Kilit ülke Almanya’dan Putin’e bakınca: Geri adım atmıyor, savaş da istemiyor

Alman Şansölye Olaf Scholz’un Beyaz Saray’ı, Kremlin’i veya Kiev’i ziyareti, Ukrayna krizini tabii ki çözmedi. Ancak haftalardır adeta sıkılaşan düğümün gevşemesine belki yardımcı oldu.

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den bahsediyorum. Bir sonra atacağı adımı kimse tahmin edemiyor. Almanya’nın önde gelen günlük gazetelerinden Süddeutsche Zeitung, geçtiğimiz günlerde Putin için “Rusya’yı 22 yıldır yönetiyor. Nasıl düşündüğü, ne istediği, onu harekete geçiren şey – bu her zamankinden daha fazla bir gizem” diyordu.

Dünya, Ukrayna krizinin nasıl sonuçlanacağını merak ediyor doğal olarak. Tahmin etmek hiç de kolay değil… Rusya geçen Salı günü ülkenin güneybatısındaki askerlerini çekeceğini duyurmuştu. Tatbikatların tamamlandığı, birliklerin kalıcı üslerine geri döndükleri söylendi. Dünya umutlanmıştı. Ancak NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in hemen ertesi gün yalanması, hatta Rusya’nın Ukrayna ile sınır bölgesinde asker konuşlandırmaya devam ettiğini söylemesi kafaları karıştırdı.

TEK CEPHE ÇABALARI VE ENFORMASYON SAVAŞI

ABD ve İngiltere’ye bakılırsa, Rusya her an Ukrayna’yı işgal eylemi başlatacak. Hatta “İşgal 16 Şubat çarşamba günü başlayacak” iddiasında dahi bulunuldu. Bu iddiaların aslında ABD’nin Avrupa’yı Rusya’ya karşı tek cephede toplama projesi olduğu öne sürülüyor. Bir enformasyon savaşı olduğunu öne sürenler de var. ABD’nin elinde net, somut bilgiler olduğunu söyleyenler de var. Ama ABD’nin bilgiye sahip olmadan adeta savaşı körüklediğini iddia edenler de var.

Konu epey karmaşık.

KİLİT ÜLKENİN DİPLOMATİK ÇABALARI

Konu “Ukrayna Krizi” olarak nitelendirilse de, krizin merkezinde coğrafi olarak Ukrayna olsa da bu aslında NATO’nun genişleme süreci ile Avrupa güvenlik sisteminin geleceğine dair ABD ile Rusya arasındaki mücadele. Rusya, Soğuk Savaş’tan sonra ortaya çıkan düzeni değiştirmek istiyor.

Avrupa semalarında bir “savaş korkusu” dolaştığını da unutmamak gerek. Bu yüzden gerilimi azaltmak için kilit ülke Almanya diplomatik çaba gösteriyor. NATO üyesi olan Almanya’nın hem ABD ile hem de Rusya ile en yoğun ilişkisi var. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın ana kaygısı hep savaş olmuştur. AB’nin temelinde barışa olan özlem yatar. Salı günü Moskova’ya giden Alman Şansölye Olaf Scholz da zaten ‘Şu anki görev gerginliği azaltmaktır. Avrupa’da savaş benim kuşağım için düşünülemez hale geldi. Politikacılar da böyle kalmasını sağlamalı’ diyordu yola çıkarken.

ŞANSÖLYE SCHOLZ’UN KATKISI

Durum her an değişebilir de. Birinci Dünya Savaşı’nın son aşamalarında, bir Alman generali Avusturya müttefiklerine durumu özetleyen bir telgraf gönderir. “Ciddi ama felaket değil” diye yazar. Avusturyalı generalden gelen cevap şöyledir. “Buradaki durum da felaket ama ciddi değil.” Avrupa’daki durum Alman generalin dediği gibi. Ciddi ama şimdilik felaket değil. Geçen hafta, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de durumu “tehlikeli ama belirsiz” olarak nitelendirdi.

Alman Şansölye Scholz’un Beyaz Saray’ı, Kremlin’i veya Kiev’i ziyareti Ukrayna krizini tabii ki çözmedi. Ancak haftalardır adeta sıkılaşan düğümün gevşemesine belki yardımcı oldu. Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Şansölye Scholz ile ortak basın toplantısında, Rusya’nın savaş istemediğini ifade etmesi de bunun göstergesi olarak kabul edilebilir belki. Rusya Devlet Başkanı Putin, savaş istemiyor, ama geri adım da atmıyor. Alman Süddeutsche Zeitung, Putin analizinin sonunda da “Putin’in Ukrayna’yı işgal edip etmeyeceğini kimse bilmiyor. Ancak Avrupa’nın bu uçurumun kenarına nasıl geldiği sonunda daha net anlaşılacak” diyor.

HALİT ÇELİKBUDAK-FRANKFURT

FOTO: AA