Herkes her şeyi biliyor: Almanya’da FETÖ’nün “önlenemeyen” yükselişi

WhatsApp Image 2021-05-29 at 14.48.27
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Türkiye’de ”Fethullahçı Terör Örgütü-FETÖ”, Almanya’da ise ”Hizmet Hareketi” olarak bilinen Gülen yapılanması çok uzun yıllardır demokratik kurum, kuruluşların uyarılarına rağmen ivme kazanarak güçleniyor. Şimdi de Berlin’de “anıtsal bir kök” salmayı başardılar. Ateşle mi oynanıyor?

Gülen hareketine yakınlığıyla bilinen ülkedeki tartışmalı yapılanmalar, “Fethullah Gülen ile bir alakamız yok“ inkârının arkasına sığınıyorlar. Aslında herkesin her şeyi bildiği bu kadar açıkken, devlet desteğine kadar birçok yardımdan rahatlıkla yararlanabiliyorlar. “Fetullah Gülen hareketinden” söz ediyoruz. FETÖ’den…

Türkiye’den ülkeye akın akın gelen mültecilerin de desteğiyle hem insan kaynakları hem de mali açıdan FETÖ, Almanya’da gücüne güç katmaya devam ediyor. Okullar, örgütler, kurslar ve vakıflar “Gülen hareketi” içinde olduklarını asla itiraf etmiyorlar. Ama varlar.

Yeni adımları, Almanya’nın başkentinde milyonlarca avroluk bir proje.

Berlin’de, uzun zamandan bu yana özellikle Ankara’nın da ağır eleştirilerinin hedefindeki “House of One“ projesi bu.

Projenin temeli tüm uyarılara rağmen Alman başkentinin tarihi noktalarından Petri Meydanı’nda görkemli bir şekilde atıldı. FETÖ’nün içinde bulunduğu “çokdinli” projeye federal hükümet 20 milyon avro, Berlin eyalet hükümeti ise 10 milyon avro ile destek veriyor. 47 milyon avroluk bir toplam bütçe öngörülen, FETÖ’nün de destek verdiği cami, kilise ve sinagogu içinde barındıran “House of One” (Tek’in Evi) adlı  projenin en geç 2025’te tamamlanması bekleniyor.

Ülkenin başkenti bu proje tamamlandıktan sonra Gülencilerin gövde gösterisi yapabileceği bir sahne olacak. Gerçek, bu.

Berlin’de Hıristiyan ve Yahudi cemaatlerinin neden başka Müslüman kuruluşlarla değil de Gülen’e yakınlığıyla bilinen  Diyalog ve Eğitim Vakfı ile işbirliğine gittiklerini sormak gerekiyor.  Diğer taraftan Almanya’daki “Gülen cemaati”nin seçilmesinde AKP iktidarı karşısında mağduru oynaması da etkili olmuş olabilir. Peki, FETÖ tam on yıl önce startı verilen House of One projesi içinde neden yer alıyor? Sebep, iddia edildiği gibi dinler arası diyalog mu, yoksa kendisine laiklik, çağdaşlık, aydınlanmacılık karşıtlığında yeni yol arkadaşları mı arıyor? Herkes kimin ne olduğunu bilerek kol kola giriyor.

ADİL ÖKSÜZ, ZEKERİYA ÖZ VE 120 FETÖ ÜST DÜZEYİNE KONAKLAMA KIYAĞI

FETÖ yapılanması sadece Berlin’de mi güçlü?

Almanya’da “Gülen yapılanması” 15 Temmuz 2016  darbe girişimi sonrası hem kaçan üst düzey FETÖ’cülerle hem de iltica eden “Gülen yanlıları” ile gücüne güç katmaya devam ediyor gerçekte.

Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde FETÖ ile ilgili ortaya atılan iddialara ilişkin durum belirsizliğini koruyor. Örneğin Adil Öksüz ve kaçak savcı Zekeriya Öz’ün de adının geçtiği 120 FETÖ üst düzeyinin Heidelberg’in güneyindeki Campbell Kışlası ve onun yanındaki Mark Twain Village’de kaldığı yönündeki suçlamalara karşı somut yanıtları henüz duyamadık.

Heidelberg-Speyer’in yanı sıra Mannheim ve Ludwigshafen bölgelerinin FETÖ üst düzeyinin ana merkezi olduğu yönündeki iddialar da halen havada asılı kalmaya devam ediyor.

BAVYERA TAM BİR FETÖ KALESİ

Şimdi biraz daha ülkenin aşağı tarafına doğru inelim.

Almanya’nın FETÖ demekten kaçındığı ve tercih ettiği hitabıyla “Gülen Hareketi”, Bavyera eyaletinde tam 30 yıldan bu yana faaliyet gösteriyor. Mültecilerin eyalette Gülen hareketini nasıl güçlendirdiğine dair ipucu vermesi açısından bir parantez açalım:

Federal Göç ve Mülteci Dairesi’nin rakamlarına göre 2016-2020 yılları arasında Almanya’ya 32 bin Türk vatandaşı iltica başvurusunda bulundu. Bavyera’da büyük bir bölümünü “Gülencilerin” oluşturduğu 3 bin 500 mülteci mevcut.

“Fetullahçılar” bunca yıl sonra ilk kez geçen ocak ayında Münih’te Karlplatz adlı meydanda sokağa çıktı ve “Erdoğan’ı durdurun” sloganları adı altında gösteri yaptı. Alman kamuoyuna kendilerini “muhalif” olarak gösteren Fetöcülerin bu eylemini, 330 Türkiye kökenli akademisyenin kurduğu Augsburg Frohsinn Eğitim Merkezi (Frohsinn Bildungszentrum Augsburg), Augsburg Rumi Kültür Forumu (Rumi Augsburg Kulturforum) ve Augsburg Mülteciler Girişimi (IFFA) ortaklaşa düzenledi.

Bununla birlikte Bavyera eyaletindeki Augsburg kenti son dönemde FETÖ örgütlenmelerinin bölgedeki dev eğitim yapılanmaları için de yatırıma girmeye hazırlandığı yönündeki haberlerle sık sık medyada yer alıyor.

Hukukçuların “Illuminati’den de güçlü” uyarısı yaptığı “Gülen hareketi” Augsburg’da yeni bir anaokulu daha kurmaya hazırlanıyor.

“FROHSİNN EĞİTiM KÜLTÜR MERKEZİ” FAKTÖRÜ

Alman medyasında da yer alan bilgilerden hareketle özetleyelim:

Uzmanların “halkla saklambaç oynadıkları” ve “İslamcı katı anlayışlarının” hafife alınmaması gerektiği konusunda uyardığı Fetö ile bağlantısı olduğundan şüphelenilen Frohsinn Eğitim Merkezi’nin  25 yıldır Augsburg, Mering ve Gersthofen’de toplam 234 çocuk kapasiteli bakımevi ile kreş işlettiği biliniyor. Augsburg’da Sefunda Projekt GmbH’nın 400 daireyi ve bir anaokulunu kapsayan projeyi hayata geçirmesi bekleniyor. Belediye Başkan Yardımcısı  Florian Mayer’e göre, Frohsinn’a ait anaokulları “Kinderwelt Mering” ve “Kinderwelt Schlossmühlstraße”nin de genişletilmesi öngörülüyor.

Frohsinn Eğitim Merkezi, iddialara göre 1996’dan bu yana “Gülen hareketinin” bir parçası olmasına karşın kamuoyu ile bu bağları paylaşmıyor hatta 1992’de kurulan ana dernek Rumi dahi ilişkileri gizliyor. Augsburger Allgemeine gazetesinden Stephani Shoene’nin haberine göre, burası Gülenciler için bir ritüel ve öğrenme yeri olarak kullanılıyor. Gülen’in vaazları burada duyuruluyor. Merkezde dış dünyayla baş etme eğitimi de veriliyor. Ayrıca kurulması planlanan yeni anaokulunun pedagojik kadrosuyla da ilgileniyor. Azerbaycan, Gürcistan, Irak, Kazakistan, Gana ve Türkiye’deki Gülen okulları, yurtları ve öğrenim merkezlerinden Augsburg’a gelen yaklaşık 70 öğretmeni Augsburg’a entegre etmeyi amaçladıkları konuşuluyor.

AĞIN MERKEZİNDEKİ KURULUŞ: JETTİNGEN’DEKİ MİNDELTALSCHULE

Jettingen’deki Mindeltalschule güney Almanya’daki yerel yapılanmaları bölgenin her yerinden Gülen örgütlerine bağlıyor. 2009 yılında Frohsinn Eğitim Merkezi,  Münih, Ingolstadt, Neu-Ulm ve Ravensburg’da kardeş dernekleri, bir dil okulunu, ortaokul, yatılı okul ile özel kız okulunu kurdu.

Şu anda 164 kız öğrenci bu noktada eğitim görüyor ve Alman devleti yılda 975 bin avro vererek, katkıda bulunuyor. Öğrencilerin yaklaşık yüzde 90’ı Türkiye kökenli. Okulun hizmet alanı Liechtenstein, Avusturya ve İsviçre’ye kadar uzanıyor. Gülen ile ilişkilerini Mindeltalschule okulu örtbas ediyor. 

SERDAR AKIN: “PARALEL YAPILARA İZİN VEREMEYİZ”

Birlik’90/Yeşiller Partisi’nden Augsburg Belediye Encümeni Serdar Akın ise eğitimde bu tür paralel yapılanmaları izin veremeyeceklerini dile getirerek “Dışarıdan modern görünüyor içeride  ise kesinlikle hiyerarşikler ve ‘cinsiyete göre’ ayrılıyorlar. Kendi yaşam tarzlarını teşvik etmek eğitim konseptimizin bir parçası olabilir, ancak bu Gülen hareketinin eğitim programının bir parçası olmamız gerektiği anlamına gelmiyor” sözleriyle tehlikeye işaret ediyor.

FETÖ’nün, kısmen köktendinci ve Müslüman misyonerlik çalışmaları ile bu kadarla sınırlı değil elbet. Bunlar buzdağının görünen kısmı.

ALMAN İÇ İSTİHBARATI DA UYARMIŞTI

Almanya’da Gülen hareketi çalışmalarını sadece eğitim ve kültürle sınırladığını bildirse de uyarılar yıllardır devam ediyor. Rheinland-Pfalz ve Baden-Württemberg eyaletlerinin iç istihbaratı Gülen hareketini mercek altına almıştı.

Sol Partili siyasteçi Ulla Jelpke de  Alman hükümetinin tutumunu Gülen yapılanmasına ilişkin sert dille eleştirmiş ve arka çıkmakla suçlamıştı.

Berlin’e, milyonlarca avroluk “House of One” projesine dönersek, şunu görüyoruz: Almanya’daki kiliseler dahi bu ciddi uyarılara kulak asmıyor. İşbirliği içinde olmaktan da çekinmiyorlar. Sadece Protestanlar değil Katolikler de Gülencilerle el ele çalışmalar sürdürüyor. Ülkenin büyük yayın gruplarından Herder Yayınevi çok uzun süredir sadece Fethullah Gülen’in değil takipçilerinin de kitaplarını basıyor.

Türk hukuku uzmanı Alman avukat Christian Rumpf Alman basınına yaptığı açıklamada  şu ürküten sözcüklerle, Gülen yapılanmasına karşı Almanya’yı ciddi şekilde  uyarmıştı: “Gülen’in destekçileri, toplumun her alanında güçlü bir dayanışma ve sadık bir birliktelikle devasa bir topluluk yapısına ulaştı. Hatta Illuminati efsanesinden çok daha büyük bir güce sahip gizli bir örgüt.”

Farklı hesapları olsa da İslamcı siyasette ısrarlı, dünyanın güç odaklarına hizmette kusur etmeyen ve neredeyse sınırsız bir antikomünist histeriye sahip iki İslamcı çizgi, Fethullahçı çete ile AKP’nin ittifakından neler çıktığı, hangi sonuçların sahne aldığı malum. Bu sonuçların demokrasiyle hiçbir ilgisi yok. Radikal İslamcılığın çeşitli renkleriyle yüz yüzeyiz.  

Almanya sanki bile isteye ateşle oynuyor.

IŞIN TOYMAZ – STUTTGART

FOTO: House of One / Paulus Ponizak – AA