Göç yoluyla akıl hastası mı? Özellikle Türk gençlerinde ”intihar” alarmı

Göç yoluyla akıl hastası mı? Özellikle Türk gençlerinde ”intihar” alarmı
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Almanya’daki psikolojik rahatsızlıkları olan göçmenlerin sayısı artıyor. Son araştırmalara göre göç arka planına sahip kişilerin klinik tabloları, Almanlardan farklılık gösteriyor. Özellikle de geçmişinde kaçış öyküsü olanların ruh sağlığının bozulması çok daha yüksek olasılık taşıyor. Buna ek olarak ergenlik çağındaki Türklerin intihar eğilimi alarm veriyor.

Robert Koch Enstitüsü ve Federal Almanya Dışişleri Bakanlığı, yabancıların göç geçmişinin çeşitli aşamalarında sıklıkla hangi klinik tabloların ortaya çıkabileceğine dair çok sayıda bilgiyi derledi. Buna göre, hastalıklar içinde özellikle psikolojik rahatsızlıklar yaygın.

Göçün nedenleri genellikle menşe ülkedeki makul olmayan yaşam koşullarında yatıyor. Pek çok göçmen, kendi ülkesinde sadece  insan hakları ihlallerine, şiddet veya işkenceye maruz kalmıyor, aynı zamanda iklim değişikliklerinden ve bununla bağlantılı geçim sıkıntısından da kaçıyor.

Göçmenler eziyetin yanı sıra şiddet veya işkenceden de etkileniyorlarsa, genellikle travma ve korku içinde oluyorlar. Almanya’da yayınlanan göç ve uyum haber portalı “Migazin”de konuya ilişkin yer alan bir habere göre, tüm bu travmalara ek olarak Almanya’ya veya diğer ülkelere göç etmek hastalık tablosunu ağırlaştırıyor. Yetersiz beslenme, bitkinlik, kırık uzuvlar zorlu göç yolunun bir sonucu olarak ortaya çıkabilecek olası sağlık sonuçlarından sadece birkaçı.

Habere göre, sözde güvenli göç edilen ülkede veya kabul kampında (Bulgaristan’daki gibi) işkence veya başka tehditler de varsa, bu daha da şiddetli psikolojik ve fiziksel strese yol açabiliyor.

”VAAT EDİLEN TOPRAKLARA” VARDIKTAN SONRA SAĞLIK SORUNLARI

Göçmenler Almanya’ya geldiklerinde genellikle sağlık hizmeti alıyorlar. Ancak tanıdık olmayan yaşam ortamı ve genellikle tamamen farklı günlük hayat da birçok göçmende fiziksel olarak fark ediliyor. Yeni yiyecekler ve yeme alışkanlıklarının bir sonucu olarak, bazı göçmenler hızla kilo alma eğiliminde oluyorlar ve bu genellikle daha ileri sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Aşırı kilolu olmanın bir sonucu olarak diyabet ortaya çıkıyor.

Robert Koch Enstitüsü’nün Federal İstatistik Dairesi ile ortaklaşa hazırladığı bir sağlık raporu, özellikle genç göçmenlerin obeziteye eğilimli olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak kilo alımından çok daha yaygın olanı ise ilk bakışta her zaman belirgin olmayan rahatsızlıklar olarak karşımıza çıkıyor: Akıl hastalıkları. Araştırmalara göre özellikle genç göçmenler psikolojik sorunlara daha fazla eğilim gösteriyorlar. Ağır yoksulluk, kaba kuvvet, savaş, yıkım… Söz konusu habere göre genç göçmenlerin uzman desteği olmadan tüm bunlarla baş etmesi ise çok daha güç hatta imkânsız.

Alman Psikiyatri, Psikoterapi ve Nöroloji Derneği (DGPPN), göçmenler arasında yaygın olan bu eğilimi ise doğruluyor. “Göç yoluyla akıl hastası mı? Almanya’da Göç Psikiyatrisinin Perspektifleri“ başlığını taşıyan sempozyumla ilgili bir rapor yayınlayan DGPPN  çok sayıda göçmenin psikolojik sorunları nedeniyle genellikle çalışamadıklarını ve erken emeklilik için başvurduklarını bildiriyor.  Sunulan destek programları hakkında bilgi eksikliğinin yanı sıra işsizlik, memleket özlemi veya diğer faktörlerin neden olduğu hayal kırıklığının psikolojik rahatsızlıklarının daha da artmasına yol açtığına işaret ediliyor.

VATAN ÖZLEMİ HASTA ETTİĞİNDE

Öte yandan vatan hasretinin de  hafife alınmaması gereken bir zihinsel bozukluk şekli olduğuna dikkat çekiliyor. Göçmenler ülkelerinden ayrılırken göç hikâyesine genellikle yalnız başlıyorlar. Güvenli bir yaşam ortamında buluşmak için çocuklarını geride bırakmak zorunda kalabiliyorlar.

Geride bırakılanlara karşı duyulan psikolojik baskı, suçluluk, korku ve belirsizliğin yükü ise çok büyük. Bazen aile birleşiminin mümkün olabilmesi veya geride bırakılan kişiden bir yaşam belirtisi alınabilmesi aylar hatta yıllar sürebiliyor. Migazin’in haberine göre bu tür kaygı ve endişe kişiyi felç edebilir, depresyona yol açabilir ve intihar düşüncelerini şiddetlendirebilir. Aile birleşiminin önündeki engeller ve uzun işlem süreleri, menşe ülkedeki ailelere yönelik tehdit korkusunun belirsizliği ile birleştiğinde, sorunlu bir psikolojiye de katkıda bulunuyor.

İNTİHAR DÜŞÜNCELERİ ÖZELLİKLE GÖÇMENLER ARASINDA ÇOK YÜKSEK

Bir diğer araştırma ise endişe verici bulguları ortaya çıkardı: Özellikle ergenlik çağındaki Türkiye kökenliler arasında intihar eğilimi Alman akranlarına göre yüzde 50 daha yüksek. Bu araştırma ayrıca göç arka planına sahip yetişkin Türklerin çoğunlukla baş ağrısı veya mide hastalıkları başta  olmak üzere sağlık sorunları yaşadıklarını da ortaya koyuyor.  Araştırma ayrıca bazı göçmen gruplarının özellikle de eski Sovyetler Birliği’nden gelenlerin alkole düşkün olduğunu gösteriyor.

UNUTULAN HASTALIKLAR ARTIYOR MU?

Almanya’da  ve diğer Avrupa ülkelerinde çoktan yok olmuş gibi görünün hastalıkların göçmenler tarafından yeniden etkinleştirildiği de bulgular arasında. Araştırmalar, Asya’dan gelen göçmenlerin Avrupa’ya çeşitli hastalıkları da beraberinde getirdiğini gösteriyor. Bunlara örneğin sıtma, akciğer tüberküloz, anemi veya askariazis dahil.

Robert Koch Enstitüsü’nün güncel rakamlarına göre, tüberküloz özellikle yaygın hatta son yıllarda katlanarak artış gösteriyor. Asıl dikkat çekici olan ise, hastalıkların çoğuna Eritre, Suriye, Afganistan, Pakistan ve Somali’den gelen göçmenlerin neden olması.

Yetersiz hijyenden kaynaklanan iltihaplı hastalıklar da menşe ülkelerinden kaçan göçmenler arasında göze çarpıyor. Apseler, ağızda, kulaklarda veya gözlerde iltihaplanmalar yaygın olarak görülüyor. Örneğin kaçarken veya menşe ülkede istismar yoluyla ortaya çıkan ekstremite hastalıkları (örneğin kırıklar) aynı derecede yaygın. Enfeksiyonun durumuna göre tedavileri ve iyileşmeleri de uzun süreyi gerektirebiliyor.

YENİ POSTA – BERLİN

FOTO: A.A.