Gramsci’den canavarlar zamanına: AB’nin “Stratejik Pusulası” ve paylaşım hesapları

Evrensel yazarı Yücel Özdemir, “Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal harekâtı birinci ayını doldurdu. Tam birinci aya denk getirilen NATO, AB, G7 zirveleri öncesinde ‘Batı cephesi’nde birbirinden ilginç gelişmeler yaşanıyor” diye yazdı.

 

Kabaca bakıldığında dünya 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinin tamamlanmasına üç yıl kala, emperyalist devletler eski “Batı Bloku” ile yeni Rusya-Çin eksenli “Doğu Bloku” olarak ikiye bölünmenin arifesinde görünüyor.

Bu genel görünüşten bir adım ileriye attığımızda ise aynı blok içinde yer alan emperyalist devletler arasındaki çelişkiler, Soğuk Savaş yıllarındaki çelişkilerden daha derin ve belirgin. Soğuk Savaş yıllarında kapitalizm-sosyalizm temelindeki ideolojik saflaşma nedeniyle aynı blokta yer alanlar aralarındaki çelişkilerin üzerini kolayca örtebiliyordu. Zira, her fırsatta çelişkilerin ortaya saçılmasının “karşı blok”un işine yarayacağı açıktı.

Bugün ise kabaca görünen iki blok arasında ideoloji farkı olmadığı için bölünmeler beklenenden daha erken açığa çıkacak gibi.

Çarşamba akşamı Avrupa turuna çıkan ABD Başkanı Joe Biden’ın ziyaretinin hedefini Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan şu üç başlıkta sıraladı: “Ukrayna halkına yardım, Rusya’ya bedel ödetmek ve Batı ittifakının güçlendirilmesi.” Biden NATO ve AB zirvelerinden önce verdiği mesajlarda “İttifakın eskisine göre daha sağlam olduğunu” söylese de bunun kalıcı olmadığı gerçeğini elbette kendisi de biliyor.

Evet, Rusya’nın Ukrayna işgali NATO, G7 ve AB şemsiyesi altında bir araya gelen ülkeleri eskisine göre birbirine yakınlaştırdı. Ancak bunun hep böyle kalacağının hiçbir garantisi yok.

Keza, ABD’nin son birkaç haftadır her fırsatta Çin’i, Rusya’ya yardım ettiğini ileri sürerek eleştirmesi, hatta tehdit etmesi, sadece “Rusya düşmanlığı”nın Batı cephesini bir arada tutmaya yetmeyeceğini de gösteriyor. Biden’den sonra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de zirve öncesinde ilk kez açıktan Çin’i hedef alarak “yalancılıkla” suçladı.

SAVAŞ VE EMPERYALİST HİYERARŞİ

Bu kaotik süreçte, AB ile Çin arasındaki mesafeyi de derinleştirmek ABD’nin öncelikleri arasında yer alıyor. Asya-Pasifik’te de Ukrayna’dakine benzer bir savaş, ABD’nin çok da reddetmediği bir seçenek olarak duruyor. Böylece potansiyel iki önemli rakibi güçten düşürerek ABD’nin, en azından bu yüzyılın ilk yarısında, emperyalist paylaşım hiyerarşisinin en tepesinde kalmasını sağlayabilir. En azından istenen, hedeflenen bu.

ABD’nin bütün gayretinin NATO, AB ve G7 şemsiyesi altında toplanan ülkeler ile onların eksenindeki bölgesel güç durumundaki (Avustralya, Güney Kore, Singapur, Türkiye, Mısır…) ülkeleri tıpkı Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi etrafında kenetlemek olduğu artık net olarak görülüyor. Bu ise ancak Rusya ve Çin ile aralarında kalın duvarlar çizmekle mümkün. Dün başlayan ve bugün sona erecek “zirveler serisi” aynı zamanda bunun bir ön hazırlığı olarak da okunabilir.

Ne var ki, Soğuk Savaş denklemi ya da doktrinin altından çok sular aktı ve dünya artık 30-40 yıl önceki dünya değil. Her ne kadar saflaşmalar yenilense de ittifaklar eskisi gibi az pürüzlü olmayacak. Daha karmaşık ve güvensiz ittifaklar döneminden geçiyoruz.

Bunu en iyi AB-ABD cephesinde yaşananlarda görmek mümkün.

Hafta başında AB dışişleri ve savunma bakanları tarafından karar altına alınan ve bugün sonuçlanacak AB zirvesinde onaylanması beklenen “Stratejik Pusula” (Strategischer Kompass) doktrini de bunu gösteriyor. İki yıldır üzerinde çalışılan “Stratejik Pusula” Ukrayna savaşı nedeniyle hızlı bir şekilde raftan indirilerek devreye konuldu.

AB Dışişleri Yüksek Komiseri Josep Borrell’in “tarihi” olarak nitelediği “Pusula” asıl olarak AB’nin küresel askeri güç olarak emperyalist paylaşım sahnesine çıkmasını hedefliyor. En geç 2025 yılına kadar kurulması öngörülen 5 bin kişilik “Acil Müdahale Gücü”nün “kalbine” ise Almanya talip oldu.

GÖRÜLMEMİŞ BİR SİLAHLANMA ATAĞI

27 Şubat’ta askeri harcamalar için tarihinde görülmemiş düzeyde 100 milyar avroluk “özel fonu” ilan eden Almanya’nın şimdi de Acil Müdahale Gücü’nün “kalbi”ne talip olması, açıkça geçmişin karanlık tarihsel yüklerini bir yana bırakarak bir kez daha paylaşım savaşına hazırlandığını gösteriyor.

Bu nedenle AB’nin ilan ettiği 47 sayfalık “Stratejik Pusula” asıl olarak Almanya’nın, NATO ve ABD’den bağımsız paylaşım mücadelesine askeri olarak dahil olma hesabından başka bir şey değil. Zira, bu belgeye paralel bir belgenin de Almanya Dışişleri Bakanlığı tarafından “Ulusal Güvenlik Stratejisi” altında açıklanması tesadüf değil.

Özetle Rusya’nın Ukrayna işgali pek çok açıdan Pandora’nın Kutusu’nu açtı. Kartlar yeniden karılıyor ve her emperyalist kendi çıkarlarını önceleyen “stratejik hesaplar” yapıyor. Almanya ise AB adına “tehlikeli hamleler” yapmaya hazırlanıyor. İtalyan sosyalisti Antonio Gramsci’nin dediği gibi, “Eski dünya öldü, yenisi ise daha doğmadı: Şimdi canavarlar zamanı.”

Halkların çektiği acılar, yıkım, yoksulluk, pahalılık… ise umurlarında değil. Canavarları durduracak, başını ezecek tek güç ise işçi sınıfının, ezilen halkların savaşa ve yoksulluğa karşı ortak mücadelesi.

YENİ POSTA -KÖLN

KAYNAK: www.evrensel.net

FOTO: AA