IGMG Genel Sekreteri’nden Adalet Divanı’nın başörtüsü kararına tepki: “Din karşıtı çizgi”

IGMG Genel Sekreteri’nden Adalet Divanı’nın başörtüsü kararına tepki: “Din karşıtı çizgi”
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Bekir Altaş, Avrupa Adalet Divanı’nın işverenlere başörtüsünü yasaklama yetkisi veren kararına yönelik bir açıklama yaptı.

Avrupa Adalet Divanı’nın başörtüsü kararını eleştiren Milli Görüş yönetimi, bu eğilimin özgürlükçü demokratik düzenle bağdaşmadığı görüşünü savundu. “Avrupa Adalet Divanı yine Müslüman kadınları dini inançları ile işleri arasında seçim yapmaya zorlamıştır. Özgürlükçü demokratik bir düzende bunun asla söz konusu olmaması gerekir” diyen IGMG Genel Sekreteri Bekir Altaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa Adalet Divanı şu ana kadar takip ettiği din karşıtı çizgiyi muhafaza etmiştir. Müslüman kadınların eşit yaşam koşullarında yaşama ve çalışma imkânlarını ellerinden almıştır. Mahkeme vermiş olduğu kararın gerekçesinde sağlıksız bir karşılaştırma yapmaktadır, çünkü başörtüsü İslami yaşamın sabit bir parçasıdır. Herhangi bir takı takan kimselerin aksine başörtüsü takanlar isterlerse bunu çıkarıp kenara koyamazlar, çünkü dini inançları buna engel teşkil etmektedir. Böylelikle de sadece Müslüman kadın kesim dini inançları ile işleri arasında seçim yapmaya zorlanmaktadır. Bu ise anayasa hukuku açısından asla kabul edilemez bir durumdur.

Alman mahkemelerinin bu noktadan sonra yapması gereken, Avrupa Adalet Divanı’nın ulusal mahkemelere kendi kararlarını verme noktasında bıraktığı açık kapıyı kullanmak ve kendi yollarını çizmektir. Bu yol, dini inancı fark etmeksizin insanların ayrımcılığa uğramadan yaşayabilmelerini temin etmektir. Bu yol aynı zamanda toplumun tamamına ve siyasete şu sinyali vermelidir: Başörtülü kadınlar da bu toplumun herkesle aynı haklara sahip tabii birer parçasıdır.

Bilimsel araştırmalar, başörtüsü takmayan her üç Müslüman kadından birinin başörtüsünü sosyal ve mesleki çevresi tarafından ayrımcılığa uğrayacağı endişesiyle takmadığını ortaya koymaktadır. Bu olumsuz atmosferin oluşmasında Müslüman kadınlar üzerinden yürütülen popülist ve İslam düşmanı tartışmaların çok büyük etkisi vardır. Bu tabloda yargısal kararların da azımsanamayacak bir payı bulunmaktadır. Azınlıkların baskı ve dışlanma korkusuyla özgürce gelişemeyecekleri bir atmosfer özgürlükçü demokratik bir düzenle asla bağdaşmamaktadır.”

YENİ POSTA – KÖLN