İzmir’den telefonla Almanya’daki yaşlıları dolandırdılar: “Utanç çetesi”nin en az 120 milyonluk vurgunu

Almanya’da medyanın gündemine bir anda “İzmir klanının” teknolojik gaspları girdi. Almanya’daki yaşlı ve “paralı” kurbanlarını hedef alan aksansız Almancalı Türk ve Araplardan oluşan çete, bu insanları İzmir’den telefonla aradı. Ancak onları bilgisayar teknolojisiyle Almanya numaralı telefonlardan polis kimliğiyle aradıklarına inandırabildi ve böylece milyonlarca avroluk bir vurgun gerçekleştirdi. 

 

Alman kamu kurumları ARD ve rbb24 kanallarının ortak araştırmalarıyla kamuoyuna yansıyan bir vurgunda Türkler, Araplar ve Almanlardan oluşan “İzmir klanı”nın 2018 yılından bu yana polis kılığına girerek özellikle yaşlıları dolandırdığı ortaya çıktı.

Her iki ülkenin adli ve güvenlik birimlerinin örnek işbirliğiyle yakalanan, Almanya’dan ve Türkiye’den toplam 81 zanlının yargılandığı dava İzmir Bölge Mahkemesi’nde görülüyor. Sanıklar, “suç işlemek için örgüt kurmak”, dolandırıcılık ve suç unsuru mallardan elde edilen getiriyi kara para olarak aklamakla suçlanıyor.

154 BİNDEN FAZLA DOLANDIRICILIK VAKASI

Söz konusu araştırma raporunun detayları şöyle:

İzmir’deki çağrı merkezlerinden Almanya’daki yaşlıları, emeklileri polis memuru gibi davranarak arayan  dolandırıcılar mahallede hırsızlık görüldüğünü bu nedenle değerli eşyaları  kendilerine teslim etmeleri gerektiğini söylediler ve bu yolla sayısız kişiyi dolandırdılar.

 

https://www.ardmediathek.de/video/report-muenchen/izmir-clan-beutezug-durch-deutschland/das-erste/Y3JpZDovL2Rhc2Vyc3RlLmRlL3JlcG9ydCBtw7xuY2hlbi9jNDA3Y2FmNC02NzZjLTQyMDctYmQ3Zi0xM2FhN2NlYTdkODU/

 

Suç çetelerinin, 2018 ve 2020 yılları arasında ülke çapında en az 120 milyon avro değerinde para, mücevher ve altın çaldığı, buna bağlı olarak söz konusu dönemde 154 binden fazla olayın kayıtlara geçtiği, faillerin bu dolandırıcılık suçlarının  10 bin 500’den fazla olayda başarılı olduğu biliniyor.  Ancak uzmanlara göre, zarar ve mağdurların sayısı çok daha yüksek. Kurbanların büyük bir bölümünün ise utandıkları için durumu polise bildirmediklerine işaret ediliyor.

Öte yandan konuya ilişkin ilk vakalar 2015 yılında bilinmesine rağmen, konu 2018’den itibaren soruşturma makamlarına yansımış.

İzmir klanının başlıca faillerinin, Kuzey Ren-Vestfalya ve Bremen’deki Türk-Arap Miri aşiretinin çevresinden. Bu geniş ailelerin diğer üyeleri ve suç ortaklarıyla birlikte sistematik olarak suç işlediği biliniyor. Yüzlerce sayfa uzunluğunda olan iddianame, Almanya’daki kurbanlardan İzmir’e doğru “ganimet yolunun” izlenebileceği en az 5 milyon avro tutarındaki 24 dolandırıcılık vakasını gösteriyor. Kurbanlarını Almanya’da arayan Türkiye’deki  çağrı merkezi dolandırıcılarına karşı ülkede ilk kez bu kadar geniş çaplı davalar açılıyor.

ELEBAŞININ ÇEŞME’DEKİ MİLYONLARCA AVROLUK MAL VARLIĞI

Soruşturmaya, Münih’teki kriminal daireye ek olarak, diğer eyalet kriminal daireleri de dahil oldu. Onlara göre, söz konusu İzmir aşireti, İzmir’de ve Türkiye’nin diğer şehirlerinde faaliyet gösteren daha da büyük bir suçlu ve suç ortağı ağına sahip geniş bir suç kompleksinin yalnızca bir parçası. İzmir’de suçlanan çetenin elebaşısının, Miri aşiretinden olduğu ve on yıl önce Bremen Eyalet Mahkemesi’nde hırsızlıktan yargılanırken gözaltı hücresinden kaçmayı başardığı ve ardından Türkiye’ye gittiği bildiriliyor. Türk tarafı söz konusu zanlının ve diğer aile üyelerinin, Çeşme’de bir otel de dahil olmak üzere çeşitli mülkleri olduğunu aktarırken, çetenin toplam 105 milyon avro değerindeki varlıklarına el konduğu da bilgiler arasında yer alıyor.

Çete üyelerinin İzmir’de mahkûm edildikten sonra Almanya’daki mağdurlara tazminat ödeneceği de konuşuluyor.

ZOR OLAN TÜRK-ALMAN İŞBİRLİĞİNDE ÖNEMLİ BİR ATILIM

Diğer taraftan Alman Suç Müfettişleri Derneği’nin (BDK) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Teşkilatı Başkanı Oliver Huth, iddianameyi Almanya ile Türkiye arasında daha önce zor olan polis işbirliğinde bir atılım olarak görüyor. Huth’a göre sınırlı adli yardım nedeniyle, Türkiye şimdiye kadar Almanya’dan gelen suçlular için güvenli bir “sürgün yeri” oldu.

EVİNİ 3 MİLYON AVROYA SATIP, PARAYI SAHTE POLİSLERE TESLİM ETMİŞ

Öte yandan soruşturma sırasında, şüphelilerin ne kadar ustaca hareket ettiği de ortaya çıktı. Dolandırıcıların, kurbanlarının polise olan güvenlerini vicdansızca istismar ettikleri bildirilen raporda, örneğin Berlin’de bir kadının evini üç milyon avroya sattığı, elmasları ve paranın büyük bir kısmıyla satın aldığı saati de sahte polis memurlarına teslim ettiği vurgulanıyor.

KURBANLARI ARASINDA 2 ÖLÜ VAR

Çetenin kurbanlarının listesinde dolandırıcılığa bağlı olduğu söylenen en az iki ölüm de dikkat çekiyor. Bir vakada, malvarlığını kaybettiği için bir kişi intihar ediyor. İkinci bir vakada, kurbanlardan biri olan 80 yaşın üzerindeki bir pratisyen hekim, Almanya’daki tahsildarlara karşı mahkeme işlemleri sırasında, sağlık nedenlerinden dolayı hayatını kaybediyor. Bu olaylar raporda da yer alıyor.

“HAWALA” ÜZERİNDEN KARA PARA AKLAMA

İzmir klanının genellikle kara para aklama için tercih edilen, resmi olmayan ve güvene dayalı bankacılık sistemi olan“Hawala” [Havale] üzerinden İzmir’e akış sağladıkları belirtilirken, Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Suç Dairesi (LKA) Başkanı Detlev Boßbach, klasik kaçakçılığa ek olarak ganimetin çoğunluğunun, Türkiye’ye “Hawala bankacılığı” üzerinden aktarıldığını düşünüyor. Gaspedilen para ve mücevherlerin uçak veya araba taşımacılığı ile Türkiye’ye gönderildiği sanılıyor. Kuzey Ren-Vestfalya ve Bremen’deki LKA şu anda Miri klanının Almanya’daki dolandırıcılıklardan elde edilen ganimeti aklayıp aklamadığını araştırıyor.

MİRİ KLANI HAKKINDA

Miri ailesi olarak da bilinen Miri klanı, ağırlıklı olarak Bremen’de ikamet eden Lübnan’dan Mhallami etnik grubuna mensup bir klanın Almanca adıdır; görünüşünün diğer odak noktaları Essen ve Berlin’dir. Klan, organize suçla yakından bağlantılı ve mafya benzeri yapılara sahip. Aile üyeleri, haraç, uyuşturucu ve yasadışı ilaç, silah ve kadın ticareti yapıyor. Bremen’deki klanın 3500 üyesi bulunuyor ve 30 aile yer alıyor, ülke çapında ise 8 binin üzerinde üyesi olduğu söyleniyor.

1980’lerde, içsavaştan kaçan, bir kısmının uyruğu açıklanamayan yaklaşık 15 bin mülteci Lübnan’dan geldi. Aileler ağırlıklı olarak Berlin, Bremen ve Essen şehirlerine yerleşti.

Mhallami üyelerinin, Türkiye’de ilk kez Mardin ile Midyat arasındaki bölgede yaşadığına dikkat çekiliyor.

YENİ POSTA – BREMEN

FOTO: Bermix Studio / unsplash.com