İsveç’te işinden kovulan gazeteci Kajsa Ekis Ekman: “Herkes gibi düşünüyorsan, ifade özgürlüğün var”

Basın ve ifade özgürlüğünün örnek gösterildiği ülkelerden İsveç’te Ukrayna’daki çatışmalarla birlikte çok tuhaf gerginlikler sahneye çıktı. Ülkenin tanınmış kadın gazetecilerinden Kajsa Ekis Ekman’ın görüşleri nedeniyle işine son verilmesi, birçok çevre için alarm niteliği taşıyor.

 

ABD-NATO-Ukrayna üçlüsü ile Rusya arasında devam eden savaşta iki ayı geride bıraktık. Savaş, tüm çirkinliğiyle devam ediyor. ABD liderliğindeki Batılı ülkeler bir yandan bölgeye silah sevkiyatı yaparken bir yandan da ellerinde tuttukları medya aracılığıyla Rusya’ya karşı tek sesli yayınlarını sürdürüyorlar. Yaratılan bu tek taraflı propaganda kampanyasına başka açıdan bakan siyasetçi, yazar ve gazeteciler ise anında hedef tahtasına konuluyor.

Örneklerinden biri geçtiğimiz günlerde İsveç’te yaşandı. İsveç’in önemli kadın gazetecilerinden Kajsa Ekis Ekman yaklaşık 10 yıldır çalıştığı Dagens ETC isimli gazeteden yaptığı yorum ve yazdığı yazı sebebiyle, atıldı.

İfade özgürlüğünün en gelişkin olduğu ülkelerden biri olarak gösterilen İsveç’te bu olayın yaşanması tepkilere sebep olurken, Avrupa’da gelinen son noktayı da gözler önüne sermiş oldu. Konu hakkında Kajsa Ekis Ekman ile yaptığımız görüşmeyi yayınlıyoruz:

-Ne olduğunu anlatır mısınız? Dagens ETC sizi neden işten çıkardı?

KAJSA EKIS EKMAN – Gerçekten bilmiyorum, çünkü açıklamaya hiç zaman bulamadılar. On yıl sonra, gazeteden bir tür sınırı ihlal ettiğime dair bir e-posta aldım. RT’yi (Rusya devletine ait uluslararası bir yayındır ve Avrupa’da yasaklanmıştır-yn.) TeleSUR, Al Jazeera ve CNN ile karşılaştırdığım ve bütünlüğünden kopararak ele aldıkları bir sosyal medya yorumuna atıfta bulundular. Öyle görünüyor ki, gerçek sebep, benim yazdığım ve onların yayınladığı, bünyesinde Neonazileri çalıştıran Kyiv Intependent’in İsveç medyasıyla nasıl işbirliği yaptığı ve bu gazetenin USAID (Küba, Venezuela, Gürcistan, Myanmar gibi dünyanın çeşitli ülkelerinde karışıklıklar yaratmasıyla ünlü devlet destekli bir ABD yardım kuruluşudur-yn.) ile bağlantıları hakkındaki metindi.

Yazıyı gönderdiğimde harika olduğunu düşündüler, ama sonra eleştiri aldılar ve korktular. Birçok yazımda NATO’yu, savaş kışkırtıcılığını ve de Ukraynalı mültecilere nasıl diğer mültecilerden daha iyi muamele edildiğini eleştiriyordum.

HERKES GİBİ DÜŞÜNMEK

– Savaş döneminde Avrupa ve İsveç’teki basın ve ifade özgürlüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

KAJSA EKIS EKMAN –  Herkes gibi düşünüyorsan ifade özgürlüğün var. Farklı düşünüyorsan işin zor. Hemen hemen hiçbir gazetenin hükümetten farklı bir tutumu yoktur ve birisi bir makale yazarsa o kadar hücuma uğrar ki, gazeteci sosyal alanda ya da yeni bir iş bulmakta zorlanabilir.

Pek çok entelektüel, başka türlü düşünmeye cesaret edemediği için herkes gibi düşündüklerine kendilerini inandırdıkları bir tür kendini ikna etme sürecine giriyorlar. Bu sadece savaşla ilgili değildir, başkaca birçok sorun var, ama savaş döneminde bunlar daha da kötüleşti.

– Bugün Russia Today (RT) ve Sputnik’in, “Rusya propagandası” yaptıkları gerekçesiyle, AB ülkeleri içinde yayın yapmaları yasak. Facebook ve Twitter da RT ve Sputnik’ten gelen içerikleri durdurma kararı aldılar. Bu medya kanallarına yönelik sansürle ilgili ne düşünüyorsunuz?

KAJSA EKIS EKMAN –  Kötü! AB, Rus kanallarını yasaklayarak bizim ifade özgürlüğümüz olduğunu ve Rusya’nın olmadığını göstermeye çalışıyor; bunun neresi mantıklı? İsveç medyası savaş hakkında propaganda ve hatta yalanlar yaymıyor mu? Propagandayı habercilikten nasıl ayırt edebiliriz?

Yalanlar hakkında pek bilgim yok, çünkü eğer olay yerinde değilsem anlatımın doğruluk derecesini kontrol etmek için imkânlarım azdır. Ama ne yazık ki, sadece savaşın gidişatını anlatan ve çeşitli devlet başkanlarının açıklamalarına atıfta bulunan çok az tarafsız metin var. Metinlerin ya da programların çoğu özellikle, Putin’in kötülük ve nostalji tarafından yönlendirilen, bütün Avrupa’yı alacak olan yeni Hitler ya da Stalin veya yeni bir çar olduğunun, Rus olan her şeyin kötü olduğunun gösterilmesinden hareket ediyor.  Elbette öyle düşünebilirsiniz, fakat buna okuyucunun kendisinin karar vermesi gerekir ve her metin bu yargılarınızdan bahsetmek zorunda değildir.

– Kyiv Independent gazetesi ve onun Nazi bağlantıları hakkında bir yazı yazdınız. Ayrıca Kyiv Independent’ın İsveç’teki çeşitli medya kuruluşlarından hibe aldığına ve ABD tarafından yetiştirilen birçok gazetecinin dünyada “Ukrayna’nın sesi” haline geldiğine dikkat çektiniz. Bunu nasıl yorumlamalıyız?

KAJSA EKIS EKMAN – Bilinmesinin ilginç olabileceğini düşündüm. İsveç medyasında bu gazetenin bir grup genç idealistin tamamıyla kendi başına ve zengin oligarklar olmaksızın başlatıldığı ileri sürülüyor. İsveçliler “Ne güzel!” diye düşünüyor, ama görmedikleri şey, Amerika Birleşik Devletleri’nin genç gazetecileri ve öğrencileri, sadece Doğu Avrupa’da değil aynı zamanda Latin Amerika’da ve Asya’da, ABD’nin gerçeklerini yaymak için nasıl eğittiği ve bunun için nasıl para pompaladığıdır. Eğer bütün bu gazetecileri yetiştiren Rus devleti olsaydı ve orada Rus nazileri çalışıyor olsaydı, İsveç’te hiç kimse o gazeteye güvenmezdi. Doğal kaynaklar ve güçle ilgili küresel jeopolitik oyunda iyi ve kötü tarafların olmadığını anlamak zorundayız.

SANSÜR VE BASKIYI DUYMAK İSTEMİYORLAR

– Hem Türk medyasını hem de İsveç medyasını takip ediyorum. İsveç’te ifade özgürlüğü olmasına rağmen, İsveç medyası bazı durumlarda çok fazla disiplinli görünüyor. Ukrayna’daki savaş ve genel olarak Rusya ve Çin hakkındaki haberleri ve yorumları okuduğumuzda, İsveç’teki neredeyse bütün medyanın merkezden yönetildiği hissediliyor. Türkiye’deki demokratik olmayan yasalara ve tek adam diktatörlüğüne rağmen, Türk gazetecilerin savaşı daha eleştirici bir tutumla naklettikleri görülüyor. İşsizlik hatta hapis gibi çeşitli risklere rağmen kendilerini ifade etme cesaretini gösteriyorlar… Bu gözleme ne diyorsunuz? Sebebi ne olabilir?

KAJSA EKIS EKMAN – Belki Türkiyeli entelektüellerin sansürden haberdar olmalarındandır. İsveç entelektüelleri sansürün olduğunu bilmiyorlar. Onlar, kötüye karşı iyi için çalıştıklarını zannediyorlar. Onlar dünyaların en güzelinde yaşadıklarını sanıyorlar. Eğer bir Türkiyeli gazeteci hapse atılır ya da baskı görürse, Batı’dan destek alabilir ve İsveç Yazarlar Birliği başka ülkelerde yasaklanan ve baskıya uğrayan gazetecilerin durumlarına el atmayı seviyor, çünkü o zaman biz çok iyi durumdaymışız gibi görünüyoruz. Ama eğer biri burada sansür ve baskı var diyorsa, onu duymak istemiyor, çünkü sansür ve baskıyı devlet değil özel medya şirketleri yürütüyor.

Sonra İsveç’teki entelektüel gelenek ne yazık ki son on yıllarda kayboldu. Eskisi gibi değil, aynı kalibre ve aynı cesaret yok. Yazarları hapsetmeye başladığımız gün, herkes sıranın kendisine geleceğini düşünmeye başlayacaktır.

– AB ülkelerinin otoriterlik yolunda ilerlediği gibi bir görüş var. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

KAJSA EKIS EKMAN – Bu konuda yeterince bilgim yok.

– Türkiye’de çok fazla gazeteci cezaevinde ve Erdoğan yahut AKP iktidarını eleştirirseniz işinizden olma riskiniz büyük. Siz de eleştirici görüşleriniz yüzünden ETC’den atıldınız. İfade özgürlüğünü nasıl savunabiliriz?

KAJSA EKIS EKMAN – Toplum kendi entelektüellerini bağrına basmalı ve onları sevmeli, onlar cenazelerde gülseler bile, azizler hakkında kötü konuşsalar bile, uygunsuz sözler söyleseler bile. Entelektüellerini sevmeyen toplum, solar ve ölür.

SEDA ŞANLIER – STOCKHOLM

FOTO: Kajsa Ekis Ekman