Pek tanıdık bir başbakanın potları: Tenisçinin fendi Avustralya başbakanını yendi

Olayın perde arkasında,  bir isim var: Siyaset sahnesinde Türkiye’nin çok aşina olduğu tavırlar sergileyen, egosunu yönetemeyen,koltuğunu dolduramayan, kendi hırs ve hırçınlığı içinde boğulan Avustralya Başbakanı  Scott Morrison. Ne mi oldu?

 

Yılın ilk haftası Britanya gündemi, Sırp tenisçi, dünyanın teniste 1 numaralı ismi Novak Djokovic’in, Avustralya Açık Tenis Turnuvası nedeniyle gittiği Melbourne’de tecrit oteline yerleştirilmesi haberiyle doldu taştı. Hangi kanalı açsanız, hangi haber sitesine girseniz bu haber “Number One”!

Ülkede, bütün sorunlar çözüldü, başka hiçbir konu kalmadı, bir tek “Djokovic’in durumu ne olacak?” konusu kaldı.

Nitekim, 10 Ocak 2022 pazartesi, yargıç, Djokovic’in ivedilikle serbest bırakılmasına ve hatta hükümetin, tenisçinin uğradığı maddi zararı bile karşılamasına karar verdi. Bu sefer de, bu kararın doğru olup olmadığı, aynı konu Birleşik Krallık’ta yaşansaydı ne olabileceği, bundan sonra hem Avustralya hükümetinin hem de tenisçinin hukuk ekibinin neler yapabileceği tartışılmaya başlandı.

Hatta öyle ki, Brexit’in yıldönümü ve gerçek Brexit’in başladığı günler yaşanmasına rağmen, bu konu gündemde “neredeyse” hiç yer almadı bile, hem de ülkeye giriş yapan kamyon ve tırlarla ilgili çok ciddi problemler, kuyruklar, yığılmalar ve marketlerde boşalan raflar olmasına rağmen…

İnsan ister istemez “Vay be, tenisçiye bak, medyada da dünyanın 1 numarası oldu” demeden edemiyor.

Ancak, bu olayın perde arkasında,  öyle bir isim var ki, siyaset sahnesinde Türkiye’nin çok aşina olduğu tavırlar sergileyen, egosunu yönetemeyen,koltuğunu dolduramayan, kendi hırs ve hırçınlığı içinde boğulan Avustralya Başbakanı  Scott Morrison.

UZAK ÜLKENİN EZİK BAŞBAKANI

Bütün dünya Djokovic olayını, Avustralya hükümetine hak vererek izledi. Birleşik Krallık medyasına ilk yansıyan bilgiler de o yöndeydi. ancak Djokovic’in daha 1 ay önce Covid-19 geçirdiğini ve bu yüzden aşı yaptırmasına gerek olmadığını, Avustralya hükümeti tenisçiyi tecrit oteline koyduğu zaman öğrendik.

Konunun en rahatsız edici yönü ise, Avustralya Başbakanı’nın kameralar karşısında olayı anlatış şekli ve ifadeleri. Ezeli düşmanından intikam alır gibi bir ifadeyle, “Kural kuraldır, dünyanın 1 numarası da olsa tecrit otelinde kalacak, kurallar uygulanacak” diyordu.

Oysa bir başbakanın “Dünyanın 1 numaralı tenisçisini ağırlamaktan memnuniyet duyarız, aşı durumu ile ilgili konu ivedilikle çözümlenecek” tarzında “adab-ı muaşeret” kapsamında konuşması beklenirdi, ancak söz konusu isim, dünyada son yıllarda çok moda lider profillerinden biri Scott Morrison olunca, böyle olmadı.

Öte yandan, bir Başbakan çıkıp, “milyonlarca” kişinin nefesini tutarak beklediği bir tenis turnuvasının arifesinde, hem de ülkeye milyonlarca dolar kazandıran bir spor etkinliğinin başrol oyuncusuyla ilgili konuşmadan önce, Covid geçiren birinin en az 3 ay sonra aşı yaptırması gerektiğini de bilmeliydi, bilmiyorsa sorup öğrenmeli, öyle konuşmalıydı.

Sonunda Djokovic’in annesi Belgrad’dan “Oğlumu bir tutuklu gibi hapsettiler” diye veryansın etti. Djokovic “kaçak yollarla” ülkeye giren göçmenlerin tutulduğu bir otelde “tecrit” ediliyordu.

Bir ay önce Covid geçiren, ülkede bulunduğu anda testleri negatif olan, tenis dünyasının 1 numarası genç bir adam, kaçak göçmenlerle aynı otelde kalıyor, günde 2 öğün yemek veriliyor ve her gün yapması gereken 5-6 saatlik antremanını yapamadan, bir “suçlu” gibi tecrit ettiriliyordu.

Ülkenin başbakanı da çıkıp, sanki büyük voli vurmuş gibi, adeta zevkten dört köşe bir şekilde, yaptıklarından ne kadar övündüklerini anlatıyordu.

İnsanın tüyleri diken diken oluyor, değil mi?

Bu haller, Avustralya Başbakanı’nın ilk vukuatı değil. Ülke orman yangınlarına teslim olduğunda, 240 gün süren yangınlarda, adeta kendisi ve hükümeti “basiretsizlik” örneği sergilemişlerdi ve yine Britanya medyasında günlerce “trend topic” olmuşlardı.

ORMAN YANGINLARINDA DA SAHNEDEYDİ

2019 haziranında başlayan ve  aylar süren yangınlarda, halkın tepkisini çeken başbakan, ülke yanarken kendisi Hawai’de tatildeydi. Aldığı tepkilerden olsa gerek, ülkeye döner dönmez yanan yerlere yaptığı ziyaretlerde, tokaşlamak için elini uzattığı halktan tepki almış ve kendisinin bölgeyi derhal terk etmesi istenmişti.

Bu durum tanıdık geliyor mu? Kendi ülkesinde, kendi seçmeninin arasına karışamayan siyasi profilini gözünüz bir yerden ısırıyor mu?

Coğrafyalar değişse de, bu profillerin bu tavırları, bu tutumları değişmiyor. Yine öyle oldu!

JOHNSON İLE AKRABA GİBİLER

Basiret ve liderlik konusunda, Avustralya Başbakanı Scott Morrison ile benzerlikleri olan Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’a, Avustralya hükümetinin tavrı hakkındaki görüşü sorulduğunda, verebildiği tek cevap, “Aşı önemlidir” oldu, bu kadar!

Bu yanıt da Britanya gündeminde döne döne bir hal oldu. Spikerlerin haberi verirken yorum yapmaktan sakınmaları bir yana, zaten cevabın kendisi Johnson’ın da, Morrison ile ne kadar benzer noktaları olduğunun ipucunu veriyor. Her iki başbakan da adeta “dünyadan bihaber”. Görüntü var, içerik yok şeklinde, yetersiz bilgi, donanımsız liderlik, tatmin etmeyen cevaplar.

Morrison, Covid geçiren bir kişinin aşı yaptırmasının 3 ila 6 ay kadar bir süre gerekli olmadığını nasıl bilmiyorsa, mesela Johnson da kendisi konutta yokken, başbakanlık çalışanlarının partiler yaptığını, canlandırmalı basın toplantısı oyunu oynadıklarını bilmiyordu.

Günün sonunda, gördüğümüz örneklerin sayısı o kadar çok ki, “Nasıl oluyor da, ülke yönetebiliyorlar?” diye sormadan edemiyorsunuz. Çünkü sorunun yanıtı olabileceğini tahmin edemiyorsunuz. Geçmiş yılların tecrübesi de devreye girince, bu yılın da bu “asrın dünya liderleri” profilleri ile oldukça eğlenceli geçip gideceğini öngörebiliyorsunuz.

Enseyi karartmadan, Birleşik Krallık’tan selamlar.

GÖZDE SAPANLI -BIRMINGHAM-BİRLEŞİK KRALLIK