Mülteciler ve işsizler için bir çıkış kapısı: Offenbach deneyimi

yeni-posta-haber-içi-görseli
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Sosyal danışman Erdem Özbek: “Değişen göçmenlik yasası nedeniyle artık Suriye ve Eritre’den gelen mülteciler avantajlı duruma geçti. Bunlar diğer ülkelerden gelen mültecilere oranla Alman iş piyasasında daha fazla destek alabiliyorlar.”

Federal Almanya’da özellikle son 20 yılda mesleki rehberlik programları ve danışmanlık hizmetleri eğitim ve meslek hayatının, dolayısıyla iş piyasasının olmazsa olmazı haline geldiler. Her alanda olduğu gibi bu alanda da uzmanlaşma ve profesyonelleşme adeta bir zorunluluk oldu.

Rehberlik ve danışmanlık hizmetleriyle uzun süreli işsizlere, çeşitli sebeplerle meslek eğitimini tamamlayamamış gençlere, göçmenlere, engellilere, çalışma hayatına katılmak isteyen kadınlara ve mültecilere mesleki danışmanlık, rehberlik ve sertifika kazandırma hizmeti veriliyor. Bu özel kurumlar verdikleri sertifika programlarıyla Almanya’nın hemen her şehrinde iş piyasasının canlanmasına, işgücünün nitelikli hamlelerle doğru mesleki alanlara yönlendirilmesine ve işgücü kaybının en aza indirilmesine destek oluyorlar. Bu kurumlardan bir tanesi de Starthaus GmbH.

Erdem Özbek

Rhein-Main bölgesinin Offenbach şehrinde faaliyet gösteren Starthaus, daha çok entegrasyon kurslarıyla ve sertifika programlarıyla göçmenlere, uzun ya da kısa süreli işsizlik geçmişi olan bireylere, iş hayatına başlamak ya da dönmek isteyen kadınlara, Almanya’da kalmak isteyen mültecilere mesleki alanlarda iş bulma kurumunun ve Alman işgücü piyasasının talep ettiği diploma, derece ve sertifikaları veriyor.

ÇEŞİTLİ FONLARDAN DESTEK

Faaliyet alanları hakkında bilgi almak üzere görüştüğümüz sosyal danışman Erdem Özbek kısaca kurumun hizmet verdiği alanlar ve danışanların genel olarak başvuru şartları hakkında bilgi verdi. Özbek, daha çok İçişleri Bakanlığının yanı sıra, “Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı”, “Sığınmacı ve Mültecileri İş Piyasasına Hazırlama ve İstihdam Projesi” (İvAF) kapsamında ve “Federal Göçmenlik ve Mültecilik Dairesi” (BAMF), “Almanya için Avrupa Sosyal Fonu” ve Avrupa Birliği fonlarından aldıkları finansal destek ve projeler doğrultusunda çalıştıklarını anlattı.

Mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirme adına katkıda bulunmadıkları tek alanın ev arama ve bulma sorunu olduğunu, bu sorun dışındaki nerdeyse günlük tüm sosyal ve bireysel sorunlarının çözümünde destek verdiklerini belirten Özbek, bir iş bulma kurumu olan JobCenter (Çalışma Merkezi) ile koordineli olarak çalıştıklarını fakat mültecilik statüsü kalkmış olan göçmenlerin iş bulma konusunda destek alma haklarının Almanya’da kalma statülerinin değişmesiyle son bulduğunu belirtti. Erdem Özbek şunları söyledi:

“14-74 yaş aralığındaki tüm mültecilere hizmet veriyoruz. Kurum olarak yaklaşık 1,5 senedir kadınlar için de pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kadınları iş hayatına kazandırmak ya da yeniden iş hayatına döndürmek üzere hizmet sektöründe, temizlik ve ev idaresi, gastronomi, endüstriyel mutfak, depolama gibi alanlarda çalışma alanları yaratma çabası içindeyiz. Geçerli bir diploması olmayan kadınlar için en azından ‘Hauptschulabschluss’ adı verilen orta öğretim diploması edindirmeye çalışıyoruz. Onlara iş başvurusu ve özgeçmiş hazırlamada, staj ya da iş bulmalarında destek veriyoruz. Her alanda olduğu gibi iş piyasasında da mültecilerin önlerindeki en büyük sorun, yine dil bariyeri.”

Sosyal danışman Özbek, 2019 yılının ikinci yarısında değişen göçmenlik yasası nedeniyle artık Suriye ve Eritre’den gelen mültecilerin avantajlı duruma geçtiğini ve son aylarda diğer ülkelerden gelen mültecilere oranla Alman iş piyasasında daha fazla destek alabildiklerine değindi.

MÜLTECİLİK VE HİJYEN KURALLARI

Pandemiden sonra kamusal alana getirilen genel yasaklar doğrultusunda mülteciler ve danışanlar ile olan kurum içi yüz yüze bilgilendirme ve görüşmelerin kısıtlandığını, dolayısıyla bu durumun danışanların iş bulma ya da eğitim alma süreçlerinin otomatik olarak uzamasına sebep olduğunu kaydeden Özbek, bunun yerini telefonla görüşmelerin ya da elektonik posta yoluyla bilgilendirmelerin aldığını vurguladı. Özbek, “Ayrıca, mülteciler, hijyen koşullarına uymalarının mümkün olmadığı yurtlarda ve binalarda yığınsal olarak yaşıyor. Onun için genel olarak toplumun diğer bireyleri kadar koronavirüs konusunda yeterli koruma ve bilgilendirme alamıyorlar. Bunun yanı sıra, dil bariyerleri olduğu için şehre ve kamusal alana getirilen genel ya da bölgesel koronavirüs yasaklarının ciddiyeti ve önemi konusunda bilgilenmekte eksik kalıyorlar” diye konuştu.

“OFFENBACH, DOLU”

Sosyal danışman Özbek, Offenbach’ın hem şehir içinde hem de çevresinde Almanya’nın geneline oranla çok yüksek sayıda göçmene ve mülteciye evsahipliği yaptığını, dolayısıyla şehir içi için artık mülteci danışan kapasitelerinin dolduğunu kaydetti. BAMF tarafından Stadt-Offenbach’a yeni mülteci gönderilmediğini, BAMF’in yeni gelen mültecileri ise Offenbach-Kreis bölgesine yolladığını vurgulayan Özbek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle mültecilerin topluma ve iş dünyasına kazandırılmalarının kolaylaştırılması uyum sorunlarının azalmasına sebep olacaktır. Toplumsal bir mutabakatla mültecilere karşı varolan önyargıların azaltılması gerekiyor. Bu nedenle, yerel medya unsurlarının da kullandıkları haber diline dikkat etmeleri bu noktada çok önemli. Sonuç olarak, mülteciler savaştan canlarını kurtarmak için bu ülkelere sığınmacı oldular. Bu sık sık hatırlanması gereken bir gerçek.”

TÜRKİYE’DEN DE SIĞINMACI VAR

Sosyal Danışman Erdem Özbek, Suriye, Somali, Sudan, Afganistan, Eritre ve Ortadoğu ülkelerinin yanı sıra son yıllarda Türkiye’den de mülteci statüsüyle Almanya’ya giriş yapan sığınmacıların sayısının azımsanamayacak kadar olduğunu, çeşitli meslek gruplarından bu insanların sertifika ve diplomalarını tanıtarak Alman iş piyasasına girmeye çalıştıklarını belirtti.

UFUK EVLA BOSTAN-OFFENBACH