Oskar Lafontaine Avrupa’da bir atom savaşına karşı uyardı: “Yeşil Alman Dışişleri Bakanı’nın faşizan dili”

Sadece Almanya’da değil tüm Avrupa’da sosyal demokrasinin barış ve emek yanlısı yüzünü temsil eden Oskar Lafontaine, yaşlı kıtanın atom savaşının eşiğinde olduğuna dikkat çekti. Lafontaine, Avrupa’nın çok tehlikeli ABD planlarının elinde esir kalmaması gerektiği yolunda çağrılarını yinelerken, Berlin hükümeti hakkında ağır betimlemeler kullandı.

 

Üçüncü Dünya Savaşı’nın çoktan başladığını savunanları destekleyen gelişmeler art arda sahne alıyor. Henüz ana akım medyada yer verilmeyen, ama dijital âlemde hızla yayılan bir görüşe göre, dünya sisteminin başı konumundaki ABD, Çin gibi bir rakiple Rusya engelini aşarak karşı karşıya gelmeyi planlıyor ve Ukrayna’da tam da bu plan uygulamaya girmiş durumda.

“Komplo teorisyenleri ve Rusçular” olarak damgalanan bu çevreler, Avrasya’da dizginleri tamamen ele geçirmek isteyen Washington’ın, Rusya’yı zayıflatıp yerle bir etmek üzere sahneye çıktığını savunuyor. Bölgeye, ABD öncülüğünde, sonu atom savaşıyla bitecek kadar korkunç boyutlarda bir askeri yığınak gerçekleştirildiğine dikkat çekiliyor. Bu arada, Joe Biden yönetimini yalnız bırakmayan Berlin’deki Olaf Scholz hükümetinin, Alman tanklarının tarihsel Rusya coğrafyasında yeniden boy göstermesine yönelik “ağır silah gönderme onayı” ve buna karşı Rusya’nın alacağı askeri, politik ve kamu belleğine yönelik önlemler, büyük savaşın çoktandır yürürlükte olduğunu gösteriyor.

Yeşiller Partisi’nin hafta sonunda yapılan Eyaletler Konseyi’nde de delegelerin büyük çoğunluğunun Ukrayna’ya silah gönderilmesine onay vermesi, sosyal demokrat Başbakan Olaf Scholz’un da baskılar karşısında “pes etmeye başlaması”, havanın savaştan yana döndüğüne yeni işaretler olarak değerlendiriliyor.

BÜYÜK YEŞİL DÖNÜŞÜM

Yeşiller Partisi Eyaletler Konseyi’nin sözü geçen toplantısı, SPD’nin ve Sol Parti’nin eski başkanlarından Oskar Lafontaine’in Berlin’deki hükümete yönelik eleştirilerine hak verdiren gelişmelere sahne oldu. Yeşiller’in bir barış partisi olarak kurulduğu ancak artık bir savaş partisine dönüştüğü tezleri haklılık kazandı. Çünkü Ukrayna yanlısı ve Rusya’yı “harap etmeye kararlı” olduklarını ilan eden Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ile Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Robert Habeck’in, bu partideki ipleri, dolayısıyla savaş yanlısı eğilimi tamamen kontrol edebildiği ortaya çıktı. Yeşiller içinden ve özellikle genç tabandan ciddiye alınır bir tepki çıkmaması, bu partinin barışla pek ilgisinin kalmadığı saptamalarının abartı olmadığını gösterdi.

İşte Almanya’daki “sol sosyal demokrasinin” yalnız fakat etkili kovboylarından Oskar Lafontaine, bu çarpıklıklara dikkat çeken bir çıkış gerçekleştirdi.

Bir süre önce, kurucularından olduğu ve bir ara başkanlığını yürüttüğü Sol Parti’den de istifa eden Lafontaine, geçtiğimiz perşembe günü İsviçre’nin yer yer yerleşik sistemi de sorgulayan yanlarıyla ilginç bir muhafazârlık içeren, bu arada “komplo teorisyenliğiyle” de suçlanabilen haftalık dergisi Die Weltwoche’de, Amerikan siyasetinin Avrupa’da bir atom savaşı tezgâhlamaya hazırlandığını yazdı.

Bu yazı kısa sürede dijital dünyada yaygın bir paylaşıma konu oldu. Sol Parti’nin artık seçim barajını aşamayacak hale geldiği bir ortamda, bu partinin de Amerikan komplosunun parçası olabileceğini “ihsas eden”, Yeşiller Partisi ile SPD yönetimlerini ise savaşı açıkça teşvik etmekle suçlayan Lafontaine, ABD’nin sadece Avrupa ile sınırlı bir atom savaşını kapının önüne bıraktığı yolundaki eğiliminin muhtemel sonuçlarına dikkat çekti.

ABD: RUSYA İLE ALMANYA ARASINDA İYİ İLİŞKİ OLMAMALI

Oskar Lafontaine, ortada tarihsel bir cepheleşme olduğunun yeniden altını çizdi. Gerçekten de, Stratfor Başkanı George Friedman, 3 Şubat 2015’te Şikago’daki bir konuşmasında Amerikan politikasının on yıllardır Rusya ile Almanya arasındaki bir işbirliğinin bozulmasına yönelik olduğunu hatırlatmıştı. Bu konuşma milyonlarca takipçi tarafından dijital dünyada tartışılmıştı. Friedman, Çin’in önüne geçmek için Rusya’nın mutlaka zayıflatılması güçten düşürülmesi ve her durumda Almanya ile de iç içe bir ekonomik-toplumsal yaşantı içine girmemesinin sağlanması gerektiğini belirtmişti. Oskar Lafontaine, yazısında, bu itirafın Amerikan elitlerinin ve oligarşik sistemin on yıllardır sürekli yinelediği bir “mantra” olduğuna dikkat çekti .

Ukrayna savaşı, Batı’nın insan kaybetmeksizin Rusya ile askeri çatışmaya girmesini sağladı. Sadece malzeme ve bir miktar paralı asker-subay vererek, Rusya’yı Çin’in önünde zayıflatmak mümkün olabiliyordu. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, geçtiğimiz aylarda ABD’nin Ukrayna’ya 5 milyar dolara yakın harcama yaptığına dikkat çekmişti. Bu, boşuna değildi ve Kiev’de ABD yanlısı bir hükümet için gerekiyordu. Oskar Lafontaine de, yazısında, Rusya’nın özellikle Avrupa ile enerji ilişkisinin kesilmesi gerektiğini düşünen çevrelerin Washington’da ipleri elinde tuttuğuna dikkat çekerken, dünyaca ünlü iktisatçı Jeffrey Sachs’ın ABD yönetiminin bu jeostratejik bağlantıları kesmekte kararlı olduğu yolundaki uyarılarını öne çıkardı.

Hükümet kadar Alman muhalefetinin de bu savaş oyununun bir parçası olduğunu kaydeden Lafontaine, ana muhalefetin başında eski bir Blackrock yöneticisi olan Friedrich Merz’in bulunduğunu Blackrock’ın ise özellikle silah tekellerinin hisse senedi satışlarından büyük kârlar elde ettiğini hatırlattı. Alman koalisyon hükümetindeki liberal FDP’nin savaş yanlısı olduğuna dikkat çeken Lafontaine, “FDP’de artık Hans-Dietrich Genscher ayarında bir politikacı kalmamasından” şikâyet etti. Genscher, Lafontaine’e göre, hep Avrupa’yla sınırlı bir atom savaşı olasılığını göz önünde tutuyordu.

SAVAŞÇI YEŞİLLERİN “FAŞİZAN DİLİ”

Lafontaine, hükümette olsun federal mecliste olsun “en sebatlı ve tehlikeli Amerikan vasallarının” Yeşiller olduğuna dikkat çekti ve bunun Madeleine Albright ile el ele uluslararası hukuku çiğneyerek  Yugoslavya  savaşına Almanya’nın katılmasını sağlayan eski Yeşil Dışişleri Bakanı Joseph (“Joschka”) Fischer’den beri etkin bir eğilim olduğunu belirtti.

Lafontaine, en ağır ifadeyi Almanya’nın Yeşil Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock için kullandı ve onun bir ara “Rusya’yı harap etmek istediği” yolundaki ifadelerini hatırlatarak, bunun “faşizan bir dil” olduğunun altını çizdi. Sosyal demokrat politikacı, geçen yılın kasım ayında yaptığı bir açıklamada da, Baerbock’un Almanya’nın dışişleri bakanlığını üstlenmesinin bir “felaket” olacağını ileri sürmüştü.

SPD Genel Başkanı ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un Ukrayna’ya silah teslimatını geciktirmeye çalışmasını yetersiz bulan eski SPD Genel Başkanı Lafontaine, ABD Başkanı Joe Biden’ın silah yığmakta kararlı olduğunu, bir atom gücü olan Rusya’nın ise Ukrayna Savaşı’nın yitirmeyi göza alamayacağını, bu çıkmaz sokakta büyük tehlikeler yattığını hatırlattı.

Ukrayna Başkanı Volodimir Zelenskiy ise, yine Lafontaine’e göre, ABD’nin ve Ukrayna’daki aşırı sağın baskısı altında güvenilmez bir siyasal figür. Gerçeğin tamamen altüst edildiği bu tehlike karşısında, yumuşama ve Willy Brandt politikalarına dönülme çağrısında bulunan Lafontaine, 1990’lardan itibaren NATO’nun doğuya genişleme politikalarının, Rusya’nın çevrilmesinin Yugoslavya Savaşı’na ve şimdi de Rus istilasına yol açtığını savundu. Sosyal demokrat politikacı ve teorisyen, “Eğer müzakereler sonucu bir barış hemen gerçekleştirilmezse nükleer savaş tehlikesi artıyor, çünkü Moskova’daki sorumluların sırtı duvara dayanmış durumda, Washington’daki gözü kara savaş meraklıları ise yıllardır bir nükleer savaşın sadece Avrupa ile sınırlı kalabileceğine inanıyor” diye yazdı.

YENİ POSTA – BERLİN

FOTO: commons.wikimedia.org / Fraktion DIE LINKE im Bundestag

Üst manşet