Seçim tsunamisi: İskoçya bağımsızlık savaşı mahkemede mi bitecek?

Seçim tsunamisi: İskoçya bağımsızlık savaşı mahkemede mi bitecek?
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

İskoçya, Birleşik Krallık’ta yapılan yerel seçimlerin ardından, Ulus Başkanı First Minister Nicola Sturgeon  ve partisi SNP ile yürümeye karar verdi. Ancak, Nicola Sturgeon’ın İskoç halkını yeni bir referanduma sürüklediği de ortada.

Halkın yüzde 48’i SNP’ye oy verdiğine, geri kalan yüzde 52 Nicola Sturgeon’ı desteklemediğine göre, First Minister referandum konusunda ısrarcı olmaya devam edecek mi? Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson ise İskoçya’nın yeniden bir referanduma gitmesinin önünü kesmek için ne yapacak? Team UK çağrısı Sturgeon’ı vazgeçirecek mi?

KADIN EGEMENLİĞİNDE LİDERLİK SNP’DE

Birleşik Krallık’ta 6 Mayısta yapılan yerel seçimlerde İskoç SNP Partisi, İskoçya parlamentosunda 64 sandalye kazandı. Bir sandalye farkla 65 sandalyelik çoğunluğu yakalayamayan SNP, Yeşiller Partisi ile koalisyon yapacağını duyurdu. Koalisyon yapacak olsa bile, 64 sandalyenin sahibi olması ve dördüncü kez ipi göğüsleyen parti olması SNP’nin ve Nicola Sturgeon’ın başarısı olarak gösteriliyor.

Bir diğer başarı ise partilerin, toplam 58 kadın milletvekiliyle İskoç Parlamentosu’na ilk kez bu kadar çok sayıda kadın vekil kazandırmış olmaları.

SNP 34, İşçi Partisi (Labour) 10, Muhafazakârlar (Conservative) 8, Yeşiller 5, Liberal Demokratlar 1 kadın vekil ile parlamentoda temsil edilecekler.

Öte yandan, Nicola Sturgeon’ın “Bağımsız İskoçya” çağrısı ise seçimden yansıyan bir başka kritik konu.  Birleşik Krallık Parlamentosu ve Boris Johnson’u büyük bir açmaza doğru sürükleyeceğinin sinyallerini veren Nicola Sturgeon, İskoç Parlamentosu’nun referandum kararı alması durumunda Birleşik Krallık parlamentosunun bu kararı onaylaması gerektiği konusunda ısrarcı.

YÜKSEK MAHKEME DEVREYE GİREBİLİR

Nicola Sturgeon, yürüttüğü iç siyaset ile 2014 yılında İskoç halkının referanduma gitmesini sağlamıştı.

O günlerde Birleşik Krallık henüz Brexit referandumuna gitmemişti ama İskoçya, “bağımsızlık” referandumuna giderek, Birleşik Krallık şemsiyesi altında kalma karar vermişti. Bağımsız olmak istemeyenler yüzde 55 iken, bağımsızlık yanlıları yüzde 45 idi.

Bu sonuçtan hiç de memnun olmayan Nicola Sturgeon dördüncü kez seçildikten sonra, yeni bir referanduma gitmeye hazırlanacaklarını söylüyor. Brexit sürecini de bahane gösteren Sturgeon, ne yapıp edip İskoç Parlamentosu’ndan referandum kararını çıkaracaklarının sinyalini veriyor. 

Ancak, İskoç Parlamentosu referandum kararını alsa bile, karar bir üst parlamentoya, Birleşik Krallık parlamentosuna gidecek. Birleşik Krallık parlamentosunda ise bu kararın onaylanması ihtimali ise oldukça zayıf. Başbakan Boris Johnson’ın partisi Conservative’lerin parlamentoda çoğunluğa sahip olmasından dolayı bu karar onaylanmayabilir.

Böyle bir durum söz konusu olursa Nicola Sturgeon’ın konuyu Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi’ne taşıyabilme yetkisi var. Ancak, böyle bir durumda İskoçya adeta merkez hükümete savaş açmış olacak ve bu da ülkede iç çekişme, siyasi ve ekonomik dengelerin bozulması anlamına geliyor ki, Boris Johnson cephesinden bakıldığında kesinlikle istenmeyen bir durum.

Bu ihtimalleri gören ve önlem almayan çalışan Başbakan ise, tüm Birleşik Krallık uluslarına ve liderlerine “takım gibi çalışmalıyız, Team UK olmalıyız” çağrısı yaptı.

Nicola Sturgeon, referandum konusunda kararlı olduğunu, meselenin referandumun olup olmayacağı değil, ne zaman olacağı konusu olduğunu söyleyerek Johnson’ın çağrısını olumlu yanıtlamayacağının sinyalini verdi.

GÖZDE SAPANLI – BIRMINGHAM/BİRLEŞİK KRALLIK

FOTO.A.A