İngiltere: AİHM Ruanda’ya sınırdışıları engelledi

Büyük Britanya’dan sınırdışı edilen sığınmacıları Ruanda’ya götürecek ilk uçağın kalkışı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından son anda iptal edildi.

Büyük Britanya İçişleri Bakanı Priti Patel, salı akşamı mahkemenin kararından dolayı hayal kırıklığına uğradığını, ancak sığınmacı politikasına devam edileceğini açıkladı. Çok sayıda yorumcuya göre, Londra’nın izlediği yöntem insan haklarını ihlal ediyor.

MEDIAPART (Fransa)

TAM BİR KORKUTMA STRATEJİSİ

Mediapart, Johnson hükümetinin makul bir strateji peşinde olmadığını söylüyor:

“Bu planları hazırlamak için harcanan enerji ve zaman, bilim insanlarının tavsiyeleri dikkate alınarak göçmenlerin göç yollarında göze aldıkları riskleri sınırlamak için onurlu kabul politikaları veya gerçekten güvenli ve yasal göç yolları geliştirmeye harcanabilirdi. Ancak Büyük Britanya hükümetinin seçtiği stratejinin oldukça farklı olduğu görülüyor: Kamuoyunun kinle dolu bir kesiminin aşırılık yanlısı eğilimlerine yanıt verip aynı zamanda da göçmenleri korkutup, sınırı geçmeye çalışmaktan vazgeçirmek.”

THE GUARDIAN (İngiltere)

TEMEL BİR HAK İHLALİ SÖZ KONUSU

Asylum Aid sivil toplum örgütünden Kerry Smith, The Guardian’da hava yoluyla sınır dışı uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu savunuyor:

“Sığınmacılara hukuki danışmanlık alma, bir avukat tarafından temsil edilme ve neden sınır dışı edilmemeleri gerektiğinin izah edilmesi fırsatı vermeyecek kısalıkta sınırlı süreler tanınıyor. … İlk başta sınır dışı edilmek üzere seçilenler arasında, barışçıl protestocuları vurmayı reddeden İranlı eski bir polis memuru ile Sudanlı bir işkence mağduru da bulunuyor. … İnsan hakları ihlallerinden, insan ticaretinden veya işkenceden kaçarak Birleşik Krallık’a sığınmak isteyen kişiler, ilkesel olarak durumlarını adil ve yasal bir şekilde anlatabilme imkânına sahip olmalıdır.”

THE TIMES (İngiltere)

UYGULANABİLİR BİR ALTERNATİF YOK

The Times, Büyük Britanya hükümetinin izlediği yönteme anlayış gösteriyor:

“Hükümet, Manş Denizi’nde devam eden yasadışı ve tehlikeli geçiş sorununa çözüm aradığı için suçlanmamalı. … Dışişleri Bakanı Liz Truss’un, yürütülen bu politikayı eleştirenlerin şu ana kadar geçerli alternatifler bulmakta başarısız olduklarını söylemesi adil bir yanıttı. Ancak hükümet, politikalarının yasalara uygun veya uygulanabilir olduğunu da bu zamana kadar kanıtlayamadı. … Bir göç sisteminin işe yarıyor olması için, insanların bunun kötüye kullanılmayacağından ve olup bitenlere alelade yanıtlar verilmediğinden emin olması gerekiyor.”

LA LIBRE BELGIQUE (Belçika)

ACIMASIZ VE AHLAK DIŞI

La Libre Belgique, Londra’nın politikasının uluslararası hukuku ayaklar altına aldığını yazıyor:

“Büyük Britanya, iltica talebinde bulunma haklarını araştırma zahmetine dahi girmeden sığınma arayan insanları binlerce kilometre uzağa gönderiyor. … Tozu halının altına süpürür gibi. Londra, Cenevre Sözleşmeleri’nin üzerine basıp geçiyor ve koruma arayanlara, ekonomik kalkınma açısından örnek olan, ancak temel hakları pek de önemsemeyen bir hükümet tarafından yönetilen, refah düzeyi daha düşük bir ülkeye götürülürken eşlik ediyor. Bu politika acımasız ve ahlak dışıdır. İnsan onurunu ve uluslararası hukuku ayaklar altına almaktadır.”

CORRIERE DELLA SERA (İtalya)

İYİLER SEÇİLİYOR

Corriere della Sera, Brexit’in konuyla ilgisini şöyle açıklıyor:

“Paradoks şu ki, Brexit sonrası Büyük Britanya sınırları kapatmanın aksine bir göçmen akını yaşadı. Avrupa’dan gerçekleşen göç azalırken, Asya ve Afrika’dan gelenlerin sayısında patlama oldu. … Ancak mesele kamuoyunun göçe tamamen karşı olması değil, daha çok kontrolsüz açık sınır fikrini kabul etmemesi. … Brexit sonrası yeni göçmenler, Birleşik Krallık ekonomisine ve toplumuna önemli katkılarda bulunan yüksek vasıflı çalışanlardan oluştuğu için bu daha da geçerli. Kaybedenler ise savaştan ve kıtlıktan kaçan çaresiz insanlar.”

YENİ POSTA – LONDRA

FOTO: AA

KAYNAK: https://www.eurotopics.net/tr