cumhuriyeti’nin Brezilya Federal Cumhuriyeti ile komşu ve en büyük bölgelerinden La Guyane’da gördük: Yüzde 54 oy oranıyla Sol Birlik sağı yendi.

Geçen yılki belediye seçimlerinden sonra bu kez de sol partilerin Yeşiller ile ortaklaştığı hemen hemen her yerde seçimleri kazandıklarını saptadık. Bu sonuçlar önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aynı tür bir ortaklığın zafere götürebileceği umudunu doğuruyor.

Klasik sağ parti LR de bölge seçimlerindeki başarıyı cumhurbaşkanlığı seçiminde yinelemek niyetinde. Bu partide de aday çokluğu ve yarışması tayin edici olacak. Kuzey’de kazanan Xavier Bertrand, Paris ve bölgesinde kazanan Bayan Valérie Pécresse ve nihayet Doğu’da kazanan Laurent Wauquiez seçim sonrasında adaylıklarını açıkladılar denebilir. İlk ikisi bizzat belirttikleri gibi orta sağ diyebileceğimiz bir konumda. Sonuncusu ise aşırı sağa daha yakın ve olası bir gereklilik halinde aşırı sağçı ve ırkçı partiyle ortaklık kurmayı da reddetmiyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI YARIŞI, KADINLAR VE GENÇLER

Cumhurbaşkanlığı yarışı 27 Haziran gecesi başladı. 28 Haziran’dan itibaren seçim kampanyası çoğalarak sürecek. Önümüzdeki aylar siyasi açıdan epey hareketli olmaya aday.

Bölge seçimleri vesilesiyle ikisi de yeniden seçilen iki kadın aday özel olarak dikkatimi çekti onları da anmasam ve gelecekte belki önümüzdeki günlerde isimlerinin ülke sınırlarını geçeceğini vurgulamasam ayıp olacak: Birincisi bütün seçilenler arasında ikinci turda en çok oy toplayarak yeniden seçilen Sosyalist Partili ve Sol Birlik adayı Carole Delga: Yeniden Occitanie Bölgesi başkanı.

İkincisi Paris ve bölgesinde yeniden seçilen Valérie Pécresse. İkincisi 2022’deki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacağını saklamıyor. Birincisi daha çok yerel ama sıkı ve iyi bir siyasetçi ve yönetici: Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sol Birlik adayı olmalı mı? Bu ikisi, Huguette Bello ve daha birçoğu ile kadınlar üst düzey siyasetteki etkinliğini artırıyor. Duyduk duymadık demeyin, kadınları es geçmeyin. 

Bitirirken, oy kullanmayanların oranının yüzde 65 ile yine çok yüksek olduğunu belirtmeliyim. Gençlerde oy kullanmayanların oranı henüz açıklanmadı ama rakamın müthiş olduğu tahmin ediliyor. Belki bu nedenle rakam açıklanmıyor. Bugün Fransa’daki ciddi siyasi meselelerden biri de budur: Gençleri oy kullanmaya teşvik etmek. Özel olarak incelenmeye, irdelenmeye değer.

Bu vesileyle neredeyse bütün devletlerde “tekleyen” temsilciler aracılığıyla demokrasi yönteminin artık mutlaka ciddi bir biçimde sorgulanması ve bu alanda yeni yollar bulunması gereksinmesinin gündeme alınması.

Dernekleri, öğrenci sendikaları, tartışma platformlarıyla, toplumsal iletişim şebekeleriyle, gösteri ve yürüyüşleriyle siyasete müdahale etme yollarını arayan gençleri aktif ve sorumluluk alıcı siyasi eylemlere davet etmek, katmak gerekiyor. Çok geç olmadan. 

NOT: Bu konularda daha geniş bilgi için “Avrupa Birliği’nde Devlet ve Fransa’da Korsika” (İstanbul, Peri Yayınları, 2006) isimli kitabımı önerebilirim. 

Prof. Dr. M. ŞEHMUS GÜZEL – PARİS

FOTO: A.A.