“Mapus damı” ve sevgi: “Gardiyanın Aşk Mektupları”

Her şeyin paraya vurulduğu bir sistem olan kapitalizm koşullarında pandemi ile birlikte insana dair ne kadar güzellik varsa ötelendi. Özellikle kültür-sanat alanında emek sarf edenler, kafa patlatanlar kendi başlarına bırakıldı.

Bireyciliğin yeniden bayrak yapılması gibi teraneler aylarca dillerden düşürülmedi, böylesine kötü koşullara rağmen sorunlarına, acılarına, dertlerine bir nebze de olsa merhem olmaya çalışanlar insana dair umutlarından vazgeçmediler. Edebiyat dünyası bu anlamda sayısız güzel örnek ve çabalarla dolu.

Geçtiğimiz günlerde “Gardiyanın Aşk Mektupları” adlı öykü kitabıyla yeniden okurlarıyla buluşan Mehmet Salim “mapus damında” demlenenlerimiz arasında yer almakta. Gençlik yıllarının taa başında hiçbir ciddi “suçu” olmadığı halde 11 yıldan fazla mahpus olarak ordan oraya gezdirildi.

“GÖRÜLMÜŞTÜR” DAMGALI YAZIŞMALAR

Mehmet Salim, edebiyat alanında zor olanla işe başladı. O da, yaşadıklarını, tanıklık ettiklerini ve yazılmadığında unutulup gidecek olan anları en kestirme/öykülerle anlatmaya çalışıyor. Belirtmekte yarar var: Kitaba adını veren öykü adeta bir ustakalem işi tadında.

Sevgi gibi çok narin bir konunun ele alınışı, dış etkenler, görülmüştür mührü vurulmuş okumalar, dört yılın ardından solmaya yüz tutan ilişkiler ile insandaki sevgi pınarının kurumayacağı gardiyan Erhan ile çok güzel anlatılmış.

SİMİT TABLASI

Pazarcık yöresi çocuklarının on yaşından itibaren bir parçası olduğu ailesine katkıda bulunmak için okumanın yanı sıra geri kalan zaman ve hafta sonları tatlı, soğuk su, simit satması veya ayakkabı boyacılığı yapması büyük çoğunluğun kaderi durumunda. Kaldı ki, bu yalnızca Pazarcık’ta değil bütün memleket sathında görülmekte.

Küçük yerlerin simitçileri için çok fazla risk yok. Ancak büyük şehirlerde durum daha zor. Bir yanda acayip tafralarla gezinen zabıtalar, diğer yanda polis ve bekçiler ile ekmek adeta aslanın ağzında. Salim, bu öyküsü aracılığıyla biraz Kürt sorununa değinerek masum çocukların dahi devletin yetkililerince nasıl terörist mertebesine çıkarıldığını göstermiş.

SEVİNCE BATAN DİKEN

Viyo yayınları arasında çıkan “Gardiyanın Aşk Mektupları” toplam 14 öyküden oluşmakta. Bu kısa yazıda bütün öyküleri ele alacak durumda değiliz. Okur, her bir hikâyeyi okuduğunda sanırım kendinden bir parça görecektir. Zira, anlatılanlar büyük çoğunluğun gerçek hayatından kısa kısa notlar. İnsanı sarmalayıp kendi yaşadıklarına alıp götürmekte.

“Sevince Batan Diken” öyküsü köy yerinde (Söğütlü) çocukların hangi zorlukları aşarak top oynayabildiklerini gözler önüne sermekte.

11 sene “mapus yatmış” birisi olarak öyküleri kaleme alan Mehmet Salim’in bir çırpıda okunacak kitabının her sayfasında Türkiye cezaevlerinde yaşananlar hissedilebiliyor. Bir cigara tüttürmenin, demli katran gibi bir çay içmenin hazzını hiç kimsenin mahpuslar kadar tadamadığının farkına varıyorsunuz.

İnsanlık umut ve uğur böceğinin peşinde koşmaya devam ediyor. Mürekebi hayat ve gelecek olan edebiyat ilerici ve savaşımcıdır. Kalemine ve yüreğine sağlık hemşerim Mehmet Salim…

ALİ ÇARMAN – STUTTGART