Brüksel-Ankara hattındaki koltuk krizi: Peki Charles Michel neden sessiz kaldı?

ANKARA ZIYARET (1)
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

AB liderlerinin Ankara ziyaretinde Ursula von der Leyen’in ayakta kalakalması ile ortaya çıkan koltuk krizi Avrupa’da da tartışmaya açıldı. Avrupa parlamenteri İsmail Ertuğ “Maçonun Türk’ü, Alman’ı, Fransız’ı yok” dedi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel’in Ankara ziyaretine ne Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine ilişkin müzakereleri ne özel statü tartışmaları ne de Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama faaliyetlerine yönelik yaptırımlar damgasını vurdu. Ursula von der Leyen’in toplantıdaki yeri, gündeme “SofaGate” (kanape skandalı) başlığı altında girdi ve bu, Ankara ziyaretinin birdenbire en çok konuşulan konusu haline geldi.

Avrupa Birliği’nin değerlerini temsil eden Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel’in, Ursula von der Leyen’in durumuna itiraz etmemesi yeni tartışmalara neden oldu. AB liderlerinin Ankara ziyareti ve “SofaGate”i Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) Grubu Başkanvekili ve SPD milletvekili İsmail Ertuğ ile konuştuk.

AB ve Türkiye’nin birbirine karşı samimi ve dürüst olmadığını vurgulayan ancak AB’nin bu ziyaretle Türkiye’ye zeytin dalı uzattığını da kaydeden AP parlamenteri İsmail Ertuğ’un değerlendirmeleri şöyle:

“MİCHEL’İN DAVRANIŞI GENEL KURULA TAŞINACAK”

“AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ayakta bırakılması ve bir üçüncü koltuğun ayarlanmamış olması AB içinde de konuşuluyor. Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel’in de dayanışması gerekirken ayaklarını uzatıp oturması rahatsızlık yarattı. Ancak maçonun burada da gördüğümüz gibi Alman’ı, Fransız’ı, Türk’ü olmaz. Bu konuyu grup başkanımız genel kurula taşımaya hazırlanıyor.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube's privacy policy.
Learn more

Load video

“BİN ODALI SARAYDA İKİ KOLTUK GEREKTİĞİ BİLİNİYORDU”

Öte yandan iki AB liderinin Ankara’ya gideceğini her iki tarafın protokol şefleri de biliyordu. Sözün özü, bin yüz odalı sarayda iki koltuğa ihtiyaç duyulacağı biliniyordu elbette. Şimdi Charles Michel’in neden iki koltuğu bildirmediği de soruluyor. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından yaşanan bu koltuk krizi de üstüne tuz biber oldu. Ankara, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek İslamcı kesime mesaj verdi.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İÇ SİYASETE MALZEME YAPILDI”

İstanbul’un adıyla tarihe geçmiş bir sözleşme bile iç siyasete kurban edildi. Bu sözleşmeden çekilerek Türkiye karşıtlarının, İslam karşıtlarının da elini güçlendirmiş oldu. Ayasofya gibi İstanbul Sözleşmesi de iç siyasete malzeme oldu. Temel haklar ve kadınlar konusunda Türkiye’nin karnesi zayıf.

Açıkçası tarihe geçecek bir koltuk skandalı ile karşı karşıyayız. Diğer taraftan AB liderlerinin Ankara ziyaretine yönelik eleştirileri ise anlıyorum.

“MANFRED WEBER’İN SÖZLERİNİ CİDDİYE ALMIYORUM”

Ancak CSU’lu Manfred Weber’in sözlerini ciddiye almıyorum. Türkiye ağzıyla kuş tutsa AB üyeliğine karşı olan bir isim. Ancak zamanlama açısından. tüm demokratlarda soru işaretleri yaratan bir ziyaret bu. Türkiye’de temel haklar konusunda sıkıntı yaşanan bir dönemde rahatsız etti.

“MÜLTECİ KONUSUNDA PARANOYAK BİR KORKU HAKİM”

Buna karşılık AB’de özellikle Almanya’da mülteci konusunda paranoyaklık derecesine varan bir korku hâkim. Yine de AB, bu ziyaretle Türkiye’ye zeytin dalı uzattı. Bu ziyaret aynı zamanda AB’nin Türkiye’yi Rusya’ya, Çin’e karşı kaybetmek istemediğinin de işareti. Şunu da söylemek gerekir, Charles Michel, ABD Büyükelçisi ile görüşmeden o saraya gitmedi. Biden’in Türkiye’ye yönelik sert tutumuna rağmen bu ziyaret AB’nin iyi niyet göstergesiydi.

“AB’NİN DIŞ POLİTİKASI TAM BİR FİYASKO”

Diğer taraftan AB’nin dış politikası tam bir fiyasko. AB’de izlenen ortak bir politika yok, Avrupa içinde mültecilere yönelik bir dağıtım siyaseti yok. AB, sağ siyasete karşı mülteci politikasını kontrol altında tutmak istiyor. Mülteci konusunda Yunanistan’ı da zor durumda bırakmak istemiyor. Türkiye’nin sadece bir gün kapıları açmasıyla AB’nin nasıl bir sıkıntı içine düştüğünü gördük. AB mülteciler konusunda bu kadar amatör olursa elbette kullanılır. Türkiye’ye kapıyı tutsun ve polislik yapsın diye 4 milyar avro daha verilecek. Ancak Ankara’nın bu bütçe ile yetinmeyeceğini düşünüyorum. Gerçekte iki taraf da birbirine karşı dürüst değil.”

CEM ÖZDEMİR: “BRÜKSEL KENDİNİ KÜÇÜK DÜŞÜRDÜ”

Öte yandan görüşmelerde Türkiye ile Gümrük Birliği’ni genişletilmesi ele alınırken, AB liderlerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesine Avrupalı siyasetçilerden adeta eleştiri yağdı.

Birlik’90 / Yeşiller’in üst düzey siyasetçisi Cem Özdemir, Ursula von der Leyen ve Charles Michel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini  Twitter hesabından paylaştığı bir mesajda “Brüksel’in kendini küçültmesi ve Türkiye’deki tüm demokratlarla alay etmesi” sözleriyle yorumladı.

Hür Demokrat Parti (FDP) Federal Meclis Grup Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff  ziyareti “yanlış bir sinyal” olarak nitelerken,  Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili AP milletvekili Manfred Weber de Türkiye’nin AB üyeliğinin “bir illüzyon” olduğuna işaret etti.

IŞIN TOYMAZ – BRÜKSEL

FOTO: AA – www.ismailertug.eu