Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan: “Kültürü tanımayan psikologlar yanlış teşhis koyabiliyor”

kelly-sikkema-NDw-WCFk1fo-unsplash
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Psikolog ve göç araştırmacısı Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan kültürü tanımayan, dili bilmeyen uzmanların yanlış teşhis koyabileceğine işaret ederken, psikolojik testlerin kültüre ve dile özel uygulanmasının sağlıklı sonuçlar vereceğini bildirdi.

Pandemi çocuklar ve gençler için karanlık geçiyor. Salgının kıskacındaki korku ve bunalıma itilen çocukların ve gençlerin durumunu ve iş daha da kötüleşmeden anne babaların yapabileceklerini psikolog ve göç araştırmacısı Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan ile konuştuk.


Uslucan psikolojik rahatsızlıklar yaşayan çocukların tüm güçlerini toplayıp doktora gitmek istemeleri buna karşılık altı ila dokuz ay sonrasına randevu alabilmelerinin durumu daha da kötüleştirdiğine işaret etti. Almanya’da psikolog ve psikiyatrist sayısındaki düşüklüğe dikkat çeken Uslucan, göçmenlerin kültürünü tanıyan ve anadillerinde hizmet veren uzmanların sayısının da yok denecek kadar az olduğunu kaydetti.

Hastasının kültürünü tanımayan ve dilini bilmeyen meslektaşlarının zaman zaman yanlış teşhis  koyduklarına da tanık olduğunu bildiren Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan hastalara yapılan psikolojik testlerin Avrupa merkezli ve dil ağırlıklı olduğunu, bu nedenle test sonuçlarının yanıltıcı olabileceğini söyledi. Öte yandan ağır depresyon, kaygı bozukluğu hatta akut intihar vakalarındaki artışla ilgili ise anne babaları “işaretleri iyi izlemeleri” yönünde de uyardı.

Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan

Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan salgında izolasyonun durumu daha da kötüleştirdiğine işaret ederek pandeminin çocuklar ve ergenler üzerindeki psikolojik stresin yüksek olduğuna ve halihazırdaki psikolojik sorunları olanları daha da etkilediğini kaydetti.

Çocukların verdiği belirtileri ve işaretleri çok iyi takip etmek ve hatta derhal müdahale etmek gerektiğini kaydeden Uslucan “Ruh sağlığı sorunları, çocuklar ve ergenler için ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden işaretlere dikkat etmek önemlidir. Hızlı bir şekilde yapılan yardım daha ciddi psikolojik sorunların ortaya çıkmasını veya devam ederek akıl hastalığına yol açmasını hatta intiharı engelleyecektir” dedi.

“YÜZ YÜZE İLETİŞİM ÇOK ÖNEMLİ”

Kayserili 55 yaşındaki Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan’ın anlattıklarından öne çıkanlar şöyle:

“Yüz yüze iletişim, bire bir etkileşim çocuklar için büyük önem taşıyor. Alıştıkları sosyal aktivitelerden , hobilerinden ayrı düşüyorlar. Ayrıca arkadaşlarıyla görüşmeleri ve fikir alışverişleri, geri bildirimler de değer taşıyor. Evde kapalı kalan çocuklar ve gençler, eğitimleri için teknik donanıma da ihtiyaç duyuyorlar. Ayrıca göçmen kökenlilerde dil sorun olarak da karşımıza çıkabiliyor, anne babalar derslerde yardımcı olamayabiliyor ve çocukların notları da düşüyor.

Öte yandan psikolojik rahatsızlıklarda bedensel aktiviteler önerilir. Salgın döneminde bu her zaman mümkün olamayabiliyor.

TÜRKLERDE İNTİHAR ORANI DAHA DÜŞÜK

Diğer taraftan artan intihar vakalarına gelince. İyi haber şu ki, Türkiye kökenlilerde bu oran çok daha düşük. 15-21 yaş arasındaki genç kızlar hariç. Zoraki evlilikler, karşı cinsle arkadaşlığının ortaya çıkması endişesi, tutucu anlayış, intihara sürükleyen sebepler arasında yer alıyor. Ancak bu yaş grubunun dışındakilerde intihar eğilimi daha düşük.

DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA ETKİSİ

Bunda Türkler arasındaki toplumsal ve sosyal dayanışma, yardımlaşma, güçlü kontrol mekanizması ve ailelerin kalabalık olması etkili oluyor. Çocuklar ve gençlerde intihar eğiliminin belirtileri arasında hobilerinden uzaklaşma, geri çekilme ve sessiz kalmayı sayabiliriz.

“AİLELER ÇOCUKLARININ SİNYALLERİNİ CİDDİYE ALMALI”

Artık yaşamak istemediğini söyleyen çocukları aileleri ciddiye almalı ve derhal bir uzmana götürmeli. Ailesinin yanı sıra arkadaş çevresi de bu sinyallere duyarlı olmalı. Bazıları ise yaşamak istemediğinden hiç söz etmiyor, planlıyor ve gerçekleştiriyor.

Buna karşılık odasına kapanan çocuğu zorla dışarı çıkarmaya çalışmak doğru bir yöntem değil. Gençler ve çocuklar bunu özel alanlarına müdahale olarak algılıyorlar ve inatlaşabiliyorlar. Daha çok sezdirmeden ‘hadi gel birlikte bir şeyler yapalım’ diye teklifte bulunmak ya da yardım istemek daha etkili oluyor.

Yine de salgının Türk çocukları ve gençleri üzerindeki etkisi ne durumda son araştırmalar hangi aşamada, incelemek gerekiyor.

“ANADİLDE TERAPİST BULMAK ZOR”

Salgından kaynaklanan belirsizlik ise büyük küçük herkesi olumsuz etkiliyor. Tüm bunlara ek olarak Almanya’da psikolog ve psikiyatrist sayısının az olması randevuların da altı ila dokuz ay sonrasına verilmesine yol açıyor. Anadilde terapist bulmak ise çok daha zor. Türk kültürünü tanıyan ve Türkçeyi bilen psikolog sayısı çok az.

Alman meslektaşlarımız kültür tanımadıkları için yanlış teşhis koyabiliyorlar. Bu alanda çok açık var, gençlere tavsiyem bu alanda mesleklerini seçmeleri. Avrupa merkezli ve dil ağırlıklı testlerin sonucu yanıltıcı olabiliyor. Bu testler kültüre özel ve anadilde yapılsa çok daha sağlıklı sonuçlar alınabilir.”

2019’DA 823 BİN ÇOCUK PSİKOLOJİK DESTEK ALDI

Almanya’da giderek çok daha fazla çocuk ve ergen, psikolojik rahatsızlıklar dolayısıyla tedavi görüyor. Son on bir yıl içinde genç hasta sayısı ikiye katlandı. Barmer sağlık kasasının son araştırmasına göre 2019 yılında yaklaşık 823 bin çocuk ve ergen psikolojik destek aldı. Bu rakam 2009 yılına kıyasla tam yüzde 104 daha fazla.

Özellikle depresyon, kaygı bozukluğu, akut intihar tehlikesi gibi rahatsızlıklardaki artış dolayısıyla da hastanelerin acil servislerine başvuran çocuk ve gençlerin sayısındaki artış endişe verici.  Tübingen Üniversitesi Çocuk ve Genç Psikiyatri Kliniği 2020’nin son çeyreğinde, acil olarak müdahale edilmesi gereken “anoreksiya nervoza” vakalarında bir önceki seneye göre yüzde 100 artış olduğunu açıkladı.”

HACI HALİL USLUCAN HAKKINDA

Kayseri doğumlu 55 yaşındaki Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan  psikolog ve göç araştırmacısı olarak çalışmalarını Almanya’da devam ettiriyor.

Duisburg-Essen Üniversitesi Modern Türkiye Araştırmaları profesörü ve Türkiye ve Uyum Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı Direktörü olarak da çalışmalarını sürdüren Hacı Halil Uslucan 2012 – 2019 yılları arasında Alman Uyum ve Göç Vakıfları Uzman Konseyi üyeliği yaptı. 2019-2020 yılları arasında ise  Federal Hükümetin Uyum Koşulları Uzman Komisyonu’nun üyesi olarak çalıştı. .

Ana araştırma alanlarını oluşturan ergenlik döneminde şiddet,  ahlaki gelişim, göçmen aileler üzerindeki psikososyal yükler, kültürler arası karşılaştırmalarda eğitim stilleri, kültürel-psikolojik açıdan değerlerdeki farklılıklar, Almanya’da İslami din eğitimi ve bilim ve psikoloji tarihi üzerine çok sayıda makale ve uzmanlık kitabı yayınladı.

Uslucan 1999 yılından itibaren Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin Berlin baskıları için kaleme aldığı 100’den fazla makalesini  kitaplaştırdı. Kitap Reinhard Fischer Verlag tarafından yayınlandı.

IŞIN TOYMAZ – ESSEN

YOUTUBE FOTO: Annie Spratt , Kelly Sikkema, Christian Lue, Sharon McCutcheon, Ramiro Pianarosa , Josh Hild ,  Charles Deluvio, Priscilla Du Preez , Noah Buscher , Mark Williams, Jake Schumacher, Bermix Studio, Mélanie THESE , youssef naddam Leilani Angel –  Unsplash