Gazeteci Kayhan Karaca: “2 Şubat 2022 Türkiye-Avrupa ilişkilerinde dönüm noktası olacak”

Fransa’nın Strasburg kentinde çalışmalarını sürdürülen NTV Strasburg Temsilcisi, Avrupa Parlamentosu ve AB konularında medya ve siyasetin en çok başvurulduğu isimlerden biri olan gazeteci  Kayhan Karaca, Osman Kavala davası ile ilgili olarak “2 Şubat 2022 Türkiye-Avrupa ilişkilerinde dönüm noktası olacak” dedi.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube’s privacy policy.
Learn more

Load video

Deneyimli gazeteci Karaca, Avrupa’da tırmanan ırkçılık ve aşırı sağ akımların önlenemeyen ve ürküten yükselişini, Türkiye-AB ilişkilerini Yeni Posta gazetesinin YouTube kanalında yayınlanan ve Işın Ertürk’ün hazırlayıp sunduğu Avrupa Gündemi’nde değerlendirdi.

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde üyelik perspektifi diye bir şey kalmadığını kaydeden Karaca, gelişmeleri özetle şöyle değerlendirdi:

“TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNDE ÜYELİK PERSPEKTİFİ KALMADI”

“Ankara kağıt üzerinde aday olarak kalabilir. Hem Türkiye’deki gelişmeler, izlenen politikalar  hem de AB içindeki kendisinden değişimler nedeniyle, artık bu ilişkiyi üyelik perspektifli yürütmek mümkün değil. Bu ilişkilerin yeni bir tabana oturtulması gerekecek. Sürdürülebilir bir ilişki olmaktan çıkmış durumda. Türkiye ‘Ben üye olacağım’ dedikçe, AB inat etti. Türkiye’nin başka yaralarını da kaşımaya başladı. Bu artık deli saçması bir hal almış durumda. 1995 yılından bu yana bu ilişkileri takip etmeye çalışan bir muhabir olarak çok rahat söyleyebilirim ki, üyelik tabanlı ve perspektifli ilişki pratikte donmuş vaziyette. Sadece bazı dosyalarda, örneğin göçmenlerle ilgili ya da terörle mücadele konusunda diyaloglar yürütülüyor. Ama bunu zaten AB üçüncü ülkelerle de yapıyor, ABD ile de Rusya ile de bu tür ilişkileri var zaten.

TÜRKİYE İÇİN EN ÖNEMLİ SORUN: AİHM

Öte yandan Türkiye ‘aday ülkeyim’ diyor, fakat yükümlülükleri yerine getirmiyor. ‘Ben kendi kurallarıma göre aday ülke olarak kalmak istiyorum’ diyor. Tabii, ilişkilerimiz sadece AB ile sınırlı değil. 1949’dan bu yana Türkiye, Strasburg merkezli Avrupa Konseyi’nin üyesi. Avrupa Konseyi’nin bir de meşhur Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var. AİHM’in kararları diğer tüm üye ülkeler için olduğu gibi Türkiye için de bağlayıcı. Bizim için şu an Avrupa ile ilişkilerde en önemli ‘sorun’ AİHM kararları. AB de topu tamamen Avrupa Konseyi ve AİHM sahasına atmış durumda.

OSMAN KAVALA SERBEST BIRAKILMAZSA…

2 Şubat 2022 tarihinde çok önemli bir randevu var. Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi Osman Kavala davası ile ilgili olarak bir karar verecek. O tarihe kadar Osman Kavala serbest bırakılmadıysa Türkiye ile üyesi olduğu Avrupa Konseyi arasında ilişkiler çok çok gerilecek. Bu gelişme otomatik olarak AB cephesine yansıyacak. AB’nin bütün raporlarına yansıyacak. 2022 yılı Ankara ile Avrupa kurumları arasındaki ilişkilerde adeta dönüm noktası olacak. Yeni yılda ilişkilerin yeni bir tabana oturtulmasının ilk adımlarının atıldığını görebiliriz. Fakat bu yeni ilişkiyi icat etmek gerekiyor.

 

GÜNEY KORE ÖRNEĞİ

Çünkü bakın Güney Kore, Türkiye’ye nazaran AB ile daha ileri seviyede bir ticari ortaklık anlaşmasına sahip. Zaten AB Türkiye’yi üye yapabilecek kapasiteye de sahip değil. Bunu en iyi Avrupa’da yaşayan Türkiyeliler bilir. Avrupa ülkeleri daha Romanya ve Bulgaristan’ı özümseyemediler. Bu iki ülke bir bakıma hâlâ 2. sınıf AB üyesidir. Schengen alanına dahil edilmiyorlar. Bunu birçok insan bilmez. 14 yıldır onlara söz verilmiş olmasına rağmen. AB’nin şu anda 85 milyonluk Türkiye’ye üyelik vermesi mümkün değil. Suçu karşı tarafa atıp ‘Senin yüzünden oldu’ deyip topu Türkiye’ye atıyor. Türkiye de zaten yükümlülükleri gerçekleştiremeyen bir ülke haline geldi.

“TÜRKİYE KENDİSİ İÇİN YENİ BİR AVRUPA YOL HARİTASI HAZIRLAMALI”

Türkiye sürekli olarak Gümrük Birliği’nin modernize edilmesinden bahsediyor. Ancak Avrupa Parlamentosu bunu insan hakları ve hukuk devleti şartına endeksledi. AB hükümetleri de zaten Gümrük Birliği’nin modernleştirilmesine engel oluyorlar. Türkiye’nin artık işi ele alıp kendi gerçeklerine uygun bir Avrupa politikası geliştirmesi gerekecek. Ya Avrupa’nın bütün istediklerini yapacaksınız ve kapıları öyle zorlayacaksınız, ki Türkiye’deki iktidarın bunu yapması zor görünüyor, ya da kendi Avrupa rotanızı kendiniz çizeceksiniz. Aksi takdirde ilişkiler bugün olduğu gibi zıtlaşma temelinde sürer gider. Kimse kazanmaz. ”

AVRUPA’DA 2022’DE DAHA BASKIN AŞIRI SAĞ POLİTİKALAR

Öte yandan Kayhan Karaca programda aşırı sağ akımların son yıllarda yükselmesine korona krizi, İslamcı terör, sığınmacı sorunu, göç ve düzensiz göçmen sorunu, gelecek korkusu gibi konuların neden olduğunu, buna karşılık Avrupa solunun işçilerin gerçek sorunları ve hak mücadelesi ile yeterince ilgilenmemesinin ve sendikal hareketin de zayıflamasının aşırı sağın güçlenmesinde etkili olduğunu bildirdi.

2022 yılında özellikle de Müslümanları hedef alan aşırı sağ ve sağ popülist politikaların daha da güçlenerek baskın bir şekilde karşımıza çıkacağı uyarısında bulunan Kayhan Karaca ocak ayında Strasburg’da Avrupa Parlamentosu’na yeni başkan seçileceğini ve kürtaj karşıtlığıyla ün yapmış Maltalı Hıristiyan Demokrat kadın aday Roberta Metsola’nın favori konumda olduğuna işaret etti.

AP’YE KÜRTAJ KARŞITI BAŞKAN MI?

Karaca “Kürtaj karşıtı bir siyasinin AP başkanı seçilmesi popülist akımların ne kadar güçlü hale geldiğinin göstergesidir. Daha birkaç yıl öncesine kadar AP’nin başına kürtaj karşıtı bir parlamenterin seçilme olasılığı var deseydiniz, kimse inanmazdı” dedi.

MACRON YENİDEN SEÇİLEBİLİR, AMA…

Önümüzdeki nisan ayında Fransa’da gerçekleşecek seçimleri de değerlendiren Kayhan Karaca Emmanuel Macron’un yeniden seçilebileceğini ancak bunun da karşısında aşırı sağcı bir aday bulunması durumunda mümkün olabileceğini bildirdi.

Aşırı sağın favori adaylarından Eric Zemmour’un “Reconquête” (Yeniden Fetih) partisi ile yabancı düşmanı ve İslam karşıtı söylemlerle seçmenin karşısına geçtiğini yine aşırı sağın en şanslı adaylarından biri olarak gösterilen Marine Le Pen’in kazanma ihtimalinin de bulunduğunu söyleyen Kayhan Karaca, 2015’te topluma travma geçirten iki büyük terör eyleminin İslamofobik söylemlerin puan tonlamasında etkili olduğunu vurguladı.

TERÖR SALDIRILARI GÜÇLENDİRDİ

Karaca  “Ocak 2015’de Charlie Hebdo dergisine yönelik terör saldırısı ve 13 Kasım 2015’te Paris’in birçok noktasında eşzamanlı gerçekleştirilen ve 130 kişinin ölümüne yol açan terör saldırıları toplumun kimyasını değiştirdi” dedi.

“ALMANYA’DA SOL KAZANMADI”

Fransa’da ve Almanya’da solun çöküş içinde olduğuna dikkat çeken NTV Strasburg Temsilcisi Karaca, Almanya’daki yeni koalisyon hükümetine işaret ederek, “Sol kazandı, diyorlar, ancak hayır, Almanya’da sol kazanmadı. Bu  bir koalisyon. Ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) merkez bir partidir. Hem Hıristiyan Demokratlar hem de liberallerle koalisyonlar kurabiliyor. Bu bağlamda baktığımızda SPD  klasik bir sol parti değil” dedi.

YENİ POSTA – STRASBURG

FOTO: AA