Korona yoksulları mı, zenginleri mi vuruyor? Avrupa pandeminin merkez üssü gibi

Koronavirüs Avrupa’yı farklı biçimde vuruyor. Göstergeler, bu saptamaya hak verdirecek bir yoğunluk içinde. Ne oluyor gerçekten? Zengin Avrupa’da korona vakaları neden artıyor? Bu soruları henüz sağlam kanıtlar eşliğinde yanıtlayabilen çıkmadı.

 

Avrupa bir kez daha korona küresel salgınının merkezi ilan edildi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) geçen ay koronavirüs vakalarında yüzde 50’nin üstünde artış olduğunu açıkladı. Örneğin AP haber ajansı ve onunla bağlantılı çalışan bir kısım medya, Avrupa’nın “yeterli aşı arzına rağmen pandeminin merkez üssü haline geldiği” kanısında. Dünyanın birçok ülkesinde aşılama oranları yüzde 5 veya daha düşük. Ama oralarda değil, Avrupa’da vaka sayıları alarm veriyor.

Daha kısa bir süre öncesine kadar Avrupa’da güçlendirici aşılamanın yani 3’üncü doz aşı uygulamasının durdurulması ve aşılama oranlarının  çok düşük olduğu ülkelere aşı gönderilmesi çağrısında bulunan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tırmanan vaka sayılarının ardından kelimenin tam anlamıyla alarm verdi.

Mevcut aşılara rağmen, korona görünüşe göre Avrupa’yı başka ülkelerden daha şiddetli bir şekilde vuruyor.

Birçok AB ülkesi, korona önlemlerini yeniden sertleştirdi ya da sıkılaştıracağını duyurdu. Tüm önlemlere ve aşılama kampanyalarına ragmen vakaların neden arttığına ve bunun nasıl önüne geçileceğine dair kesin bir çare masaya konulmuş değil. Açıklamalar değişkenlik gösteriyor.

Aşılama oranı ile yeni vakalar arasındaki bağlantıyı inceleyen Harvard’da yapılan yeni bir araştırmanın sonuçları ise düşündürcü: Bir milyon kişi başına aşılama oranının daha yüksek olduğu ülkelerde korona vakalarının sayısı az da olsa artış gösteriyor.

Avrupa İlaç Ajansı Klinik Deneyler ve Aşı Üretim Birimi Sorumlusu Fergus Sweeney, geçtiğimiz hafta Brüksel’de, durumun ciddiyetine işaret ederek AB ülkelerinin aşı kampanyalarını sürdürmeleri gerektiğini söyledi. Sweeney, medyada da yer alan açıklamalarında, “Hepimizin aşı olması gerçekten önemli. Çünkü hepimiz korunana kadar hepimiz korunamıyoruz” dedi.

“TÜM BERLİN İÇİN 2G KURALI”

Ülkelere tek tek baktığımızda durum farklılık gösteriyor. İspanya durumu en iyi şekilde kontrol altında tutuyor gibi. Ülke çok yüksek bir aşılama oranına sahip ve güçlendirici aşılamaya (3’üncü doz) odaklanmış bir strateji izliyor. Söz konusu strateji herkes için güçlendirici aşılamadan ziyade öncelikle huzurevlerindeki yaşlılar ve farklı hastalıkları olan risk altındaki kişilerin üçüncü doz aşı yaptırmalarını öngörüyor.

Nitekim El Pais gazetesi, düşük seyreden sıcaklıklar nedeniyle sayıların yeniden artmasına rağmen hastanelerin ve yoğun bakım ünitelerinin şu anda kapasitelerinin zorlanmadığını belirterek, okulların da salgını arttıran merkezler olmadığına işaret etti.

KORONA YAYAN YERLER:  KAPALI ALANLAR

Yüksek bir aşılama oranının da elde edildiği Portekiz’in Sağlık Bakanı Marta Temido, vakalardaki artış konusunda uyarıyor ve korona tedbirlerine devam edilmesini istiyor. Bakan, pandeminin ana itici güçlerinin kapalı alanlarda yapılan toplantılar olduğunu dile getirdi ve bu nedenle aşılıların kapalı alanlarda da maske takmaları gerektiğini belirtti.

Aşı oranının da çok yüksek olduğu Danimarka’da ise durum gerçekten gergin. Başbakan Mette Frederiksen Facebook hesabında şu endişesini paylaştı:

 “Hastalık toplumumuz ve sağlık sistemimiz üzerinde hâlâ ciddi etkilere sahip olmaya devam ediyor. Bu nedenle, vaka zincirlerini kırmak için önlemlerin gerekli olacağını da düşünüyorum.”

PANDEMİ İLE MÜCADELE: İŞ DÜNYASI 3G KURALI TALEP EDIYOR

Berlingske Tidende gazetesi, muhalefet, hükümeti uyardı ve “aşılıları birkaç hafta öncesine göre yanlış bir güven duygusuyla yönlendirmesini” eleştirdi. Gazeteye göre Danimarka normale dönmüştü ve tüm önlemler kaldırılmıştı. Şimdi aşı kartı olan “Yeşil Geçiş”e geri dönüş yine bir seçenek.

Frederiksen, ülkenin ulusal aşı kurulu tarafından önerilen ilk hareket olan 3G kuralına  dönüşü duyurdu. Tedbirlerin gevşetilmesinden sadece iki ay sonra, küçük İskandinav ülkesindeki sınırsız özgürlük şimdilik sona eriyor.

Vakaların arttığı Belçika’da ise halktan acilen yeniden evden çalışmaları istendi.

İSVEÇ: AŞILI “KORONA ÖLÜMLERİ”

İsveç’te aşılamanın etkinliği konusundaki tartışmalar gündemi belrliyor. Svenska Dagbladet gazetesi eylül ayında korona ölümü olarak bildirilen vakaların yüzde 70’inin aşılı olduğunu yazdı.

Gazetede yer alan habere göre  bir sağlık yetkilisi,  ölümlerin özellikle yaşlılarda aşının etkisinin azalmasından kaynaklandığını söyledi. Tüm kısıtlamaların kaldırıldığı, yaz aylarında, ölümle sonuçlanan vaka sayısı büyük ölçüde düşmüştü.

FİNLANDİYA VE İZLANDA’DA ÜRKÜTEN TIRMANMA

Finlandiya ve İzlanda’da da vaka sayısı önemli ölçüde artıyor. Finlandiya’da özellikle sıkı bir kapanma (“lockdown”) gerçekleştirildiğine  ve aşılama oranlarının iyi olmasına dikkat çeken uzmanlar bu tırmanışın şaşırtıcı olduğunu bldiriyorlar. Reykjavik’teki hükümet, halktan önlem olarak eğlencelerden ve içki tüketiminden kaçınmasını istedi. “Iceland Review’e göre, bu yolla şiddet içeren suçlar, alkol zehirlenmesi, eğlence ve araba kazaları nedeniyle sağlık sisteminin aşırı yüklenmesi de önlenebilir.

YÜKSEK AŞILAMAYA RAĞMEN VAKA ARTIŞI

Avusturya ve İsviçre arasındaki karşılaştırma, aşılama ve vaka oranları arasındaki belirsizliği ortaya koyması açısından ilginç. Aşı uygulaması her iki ülkede de aşağı yukarı aynı ve hatta Almanya’dakiyle de bir paralellik içinde.

Avusturya uzun süredir sert bir kapanma uyguluyor. İsviçre ise çok daha az kısıtlayıcı görünüyor. Avusturya şimdi önlemleri sıkılaştırmak istiyor ve ülke çapında 2G kuralını uygulamaya koydu bile.

İsviçre, halka aşı otobüsleriyle ulaşmaya çalışıyor. Luzerner Zeitung gazetesine göre Schwyz kantonundaki Alpthal belediyesi, aşıya ilgi olmadığı için aşı otobüsleri talebini reddetti. Bölge tüm İsviçre’deki en düşük aşılama oranlarından birine sahip.

Kısacası, Avrupa’da koronavirüs tuhaf zikzaklar çiziyor ve henüz kimse bu zikzakların nedenini açıklayabilmiş değil.

YENİ POSTA – BERLİN

FOTO:  Alexas_Fotos & CDC on Unsplash