Opera sanatçısı Ahmet Gül: “Babam camide Kuran okumamı istiyordu, ben kilisede opera okuyordum”

Almanya’da kültür ve sanat alanında özellikle Türkiye kökenlilerin yakından tanıdığı opera sanatçısı Ahmet Gül, müzikle tanışmasını ve opera tutkusu nedeniyle babasını nasıl karşısına aldığını ilk kez anlattı.

Oyuncu-yazar Ruhsar Gümüşdal’ın hazırlayıp sunduğu “Turkuaz Sohbetler”in bu haftaki konuğu Turkuaz’ın kurucusu ve uzun yıllar başkanlığını da yapmış olan opera sanatçısı Ahmet Gül oldu.

Son dönemde yine kurucusu olduğu Baden-Württemberg Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanlığını yürüten Ahmet Gül, kültür ve sanat merkezi Turkuaz’ın YouTube kanalında Ruhsar Gümüşdal’ın sorularını yanıtladı:

”ÖĞRENCİYKEN SİHİRLİ FLÜT’Ü HER GÜN DEFALARCA DİNLİYORDUM“

“Görme engelliler için gittiğim ilkokuldan mezun olduktan sonra orta öğrenimimi bir manastır bünyesindeki okulda tamamladım. Okuldaki bakıcılardan biri bana Mozart’ın ‘Sihirli Flütü’nün yer aldığı bir kaset hediye etmişti. O kasete âşık oldum, her gün defalarca ‘Sihirli Flüt’ü dinliyordum. Sesimi ve müziğe olan tutkumu öğretmenim keşfetti. Aryalar okumaya başladım. Müzik öğrenimime ağırlık vermem tavsiye edilse de bu imkânı ancak yüksek öğrenim gördüğüm yıllarda yakalayabildim.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube's privacy policy.
Learn more

Load video

“ ÖĞRETMENİM MÜZİK EĞİTİMİMİ FİNANSE ETTİ“

Babam çok karşı geldi. Bunun üzerine bir başka öğretmenim müzik eğitimimi finanse etti. Sonra konserler vermeye başladım. Stuttgart Devlet Konservatuarı’nda derslere katılmaya başladım. Ancak körlere yönelik eğitim vermedikleri için diploma almam mümkün olamadı.

O yıllarda babam camiye gidip Kuran okumamı istiyordu. Ben opera söylüyordum. Camiye gidip Kuran okumaya başladım, ama biter bitmez kiliseye gidip konserler veriyordum. Müzikle birlikte yolum kültürler arası etkinliklerle kesişti. Uzun yıllar çeşitli Türk sivil toplum kuruluşlarında görev aldım, başkanlık yaptım.

“KİLİSEDE EZAN DA OKUDUM“

Ancak ben bu işlere ‘multikulti‘ klişesinden bakılmasından ise hiç hoşlanmıyorum. Bu ne şimdi ‘müsli‘ mi? Ben kalpler, gönüller arası, insanlar arası, kültürler arası köprüler kurmaktan hoşlanıyorum. Dinler arası diyalog da benim tarzım değil, din de kültürün içinde. Dolayısıyla kültürler arası işler yaptığımızda farklı dinlerin müzikleri arasında da köprü kuruyorum. Örneğin Yunus Emre konserinde arp kullandık ve arp tasavvuf müziğinde nadiren kullanılır. Kilisede org, ney ve tanbur üçlemesiyle tasavvuf müziğinden eserler de okudum.”

SALGINDAN SONRA

Konya’da 1970 yılında dünyaya gelen Ahmet Gül Almanya’da ağırlıklı olarak Klasik Türk Müziği programlarının yanı sıra, farklı kültürlerden sanatçılarla aynı sahnede buluşup konserler vermeye pandemi sonrasında da devam edeceğini bildirdi.

YENİ POSTA – STUTTGART