Ölüm çizgisi

Ölüm çizgisi
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

“Beyaz Yakalılar” diye tanımlanan modern çağda camdan plazalarda yaşayan veya çalışan insanların kullandıkları dil tamamen farklı bir dil. İngilizce terimlerin Türkçe cümlelere serpiştirilerek kullanılan melez bir dil ortaya çıktı günümüz iş dünyasında, gökdelenlerde. Sanırım en çok kullanılan terimlerden biri de “deadline” kelimesidir plaza hayatlarında “beyaz yakalılar”ın.

“Deadline” kelimesinin çeviri anlamı “ölüm çizgisi”dir. Bir ödevi ya da bir projeyi yetiştirme tarihi anlamına gelen bu “deadline sözcüğü” aslında çok derin geçmişe sahip.

“Deadline” tanımlaması İngiltere Kraliçesi Elizabeht’in dedesi olan Kral Beşinci George’un (1901-1936) ölümü ile karşımıza çıkar.

İngiltere Kralı Beşinci George, 20 Ocak 1936 tarihinde öldüğünde ertesi gün The Times gazetesinde Kral’ın gece 11:55’de yatağında huzur içerisinde hayata gözlerini yumduğunu yazar. Ertesi sabah The Times gazetesinin baskısına yetişmesi için Kralın tam zamanında ölmesi gerekiyordu. Belki de ilk kez bir kişi “ötenazi” kullanılarak ölüme bırakıldı.

LAĞIM MEDYASI

The Guardian gazetesi ancak bir gün sonra Kral’ın öldürüldüğünü okuyucularına duyurdu.

İngiltere’de Beşinci George döneminde sabah baskıya giren tek gazete var. O da The Times gazetesi. O dönem Kral’ın gazetesi olarak da bilinen The Times’ın dışında sabah baskısı yapan gazete yok. Kraliyet tarafında “lağım medyası” olarak tanımlanan The Guardian, The Daily Mail, The Daily Telegraph… gibi gazeteler öğleden sonra baskıya giriyordu.

100 YIL ÖNCE DE “LAĞIM MEDYASI” VARDI…

Kraliyet’in Kral Beşinci George’a ötenazi kararı almasının ardından yaptıkları ilk iş, The Times gazetesini arayıp, “Büyük haber için birinci sayfanızı boş bırakın” demek oldu. Yani, The Times’in “deadline”ına yetişmesi için Kral’ın ölüm çizgisi belirleniyor…

ESİR KAMPLARINDA ÖLÜM ÇİZGİSİ

İngiltere Kralı George’un ölümünden önce ABD’nin Georgia Eyaleti’nde kullanıldı “ölüm çizgizi” kelimesi.

“Deadline” yani “ölüm çizgisi” kelimesi aslında ilk kez Amerika Birleşik Devletleri’nde iç savaş yıllarındaki esir kamplarında gerçek anlamdaki “ölüm çizgisi”nden geliyor.  

Anvers Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Frank Albers, “ölüm çizgisi” kelimesinin ilk defa 19. yüzyılda ABD iç savaşında esir düşen askerlerin günlüklerinde karşımıza çıktığını belirtiyor.

Georgia Eyaleti’nde bulanan Andersonville Prison olarak ünlenen hapishanede, Kasım 1863 tarihli bir asker günlüğünde ilk defa “ölüm çizgisi”nden bahseder.

“Kuzey-Güney Savaşı” olarak da bildiğimiz savaşta esir kamplarında havalandırmaya çıkılan avlunun etrafı, bazen duvarlarla, bazen çitle, bazen de sadece çizgiyle belirlenirmiş. Sadece çizgilerle çizilen çizginin dışına çıkmak yasakmış. Çizginin dışına çıkanlar uyarılmaksızın vurularak öldürülürmüş. İşte o çizgi ölüm çizgisidir…

BASKIDA “ÖLÜM ÇİZGİSİ”

Aslında 19. yüzyılda bir dönem belirli bir alanı vurgulamak için kullanılan “ölüm çizgisi” daha sonra 20. yüzyılın ilk yıllarında yazılı basında yeniden karşımıza çıkar…

Matbaalardaki baskı makinasında mürekkebin ulaşmadığı yeri vurgulamak için de “ölüm çizgisi” tabiri kullanılırdı. Baskıya hazırlanan kalıpların sağında kalan harfler baskıda gözükmez ve “ölüm çizgisi” olarak tanımlanır.

“YER BİLDİRİMİ”NDEN “ZAMAN BİLDİRİMİ”NE EVRİLME

“Ölüm çizgisi” ifadesi 1920 yılından itibaren yer bildiriminden zaman bildirimine evrilir.

Bir süre sonra gazetelere ilan vermek isteyenlere zaman bildirimi olarak “deadline” verilir. Belirli saatte gazetelere ulaşmayan ilanlar basılamadığı için “deadline”a ilanın mutlaka yetiştirilmesi gerekir.

AŞILAMADA “ÖLÜM ÇİZGİSİ”

Son bir yılı aşkın süredir cebelleştiğimiz Kovid-19 virüsü ile mücadelede tek silah olan aşı olmamak da “ölüm çizgimiz”i belirleyen kavram oldu.

Aradan geçen 100 yıldan sonra “aşı deadline” sözcüğü hayatlarınıza girdi.

Eğer zamanında aşı yaptırmazsak “ölüyoruz”.

“Deadline”ımız bitiyor…

FİKRET AYDEMİR – BRÜKSEL