Neoliberalizm zenginliği: Kürşat Ayvatoğlu örneği aslında neyi gösterdi?

yeni-posta-haber-içi-görseli-Kurtarıldı
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Lüks araçta uyuşturucu kullanırken görüntülenen AKP Genel Merkezi eski çalışanı Kürşat Ayvatoğlu’nun şatafatlı yaşamı tartışılmaya devam ederken gazeteci Serdar Öztürk, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller iktidarlarına işaret ederek  1980 darbesi sonrasında iktidara gelenlerin yolsuzlukla anıldığına işaret etti.

A3 Haber yazarı Serdar Öztürk  Kürşat Ayvatoğlu üzerinden Türkiye’deki 80 sonrası iktidarların yolsuzluklarına işaret ettiği analizinde “Sadece yolsuzlukla mı? Emekçi yerine sermayeyi tercih eden, kendi zenginini türeten, denetlenebilirlikten uzak, bildiğiniz neo-liberal iktidarlar. Otuz yıla yakın zamandır ne oldu ki, şimdi AKP’li Kürşat Ayvatoğlu’na şaşırıyoruz?” sorusunu yöneltti.

Serdar Öztürk’ün “Neo-liberalizm zenginliği: Kürşat Ayvatoğlu örneği aslında neyi gösterdi?” başlığını taşıyan analizi şöyle:

“MUHAFAZAKÂR AKP’NİN SON GELDİĞİ NOKTA”

Uyuşturucu madde kullanırken çekilen görüntüleri sosyal medyada yayımlandıktan sonra Türkiye’nin en çok tartıştığı konu AKP Genel Merkezi “eski” çalışanı Hamza Kürşat Ayvatoğlu.
Eski çalışan dememin nedeni, olayın ortaya çıktıktan sonra Ayvatoğlu’nun işine son verilmesi.
Uyuşturucu kullanmasından daha çok tartışılan ise şatafatlı yaşamı.
Muhafazakâr AKP’nin geldiği son nokta Kürşat Ayvatoğlu.

12 Eylül darbesinden sonra Türkiye yeniden seçim yapabildiğinde iktidar ANAP diye bilinen Turgut Özal’ın liderliğindeki Anavatan Partisi’ne geçti.

“PAPATYALARI UNUTTUK MU?”
Darbe öncesi tıkanan neo-liberalizm Özal ile yeniden ete kemiğe büründü.
50 yaşın üzerindekiler anımsar, Özal’ın sloganı “dört eğilimi” birleştirmekti.

Darbenin de etkisiyle soğuyan ekonominin bütün avantajlarından yararlandı ANAP iktidarı ve onun lideri Turgut Özal.
İktidarda kalmanın getirdiği yıpranma ile seçim kaybetmeye başlayan ANAP’ın, bugün Türk siyasi hayatında etkisi yok denecek kadar az.
Oysa ANAP’lı yıllardan hafızalarımızda kalan anılar yok mu?
Papatyaları unuttuk mu?
Devlet ihalelerini kazanan papatyaları bağış yağmuruna tutan iş insanlarını unuttuk mu?

“TÜRKBANK’IN SATIŞINI ANIMSAYAN VAR MI?”

Peki Mesut Yılmaz ve onun ANAP’ı iktidar olmadı mı Türkiye’de?
Türkbank’ın satışını anımsayan var mı?
Yüce Divan’da yargılanan Başbakan Mesut Yılmaz Devlet Bakanı Güneş Taner hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan ceza verilmedi mi?
Ve o cezalar 4616 sayılı yasanın 1. maddesinin 4. bendi uyarınca, kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermedi mi?

“BABAANNENİN ÇIKINLARINDAN GELEN ALTINLAR…”

ANAP, Özal ve Mesut Yılmaz’ın devri bittiğinde sahnede DYP yani Doğru Yol Partisi vardı.
Eski siyasetçi Demirel’in liderliğinden sonra Tansu Çiller’in yönettiği Türkiye’de ne oldu?
Babaannelerin çıkınlarından gelen altınlar kimin dönemindeydi?
Ya beyaz Toros?
Ya dünyanın en önemli lideri olduğunu gösterecek yalanlar?

Doğru Yol Partisi ile Refah Partisi arasında kurulan koalisyon tarafından üzeri örtülen mal varlıklarını araştırma komisyonunu unuttuk mu?

1980 darbesi sonrasında iktidara gelen kim varsa açıp bakın yolsuzlukla anılmış.
Sadece yolsuzlukla mı?

“NEOLİBERALİZMİN GETİRDİĞİ YERDİR KÜRŞAT AYVATOĞLU”
Emekçi yerine sermayeyi tercih eden, kendi zenginini türeten, denetlenebilirlikten uzak, bildiğiniz neo-liberal iktidarlar.
Otuz yıla yakın zamandır ne oldu ki, şimdi AKP’li Kürşat Ayvatoğlu’na şaşırıyoruz.

Üstelik kolay ve denetlenemeyen yollarla elde edilen para, bu şatafatlı yaşam sadece bizde yaşanıyor değil.
Bizim gibi demokrasiden uzaklaşan, tek adamın sözü ile büyük bir bataklık haline gelen dünyadan söz ediyoruz.
Neo-liberalizmin dünyayı getirdiği yerdir aslında Kürşat Ayvatoğlu.

“SADECE BİZDE OLMUYOR”

Sadece bizde olmuyor dedim ya, iki örnek vereyim.
Birincisi, tarih 26 Mart 2021.
Yer: İstanbul Beşiktaş’ta bulunan lüks otel.
Azeri uyruklu iş insanı Nihad Aliyev saat 23.00 sıralarında altı arkadaşı ile birlikte kaldığı otelde üç kadın arkadaşı ile odasına çıktı.
Bir süre sonra odadan silah sesi geldi.
Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Nihad Aliyev hayatını kaybetti.
Olay sonrası ifadesi alınanlar arasında bulunan Aliyev’in arkadaşlardan biri “Belinden tabancasını çıkardı. Şakağına dayadı, namluda mermi olmadığını söyledi. Biz (Şeytan doldurur) dedik ama dinlemedi. Bir anda silah patladı” dedi.
Nihat Aliyev’in şatafatlı hayatı şaka yaparken sona erdi.

Nihad Aliyev kimdir biliyor musunuz?
PETKİM’i özelleştirme sonucu satın alan Azeri devlet şirketi SOCAR’a bağlı Heritage General Trading şirketinin CEO’su Anar Alizade’nin kardeşi.
Anar Alizade birkaç yıl önce Aliyev olan soy adını Alizade olarak değiştirmişti.
Anar Alizade aynı zamanda Azerbaycan petrol devi SOCAR’ın Başkanı Rövnak Abdullayev’in de yeğeni.
Dolayısıyla Nihad Aliyev de Rövnak Abdullayev’in yeğeni.

“RSR HOLDİNG’İN TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ NE?”
Azerbaycan devlet şirketi SOCAR, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Anar Alizade’nin (Aliyev) kurduğu Heritage General Trading şirketi Malta’da kurulu Supra Holding Limited LLC’nin ortakları.

Nihat Aliyev 2007’de Singapur’da kurulu RSR Holding’in bağlı şirketi Levist Emlak Geliştirme Otel ve Turizm A.Ş.’de (eski adı: Palmali Gayrimenkul Geliştirme Otel ve Turizm A.Ş.) yönetim kurulu üyesi. RSR Holding’in kurucusu kim?
Anar Alizade (Aliyev)ç
RSR Holding’in Türkiye için önemi ne?
Bir dönem Azeri kökenli Türk vatandaşı iş insanı Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) ortağı.
Nerede?
Palmali Gayrimenkul Geliştirme Otel ve Turizm Anonim Şirketi ile Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı Yatırımları A.Ş.’de.
Her iki şirket de tartışmalı şekilde (mahkemeleri sürüyor) Mubariz Mansimov’dan (Gurbanoğlu) alındı.
Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı Yatırımları A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı da bir dönemin en çok tartışılan ismi Mehmet Ağar.

Bütün bu bilgiler ışığında ortaya çıkan sonuç şu:
Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR’ın başkanı Abdullayev ve Bodrum Yalıkavak’taki yat limanının yönetim kurulu başkanı Mehmet Ağar’ın ortağı Anar Alizade’nin (Aliyev) kardeşi Nihad Aliyev İstanbul Beşiktaş’taki otel odasında üç kadın arkadaşının gözü önünde başına dayadığı silahla şaka yaparken yaşamını yitiriyor.

SALGINDA FRANSA’YA EĞLENMEYE GİDEN GİZEMLİ İŞ ADAMLARI

Şimdi gelelim ikinci örneğimize.
Tarih 2020’nin Nisan ayı.
Dünya Covid-19 denen virüs ile yeni tanışıyor.
Avrupa’da hızla yayılan virüse bağlı hastalıklar nedeniyle katı kurallar uygulamaya konuyor.
Bu ülkelerden biri de Fransa.
17 Mart’ta başlayan kapanma 15 Nisan’a kadar sürdü.
İşte tam da bu kapanma sırasında 11 Nisan 2020’de bir grup zengin, genç kızlarla eğlenmek için her gün koronavirüsten yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği karantina rejiminin hüküm sürdüğü Fransa’ya uçtu.

Eğlenmek isteyenler arasında kimliği belirsiz Ukraynalı ve Azeri iki iş insanı da vardı.
Yetkililer, üç iş insanı ve üç kadın ile çeşitli personelden oluşan 10 kişilik ekibin Londra’dan özel bir uçakla Fransa’nın Marsilya kentine ve oradan helikopterle Cannes tatil beldesindeki lüks bir villaya uçmaya çalıştıklarını açıkladı.

Fransız polisi bu seyahate son anda izin vermedi.
Hatta Marsilya-Provence havaalanına inen özel uçağın içindekilerin dışarı çıkmalarına izin vermedi.

Cannes’in mavi kıyılarında değeri 75 milyon doları aşan lüks villayı Hırvat iş insanı aracılığı ile kiraladıkları belirlenen ekip, her ne kadar tatil için değil, iş anlaşması için geldiklerini söyleseler de Fransız yetkilileri inandıramadılar.
Sonuçta saati 6 bin 600 dolarlık özel uçakla, hem de Covid-19 virüsüne rağmen İngiltere’den Fransa’ya uçan “zenginler” geldikleri gibi İngiltere’ye döndüler.

Bizde olsa belki üzeri kapatılırdı ama İngiltere’de öyle olmadı.
Fransa’nın geri gönderdiği özel uçak ve içindekiler için İngiltere’ye iner inmez soruşturma başlatıldı.
Soruşturma bir yıla yakın sürdü.
Geçtiğimiz günlerde soruşturma tamamlandı ve suçlu oldukları düşünülenlerin mahkemeye çıkmasına karar verildi.
Mahkeme aşamasına gelene kadar üzerindeki sis perdesi kalkmayan gizemli yolcuların ismi de böylece açığa çıkmış oldu.

Mahkeme kayıtlarına göre, İngiltere’den Fransa’ya eğlenmeye giden o iş insanlarından birinin ismi Elçin Mammadov.
Kim mi?
SOCAR Ukrayna’nın en yetkili ismi.
Lüks ve macera tutkunluğu ile biliniyor.
Avusturya’dan Adolf Hitler’in kullandığı bir arabayı satın almak ve Odessa’da partizan olmak için 350 bin dolar harcamasıyla ünlendi.
Diğeri ise tanıdık bir isim.
Anar Alizade (Aliyev).
Artık tanımayanımız yoktur herhalde.
Ama yaşananlar tanıdık.
Adı Kürşat olmuş, Elçin olmuş, Anar olmuş sonuç aynı.
Neo-liberalizm zenginliği.

YENİ POSTA – İZMİR

Kaynak / Foto: www.A3haber.com