Sistemde saklı tuzaklar: Türkiye sevgisine katmerli ceza mümkün

Sistemde saklı tuzaklar: Türkiye sevgisine katmerli ceza mümkün
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Almanya’da suç işleyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının talebi üzerine Türkiye’de ilgili mahkemeler tarafından kabul edilirse, cezasının geri kalan kısmını ülkesinde tamamlama hakkı var. Ancak, cezasının geri kalan kısmını Türkiye’de çekmek isteyenler, kendilerini büyük bir tehlikenin beklediğinin farkında değiller.

İki ülke ceza yasalarının arasındaki farklılıklarından doğan sorunlara, bir de bürokrasinin hataları eklenince yaşanan trajediler katmerli hale geliyor. Türkiye dışında yaşayan vatandaşların dış ülkelerde işledikleri suçların cezalarını Türkiye’deki hapishanelerde fazladan çeken çok sayıda mahkûm var.

BİR MAHKÛMUN TRAJEDİSİ

Bu duruma uygun bir örnek ve hukuk faciası 2006 yılında Heilbronn’da cinayet işleyen Türk vatandaşının başına geldi. (Olayın faili ile ilgili gerçek isimler redaksiyonumuzda saklı.) Bir aile dramında eşini öldüren Sedat T.’ye Alman mahkemesi ömür boyu hapis (normal müebbet) cezası verdi. Sedat T.’nin Almanya’da aldığı hapis cezası da ailenin iddialarına göre tartışmalı. Almanya’da ömür boyu (normal müebbet) hapis cezası alanlar 15 yıl cezaevinde yattıktan sonra serbest kalabiliyor.

9 YIL FAZLADAN YATACAK

Sedat T.’nin 2012 yılında geri kalan cezasını Türkiye’de tamamlamak için mahkemeye yaptığı başvuru Türkiye tarafından kabul edildi. Sedat T., 2021 yılına kadar Silivri cezaevinde hapis yattı. Şimdilerde 60’lı yaşlarda olan Sedat T. cezasını Almanya’da çekseydi bu yıl içerisinde serbest kalacaktı. Almanya’da ömür boyu (normal müebbet) hapis cezası 15 yıl iken, Türkiye’de ise bu ceza 24 yıl. O nedenle Sedat T., 9 yıl daha hapis yatmak zorunda kalacak.

İTİRAZ BELGESİ KAYBOLDU

Sedat T. 2012 yılında kendisine Güney Almanya’nın “bir konsolosluğunda” matbu Tebliğ ve Tebellüğ Belgesi imzalatılır. Bu belge mahkûmun Türkiye’de çekeceği cezasına itiraz hakkını kullanmayacağına dair olup, bu belge imzalanmadan işlem tamamlanmıyor. Bilgi verilmeden imzalatılan belgede şu bilgiye yer veriliyor: “3002 Sayılı Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinde Verilen Ceza Mahkumiyetlerinin İnfazına Dair Kanun uyarınca alınan dönüşüm kararına karşı Ceza Mahkemesi Kanununun 268/1 Maddesine göre 1 hafta içerisinde itiraz kanun yoluna başvurma hakkım bulunduğu konusunda bilgilendirildim. Bu itiraz hakkımı kullanmayacağımı beyan ve taahhüt ederim.”
Sedat T., bu belgeyi imzaladıktan sonra ardından itiraz dilekçesini vermiş. Fakat itiraz dilekçesi kaybolmuş ve bugüne kadar bir türlü bulunamamış.

AVRUPALI TÜRKLERE HER YERDE EŞİTSİZLİK VAR

Hem de yasada “Hukuki, Ticari, ve Cezai konularda Adli Yardımlaşma ve Tenfiz, Suçların Geri Verilmesi ve Hükümlülerin Nakli Sözleşmesi”nin 63. maddesi 3002 sayılı Kanunun 6. maddesindeki düzenlemelere paralel düzenlemeler getirmiştir. Buna göre yabancı mahkeme kararında sübutu kabul edilen suça en yakın yaptırımın tayin edileceği ve suretle tayin edilen ceza müeyyidesi veya bu suça en yakın yaptırımın tayin edileceği ve bu suretle tayin edilen ceza miktarının yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçmeyeceği, fiilin Türk Hukuku’na göre daha hafif bir cezayı gerektirmesi halinde müeyyidenin buna göre tayin edilen olacağı yerine getirmeyi isteyen devlette tutuklulukta ve hükümlülükte geçen süreleri mahsup edileceği öngörülmüş bulunmaktadır” denilmesine rağmen, suçun işlendiği ülkede alınan ceza miktarını çok aşıyor. Sedat T.’nin cezasını Türkiye’de tamamlama arzusu, cezaevinde 9 yıl daha fazla yatarak yaşadığı trajedinin üstüne kendisine yeni bir trajedi daha yaşatacak.

MUSTAFA BOZDURGUT – STUTTGART

FOTO: A.A.