Stefano Montanari ve şaşırtıcı saptaması: “En temiz aşı Sinovac”

İtalyan bilim adamı Stefano Montanari laboratuvarda analiz ettikleri Covid-19 aşıları içinde en temiz olanın Çin tarafından üretilen Sinovac olduğunu açıkladı. İddiaları ve itirazları Birgül Göker Perdisa derledi.

 

Aşılarda nanoteknolojiye ait partiküller ve grafen oksit bulduklarını belirten Stefano Montanari, grafen oksidin vücuda enjekte edildikten sonra organizmadaki demiri manyetik yapma özelliğine sahip olduğunu söylüyor. HİV virüsü uzmanı Nobel ödüllü Luc Montagnier’nin ani vefatından hemen sonra, Stefano Montanari de “vasiyet” niteliğinde bir söyleşiyi gazeteci Morris San ile yaptı.

Koronavirüs salgınını durdurmak için Batılı aşı firmalarının ürettikleri Covid-19 aşılarıyla ilgili gündem yine çok yoğun. En yeni haber Hindistan’dan geldi. Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, Hindistan hükümeti, Pfizer’ın aşısına acil kullanım izni vermek için öncelikle bu Covid-19 aşısının güvenli olup olmadığını ve halkta bağışıklık oluşturup oluşturmadığını araştırabilmek adına ülkesindeki laboratuvarlarda analiz edebilmek için Pfizer’dan talepte bulundu. Bunun üzerine de Pfizer ürettiği Covid-19 aşısı için acil kullanım onayı alma başvurusunu Hindistan’dan geri çekti.

Bu durum, Hintlilerin ilaç firması Pfizer’a güvenmediği, hatta Pfizer’ın da kendi aşısına güvenmediği anlamına gelmektedir tabii. Pfizer-BioNTech ürettiği aşıya güvense neden bağımsız bir laboratuvarda analiz edilmesine izin vermesin? 

NOBELLİ BİLİM ADAMI MONTAGNIER’NİN GİZEMLİ ÖLÜMÜ

Bir diğer gözden kaçırılmaması gereken önemli haber de Fransa’dan geldi. AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünü 1983 yılında keşfettiği için 2008 yılında Nobel ile ödüllendirilen ünlü bilim adamı, virolog ve biyolog Fransız Luc Montagnier’nin ani ölümü… Koronavirüsün Wuhan’da laboratuvar ortamında üretildiğini söyleyen Montagnier, Fransa’daki Centre National de la Recherche Scientifique ile Paris Pasteur Enstitüsü Viral Onkoloji Birimi’nin de fahri direktörüydü. Bu tanınmış Fransız bilim adamının ani vefatı bağımsız medyaya 8 Şubat’ta düştü, ancak 10 Şubat’a kadar hiçbir Fransız medyası tarafından haber doğrulanmadı. Ta ki Liberation gazetesinde, Neuilly’deki “Amerikan Hastanesi”nde öldüğüyle ilgili iki satırlık ufak bir haber yer alıncaya dek. Böylesine önemli bir bilim adamının neden öldüğü, nasıl öldüğüne dair başta Fransa olmak üzere Avrupa ana akım medyasında en ufak bir bilgi hâlâ yok, vefatı gizemini koruyor.  

Gelelim şimdi Luc Montagnier’nin önemine… Nobel ödüllü ünlü virolog Montagnier 15 Ocak 2022’de Milano’da yapılan aşı pasaportu (İtalya’daki ismi “green pass”) karşıtı protesto gösterisine konuşmacı olarak katılmış ve önemli açıklamalarda bulunmuştu. Aşı karşıtı olmayan, uzun yıllar yeni aşıların keşfi için çalışmış dünya çapındaki virolog Luc Montagnier, mRNA Covid-19 aşılarının genetik tedavi uygulayan çok yeni bir teknolojiye sahip olduğunu söylüyor ve bir aşı çalışmasının aşı olarak kabul edilebilmesi için en az 10 yıllık bir çalışmanın ürünü olması gerektiğini belirtiyordu. Bu nedenle, koronavirüs salgını gerekçe gösterilerek kitlesel boyutta milyonlarca insana yapılan bu aşıların kabul edilemez bir hata olduğunu söylüyordu, çünkü bu aşılar da ciddi sayıda ölüm sebebi.

Montagnier aşılar nedeniyle çeşitli Koronavirüs varyantının ortaya çıktığını, bunların da ölümlere yol açtığını kaydetmişti. Avrupa’daki yüksek aşılama oranına rağmen Covid vakalarındaki yüksek oranı bu şekilde açıklamıştı Montagnier. Yüksek orandaki aşılamayla doğru orantılı olarak Covid’e yakalanma oranı da yüksek oluyordu.  

YAN ETKİLERİ PFİZER DA ALENEN BEYAN ETMEYE BAŞLADI

Sadece virüsün varyantları nedeniyle değil, aşıların yan etkileri nedeniyle de ciddi sayıda insan ölüyor. Hemen hatırlatalım Avrupa İlaç Ajansı (EMA) da Montagnier’nin bu söylediği bilgiyi doğrular verilere sahip. EMA’ya Ocak 2021 ile 20 Kasım 2021 tarihleri arasında salgın dolasıyla insanlara enjekte edilen aşılar nedeniyle ölümler de dahil Avrupa’da yaklaşık 505 bin 833 kişide tümör, kalp kasının iltihaplanması, felç, tromboz gibi ciddi yan etkiler bildirilmişti. Bu 500 binden fazla kişinin hangi aşılardan ciddi boyutlarda etkilendiğine bakacak olursak, Pfizer-BioNTech aşısı olanlardan 219 bin 960 kişide ölüm de dahil ciddi yan etkiler görülmüş; Moderna aşısını yaptırdıktan sonra ağır yan etki görülen kişi sayısı 69 bin 24; AstraZeneca yaptıranlarda 203 bin 685 kişide ciddi sorun oluşmuş; Johnson&Johnson olanlarda ise 13 bin 164 kişi ağır yan etkiyle karşılaşmış. Bu dört aşıyı yaptırıp da hafif yan etki görülen kişi sayısı ise 20 Kasım 2022 itibariyle 675 bin 288. Bu veriler EMA’nın internet sitesinde görülebilir, Covid-19aşılarının yan etkilerini İtalyan Panorama dergisi de 1 Aralık 2021’de kapak konusu yapmıştı. 

Yazıyı hazırlarken yan etkilere yönelik bir haber de Pfizer’dan geldi. Bugüne dek ürettiği aşının yan etkileri üzerine hiçbir açıklama yapmayan ilaç firması, 15 Şubat’ta resmi twitter hesabından “Bir damardaki kan pıhtısı akciğerlere giderek pulmoner emboli oluşturabilir. Nefes almada zorluk, göğüs ağrısı; bacakta ağrı, şişlik, kızarıklık gibi belirtiler varsa… doktorunuzla hemen iletişime geçin; bekleme zamanı değil” duyurusunu yaptı. Pfizer aşılarını yaptıranlarda sıklıkla görülen tromboz uyarısında bulundu. 

MONTAGNIER: “3’ÜNCÜ DOZU YAPTIRANLAR HIV TESTİ YAPTIRSIN”

Montagnier 12 Şubat 2022’de Kanada Yüksek Mahkemesi’nde aşılara yönelik tanık bilim insanı olarak dinlenecekti, ancak 8 Şubat’ta vefat etti. Öldüğü iki gün sonra 10 Şubat’ta küçük bir haberle sadece Liberation’da ilan edilen, ama nasıl öldüğüne dair herhangi bir açıklama yapılmayan ünlü virolog ve biyolog Luc Montagnier, Milano’da şunları da söylemişti:

“Tüm meslektaşlarımdan bu tip Covid aşılarını yapmayı durdurmalarını rica ediyorum. İnsanlığın geleceği tehlikede. İnsanlığı aşı yaptırmamış kişiler kurtaracak, aşılıların ise sağlık merkezleri tarafından kurtarılması gerekecek. Bu aşılar virüsün bulaşmasını engellemiyor. Bu aşılar işe yaramıyor. Hastalıktan korumak yerine başka enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden oluyor. Aşının üretiminde kullanılan protein bir zehirdir, kalp gibi organlara çok zarar verir, o yüzden pek çok sporcu aşıdan sonra rahatsızlanıyor. Bu aşıyı çocuklara yapmak ise büyük suçtur.”

Gelecek on yıllarda Covid-19 aşısı yaptıran pek çok kişinin hastalanacağını belirten Nobel ödüllü Fransız profesörün, AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü üzerine yıllarca bilimsel araştırmalar yapmış bir uzman olduğunu vurguladıktan sonra, şu önemli uyarısını da verelim hemen: “Covid-19 aşılarının 3’üncü dozunu yaptıranlar, bir laboratuvara gidip AIDS testi yaptırsınlar. Elde edeceğiniz sonuç sizi şaşırtabilir.”

Ne demek istedi Montagnier?.. Bu sözlerinin ne anlama geldiğini, şimdi İtalyan bilim adamı Stefano Montanari ile yapılan bir söyleşiyi aktardığımda daha iyi anlayacağız.

AŞI KARŞITI GÖRÜŞ BELİRTEN BİLİM İNSANLARININ ANİ ÖLÜMLERİ

89 yaşındaki Luc Montagnier’nin ani ölümünü doğal kabul edebiliriz. Montagnier’den sadece dört gün önce aşı karşıtı görüşleriyle bilinen tanınmış biyolog Franco Trinca yine bir hastanede vefat etti. İtalyan genetikçi ve farmakolog Domenico Biscardi, geçen ocak ayında evinde ölü bulundu. Bir diğer İtalyan doktor Giuseppe De Nonno’nun ölümüne de şaşırmayalım, hadi. İlaç firmaları tarafından Covid aşılarının bulunduğu ilan edilmeden çok önce, salgın henüz yeni Avrupa’da görülmeye başlamışken, 2020’nin bahar aylarında Mantova hastanesinin başhekimi olan göğüs hastalıkları uzmanı Giuseppe De Nonno, hastanesinde yatan Covid hastalarının hiçbirinin ölmediğini, tüm hastaları hiperimmün plazma tedavisiyle iyileştirdiklerini duyurmuştu. Tabii bu başarısından ötürü İtalyan Sağlık Bakanlığı tarafından başhekimlik görevinden alınıp aile hekimi yapılarak ödüllendirildi hemen. Sonrasında ise Temmuz 2021’de intihar ederek öldüğü duyuruldu doktor Giuseppe De Nonno’nun. İntiharındaki şüphe polisin de dikkatini çekmiş olmalı ki, Mantova savcısı ölümüyle ilgili bir soruşturma başlattı.

Covid aşılarına karşı görüş belirten bilim insanlarının birbiri ardı sıra vefat ediyor olmaları üzerinde durulması gereken bir konu…  Bu arada aşılar üzerine araştırma yapan bilim insanlarının sayısı da hızla artıyor. Kısa süre önce Alman bilim insanları Uğur Şahin’e BioNTech aşısıyla ilgili kaygılarını ve sorularını açık bir mektupla ilettiler, ancak Şahin hâlâ cevap vermiş değil.    

VEFAT SIRASI MONTANARI’DE Mİ?

Bunalıma girip intihar edecek ya da aniden ölecek, hâkim aşı görüşünün karşısında hangi bilim insanı kaldı diye etrafa bakınırken, akla bir diğer İtalyan bilimadamı Stefano Montanari geliyor… Montanari, 2020’nin ilk aylarında, henüz “koronavirüs aşısı bulunmamış” iken, ama sürekli “aşı bulunacak ve salgın bitecek” propagandası yapılıyorken, şu açıklamayı yapmıştı:

“Korona virüsü nedeniyle ortaya çıkan bir tür soğuk algınlığı bu. Sıradan bir soğuk algınlığı değil tabii, ciğerleri vuran farklı bir soğuk algınlığı bu. Bazı soğuk algınlıkları bağırsakları vurur ve ishale neden olur. Bazıları mideyi vurur ve kusmaya neden olur. Bu soğuk algınlığı da ciğerleri vuruyor. Ayrıca hızlı bir şekilde mutasyona uğrayan bir virüs bu. Aslında insanoğlu vücudunda yüksek oranda virüs barındırıyor ve onlarla birlikte yaşıyor. Üstelik bunların pek çoğu hayatımızı sürdürebilmemiz için gerekli de. Koronavirüs ise bir RNA virüsü. DNA virüslerinde mutasyon oranı azken, RNA virüslerinde bu oran çok yüksek. Yani İtalya’daki koronavirüsle, Almanya’daki Çin’deki aynı değil. Hızla mutasyona uğrayan, antikor oluşturmayan koronavirüse karşı aşı hiçbir işe yaramaz. Koronavirüs ‘soğuk algınlığı’ yapan virüsler ailesinden geliyor. Kızamığın aşısı olur soğuk algınlığının, nezlenin, gribin aşısı olmaz. Kişi hayatı boyunca 200 kez nezleye, soğuk algınlığına yakalansa dahi vücudunda antikor oluşmaz. Soğuk algınlığı kişiden kişiye geçerken bile mutasyona uğrar, işte bu nedenle aynı dönemde birkaç kez nezleye, gribe yakalanabiliyoruz. Nitekim, hızla mutasyon geçiren koronavirüse karşı aşı geliştirmek teknik olarak mümkün değil. Koronavirüse karşı aşı diye tutturmaları tam bir küresel sahtekârlık. Düşünün, dünya üzerindeki 7 milyar insandan 600 milyonu aşı yapmaya zorladıkları takdirde ne muazzam paralar kazanacaklar… Tüm canlılar gibi bizim de bağışıklık sistemimiz, doğal savunma mekanizmamız var. Yani kendi başımıza iyileşme yeteneğimiz var. Diyelim ki başımız ağrıyor, bir süre sonra baş ağrısının kendiliğinden geçtiğine tanık oluyoruz, çünkü vücut kendi kendini iyileştiriyor. Ben tıpta öğrenciyken hocam Luigi Di Bella şöyle derdi, ‘İlaçla tedavi edilmeyen influenza, soğuk algınlığı 7 gün sürer, ilaçla tedavi edilen ise 1 hafta sürer’. Yani, koronavirüse karşı da yapmamız gereken, bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz.”       

Stefano Montanari bu şekilde konuşmuştu, ancak birkaç ay sonra Batı’da kabul gören dört Covid-19 aşısı geliştirildi ve milyonlarca insana 3 doz, İsrail gibi bazı ülkelerde 4 doz, hatta bugünlerde çocuklara da vurulmaya başlandı. Bu aşılarla ilgili küresel hâkim görüşün yanlışlığını her seferinde vurgulayan Stefano Montanari’yi kısaca tanıyalım önce.

1949 Bologna doğumlu Montanari’nin uzmanlık alanları mikrokimya, kardiovasküler cerrahi, pulmonoloji (göğüs hastalıkları). Ayrıca Montanari İtalyan ordusu için askerlerin kimyasal ve biyolojik silahlardan korunabilmesi için maske gibi koruyucu giysiler üzerinde çalışmış bir bilimadamı. Eşi Antonietta Gatti ise  “nanopatoloji” ismini de icat eden ve nanopatolojinin önemini tüm dünyaya kabul ettirmiş bir bilim kadını. Montanari ve eşi Gatti, Modena’daki laboratuvarlarında on yıldan fazla bir süredir nanopartiküller ile gizemli hastalıklar üzerine çalışıyorlar; yaklaşık 16 yıldır da çeşitli aşıları analiz edip içlerindeki nanopartikülleri araştırıyorlar.  

MONTANARI: “ÇİN AŞISI SİNOVAC DAHA TEMİZ”

Luc Montagnier’nin vefatından hemen sonra, “susmadan ya da birileri tarafından susturulmadan” önce “vasiyet” niteliğinde bir söyleşiyi gazeteci Morris San, internet sitesi numero6.org için Montanari ile yaptı… Şimdi bu söyleşiye, Montanari’nin salgın ve Covid-19 aşıları için yaptığı açıklamalara bakalım:

– Montagnier’yi de aniden kaybettik. Sizin sağlığınız nasıl?

STEFANO MONTANARI – Hiçbir sağlık sorunum yok. Kalbim çok iyi. Eşimin sağlığı da çok iyi. Olur da vefatımı duyarsanız, doğal yollardan olmadığını bilin.

– Covid-19 aşılarını analiz etmeyi sürdürüyor musunuz?

STEFANO MONTANARI – Evet. Şu anda Çin’in ürettiği Covid aşısını analiz ediyoruz. Bir Moğolistan vatandaşı bizimle bağlantıya geçti ve Çin aşısı Sinovac’ı ulaştırdı. Şimdi onun üzerinde çalışıyoruz. Henüz tamamlanmadı, ama diyebilirim ki Batı’nın ürettiği aşılardan çok daha temiz ve gerçek bir aşı. Batı aşıları gerçek aşı değil, Sinovac ise bilinen türde geleneksel bir aşı.

– Pfizer aşısını İspanya’da analiz eden Ricardo Delgado’ya ne diyorsunuz?

STEFANO MONTANARI – Bu araştırmayı yapan İspanyol üniversitesi ile bağlantıdayız. Biz İspanyollardan yaklaşık 7 ay önce aşıları analiz etmiş ve aynı verileri elde etmiştik. İspanyollar kapalı, açılmamış bir Pfizer aşı şişesini elde ettiler ve onun üzerinde araştırma yaptılar. Biz ise şırınganın dibinde kalan aşı damlacıklarını analiz etmek zorunda kaldık. Elde ettiğimiz verileri yayımlayamazdık, çünkü ‘açılmış, kullanılmış ve kirlenmiş aşıları analiz ettiniz’ diye suçlanabilirdik. Biz açılmamış aşı şişeleri üzerinde araştırma yapamıyoruz, çünkü İtalya’da diktatörlük rejimi var. Aşılar devlet malı, dolayısıyla analiz edebilmek için bu aşıları devletten “çalmak” gerekirdi, bu da suç. Bizi hapse atarlar. Böylelikle aşıların analiz edilmesine engel oluyorlar. Devlet aşıların analizini engelliyor, çünkü aşının içinde ne olduğunu çok iyi biliyor. İspanya ise İtalya’ya göre kesinlikle daha özgür bir ülke.

NANOTEKNOLOJİ İLE İNSAN VÜCUDUNA EMİR VERİLEBİLİR

Delgado’dan devam edelim:

– Aşıların içine konan nanoteknoloji hakkında ne düşünüyorsunuz?

STEFANO MONTANARI – Biz de İspanyollardan 7 ay önce aşılarda aynı nanopartikülleri bulduk. Düşünün ki, Rudolf Steiner, aşılara kirli maddelerin konduğunu ta 1917’de söylemiş, yazmıştı. Üzerinden tam 105 yıl geçmiş. Üniversitede öğrenciyken, yani neredeyse yarım asır önce, hocamız Luigi Di Bella bize bunları anlatıyordu. Bugün teknoloji çok ilerledi. Aşılara konan nanopartiküllerle çok şey yapılabilir. Enjekte edilen aşılardaki nanopartiküller aracılığıyla insan vücuduna “sinyaller yani emirler vermek, sinyaller iletmek” mümkün. Örneğin, vücut ateşini 50’ye çıkar diye bir emir verirsem, vücut bu emri yerine getirerek ateşi 50’ye çıkarır ve kişi ölür. Bu yolla beyni manipüle edebilirim. Bu teknik yeni de değil. Yarım asırdan fazla zaman önce deneyleri yapılıyordu. Luigi Di Bella anlatırdı. Örneğin, son derece sakin maymunların beynine metal partiküller yerleştiriliyor ve bu sakin maymunların beynine gönderilen sinyallerle maymunlar saldırgan yapılıyordu. Aslında bu Covid aşılarında yeni bir şey görmüyoruz, sadece daha ileri bir teknoloji kullanılmış.

GRAFEN OKSİT ORGANİZMADAKİ DEMİRİ MANYETİK YAPIYOR

-Aşının içinde grafen olduğunu söyleyen bilim insanlarının öldürüldüklerini görüyoruz. Neyse ki Delgado hâlâ hayatta. Delgado da grafenden bahsediyor, fantezi mi komplo teorisi mi?

STEFANO MONTANARI – Covid-19 aşılarının içinde grafen değil, ‘grafen oksit’ (ossido di grafene) var. Biz bu grafen oksidin tüm özelliklerini bilmiyoruz. Bildiğimiz bir özelliği şu, vücut dışında manyetik olmuyor, ama bir kez vücuda girdikten sonra organizmadaki demiri manyetik yapıyor. Bu özellik çok önemli, çünkü her molekülün merkezinde demir vardır ve buna heme denir, yani hemoglobin molekülü. Solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına karbondioksit taşır. Hemoglobin molekülünün merkezinde bir demir atomu vardır. Bu demir atomu iki pozitif yükle yüklüdür. Neden? Çünkü doğa çok zeki, bu demiri elektrikle yüklemiş. Eş kutuplu mıknatısların birbirini ittiğini biliriz, onun gibi. Bu çok önemli bir özellik, böylelikle alyuvarlar birbirlerine yapışmazlar, birbirlerinden ayrı dururlar. Alyuvarların birbirlerine yapışmamaları çok önemli. Çünkü dolaşım sırasında kılcal damarlardan geçer. Bu kılcal damarların uçları o kadar küçük ki alyuvarların ancak teker teker geçmesine imkân verir. O yüzden alyuvarların birbirine yapışmadan akması çok önemli, yoksa damarlardan geçemezler. Vücuda enjekte edilen grafen oksidi organizmadaki demiri manyetik yapıyor ve alyuvarlar sanki birer küçük mıknatısmış gibi davranmaya başlıyorlar. Şöyle açıklayayım, küçük yuvarlak mıknatısları alır bir kaba koyar ağzını kapattıktan sonra kabı çalkalarsanız, kabın içindeki küçük mıknatısların birbirine yapışmış olduklarını görürsünüz; üst üste yığılarak birlikte bir kolon oluştururlar. İşte aşı olmuş kişilerin kanını analiz ettiğimizde alyuvarların bu şekilde kolonlar oluşturmuş olduklarını görüyoruz. Bu durum çok tehlikeli, çünkü birbirine yapışıp kolon oluşturmuş alyuvarlar damarlardan geçemiyor. Kılcal damarlardan geçemeyince de dokulara oksijen götüremiyorlar. İşte bu yüzden aşı olduktan sonra kalp krizinden ölenleri duyuyoruz. Kan gelmediği için oksijen de gelmiyor.

Mekanizma bu. Ancak aşıların içine konmuş nanopartiküller ile tam ne yapmak istediklerini bilmiyoruz. Aşılarda kullandıkları teknoloji çok ileri ve emin olun askeri teknolojiden çok daha gizli. Aşıları hazırlayanlar teknik olarak çok donanımlı. Ayrıca para kaygıları yok, ileri teknolojiye sahip laboratuvar araç gereciyle çalışıyorlar, yasalar ve iktidarlar da onların yanında. Şöyle örnek vereyim, onlar Ferrari ile yol alıyor, biz arkalarından bisikletle takip ediyoruz. Bizim elimizdeki teknolojik araç gereç çok kısıtlı.

NİYE GÜÇLENDİRİCİ AŞI DİYE ISRAR EDİYORLAR?

-Hadi paranoyakça bir şey söyleyeyim. Aşılarla insanlara enjekte edilen nanoteknolojik maddeler 5G teknolojisi ile bağlantılı olabilir mi?

STEFANO MONTANARI – Bu çok mümkün tabii… Genel kapanma dönemlerinde, insanları evlere kapattıkları aylarda, sayısız 5G kulesi diktiler.               

-Covid-19 aşılarından 3 doz vurulanlar, koronavirüsü bulaştırabilirler mi?

STEFANO MONTANARI – Pfizer’ın kendisi açık açık söyledi bunu, aşı olanlar hastalığa yakalanabilir ve virüsü bulaştırabilir diye.

-Burada başka bir soru akla geliyor. Niye iki doz aşı yaptırmış olanlara güçlendirici aşı (booster) yapın diye ısrar ediyorlar?

STEFANO MONTANARI – Her yıl aşıyı tekrar edecekleri bile söyleniyor. Bugüne kadar hiçbir aşı için güçlendirici doz istenmedi. Covid aşısı için güçlendirici doz istemelerinin nedeni ise çok banal. Alyuvarların ömrü yaklaşık 3,5 – 4 ay. Ömürlerini dolduran alyuvarlar dalak ve karaciğer tarafından alınıp parçalanır. Bu yüzden 3-4 ay sonra birbirine yapışmış alyuvarlar yok edilmiştir diyebiliriz. İnsan vücudundaki alyuvarların birbirine yapışmış olmaları isteniyorsa, aşının 3-4 ayda bir yeniden enjekte edilmesi gerekiyor. Aşı çağrılarına uymayıp yeni dozları yaptırmayan kişinin kanı yeniden sağlığına bir ölçüde kavuşabiliyor, ve bunun gerçekleşmesini istemiyorlar.

– Bir de şu konu çok merak ediliyor. Aşı yaptırmamış bir erkek, 3 doz aşı yaptırmış bir kadınla birlikte olursa, bir şeyler bulaşır mı? Risk var mı?

STEFANO MONTANARI  – Bu tür bir yakınlaşma, tenin tene değmesi bile bir şeylere yol açabilir tabii. Eğer ben manyetize olmuş bir şeye yaklaşırsam beni çekecektir. Bunun gibi düşünün, iki kişinin birlikteliği sağlığı etkileyebilir tabii. Aşı olmamış kişinin alyuvarlarını manyetize edebilir. Tabii, ben burada tahmin etmeye çalışıyorum. Çünkü bu konular üzerinde bilimsel araştırma yapmamıza izin verilmiyor. Bilim insanlarının araştırma yapmasını engellemek bile başlı başına çok şey açıklıyor aslında. Niye bir bilim insanı araştırma yapmasın? Düşünün bir suç işlenmiş, savcının o suçla ilgili soruşturma yapması istenmiyor. Niye? Çünkü suçlu korunmak isteniyor. Bu da aynı şey.

3 DOZ KOVİD AŞISI YAPTIRANLARDA AİDS RİSKİ

Bir başka görüş de şu… 3 doz Covid aşısı yaptırmış kişide bağışıklık sistemi yetmezliği görüleceği için, sonucunda o kişinin HIV testi pozitif çıkacaktır. Yani AİDS hastalığına yakalanacak.

Nobel ödüllü bilim insanı Luc Montagnier’nin uzmanlık alanı HIV virüsü. Montagnier, korona virüsüne HIV’in yerleştirilmiş olduğunu söyledi. Virüsler upuzun bir kimyasal zincirdir. Eğer istenirse bu kimyasal zincirden parçalar kesilip alınabilir ve yeni parçalar eklenebilir. Yani bilim insanları virüsler üzerinde oynayıp değişiklik yapabiliyorlar.

Yalnız Montagnier söylemedi bunu. Başka bilim insanları da bu doğrultuda görüş bildirdi. 

Montagnier gibi bir bilim insanının, üstelik HİV uzmanı, yanlış bilgi vereceğine ya da bu konuda saçmalayacağını hiç sanmıyorum. Neden ününü zedeleyebilecek, rahatını bozacak bir açıklama yapsın ki… Bu açıklamalardan 1 avro bile kazancı yok. Tersine sürekli saldırdılar. Bir sorumluluk bu. Eğer bu konuda ağzını açmamış olsaydı, ileriki yıllarda ‘Montagnier de gerçeği biliyordu ama sustu, hiçbir uyarıda bulunmadı’ diye suçlanma ihtimali olacaktı. Montagnier de böyle kendisiyle ilgili bir hesaplaşmaya gitti mutlaka. Kendimden geriye ne bırakıyorum, diye düşündü. Arkamdan şarlatan biriydi mi diyecekler yoksa gerçekleri söyleyen gerçek bir bilim insanı mıydı diyecekler, diye düşünmüştür. Çünkü gerçeklerin bir gün açığa çıkma gibi kötü huyları var.

Durumun vehametini görebiliyor musunuz? Ya bu 3 doz aşı yapanlar yarın öbür gün laboratuvarlarda HIV testi yaptırır da pozitif oldukları ortaya çıkarsa…

Aslında istedikleri tam da bu… Aslına bakarsanız bize şu an yaptıkları şeyleri açık açık söylediler. Hiçbir şeyi gizlemiyorlar. Bize dünya nüfusunu azaltmak istediklerini söylemişlerdi. Kısa süre önce bir İtalyan politikacısı İtalya’da aslında 30 milyon insan olması gerektiğini söyledi. Şimdi nüfusumuz 60 milyondan biraz fazla… Yarısının yok olmasını istiyorlar demek ki. Az sayıdaki bu elitler tüm dünyaya hükmetmek istediklerini de söylediler. Aslında hiçbir şeyi gizlemiyorlar.

POZİTİF SONUÇ VERMİŞ PCR TESTLERİNDE VİRÜS BULUNAMADI

Virolog Stefano Scoglio ise PCR testlerinin doğruyu yansıtmadığını söylüyor.

Bir Amerikan üniversitesi pozitif sonuç vermiş PCR testlerini inceledi ve virüse rastlamadı. Bunun üzerine 7 Amerikan üniversitesi bir araya geldi ve yaklaşık 35 bin pozitif sonuç vermiş PCR testini inceledi Koronavirüsü elde edip üzerinde araştırma yapmak için. Virüsü yine bulamadılar. Öyle olunca Antlanta’daki CDC’ye (Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi) başvurdular, ‘biz virüsü bulamadık, bari siz bize verin de araştırma yapalım’ diye. Virüsü vermediler. Aynı şeyi Kanada üniversiteleri denedi. Onlar da virüsü alamadı.

Sana şunu da söyleyeyim… Koronavirüs soğuk algınlığına yakalanan kişilerin tedavisinde başarılı olan bir ilaç var, ivermektin. Bu bir antiparazit ilacıdır ve virüsle aslında hiçbir alakası yok. Niye koronavirüs bir antiparazit ilacı olan ivermektin’le iyileşiyor? Tıpta şöyle bir yöntem var: diagnosi ex adiuvantibus. Şöyle açıklayayım… Ben bir doktorum ve hastalığının ne olduğunu anlamadığım bir hastayı tedavi etmem gerekiyor. O hastaya tahmin yürüterek farklı ilaçlar veriyorum ve hastalığının hangisine iyi şekilde yanıt verdiğini gözlemlemeye başlıyorum. Yani deneme yanılma yöntemi. Bu yolla hangi ilaçla tedavi edeceğimi buluyorum. Koronavirüs hastalarında da ivermektin denendi ve başarılı sonuç alındı. Şaşırtıcı bir sonuç. Çünkü bu virüsü antiviral ilaçlarla değil bir antiparazit ilaçla tedavi edebildiğimizi fark ettik. Niye?… Demem o ki, bu koronavirüs işinin henüz bilinmeyen pek çok sırrı var.

Koronavirüs yok demiyorum, ama aşılarla vücuda enjekte ettikleri sıvılarda muhtemelen başka şeyler de var ve hemen semptom vermiyor. Bu da aslında tıpta yeni bir şey değil. Şöyle bir örnek vereyim… Yıllar önce çocuk felci aşısı geliştirildi. Bu aşı makak maymunun böbreği kullanılarak üretildi. Yeşil maymun da denir. Bu maymunun vücudunda bir virüs var, SV40. Bu virüs maymunun vücudunda her hangi bir hastalığa yol açmıyor, birlikte barışçıl bir şekilde yaşıyorlar. Bu virüs insana aktarıldığında ise uygun koşulları bulana kadar sakin bir şekilde kalıyor, koşullar oluştuğunda da kemik ya da beyin kanseri oluşturuyor. Bu kanser aşı olduktan 20 ya da 40 yıl sonra da oluşabilir, aşıdan hemen sonra oluşacak diye bir şey yok. Diyelim ki, 40 yaşında biri kemik kanserinden öldü, kimse gidip onun çocukluğunda çocuk felci aşısı yaptırıp yaptırmadığını kontrol etmiyor ki… Ya da vücudunda SV40 virüsü var mı diye araştırma yapmıyor.

Demem o ki, bu koronavirüsü vücuda aşılarla da enjekte ediyor olabilirler. Herhangi bir semptom vermiyor ta ki bir süre sonra uygun koşullar oluşana dek.             

– Aşı olanlar kanlarında grafen oksidi olup olmadığını anlamak için herhangi bir test yaptırabilirler mi?

STEFANO MONTANARI – Kan testi yaptırabilirler, ama gelişmiş laboratuvarlarda olması şartıyla. Gelişmiş elektronik mikroskopların bulunduğu laboratuvarlarda, konunun uzmanı laborantlar tarafından yapılabilecek bir test bu. Bir de bu laboratuvarlar bağımsız olmalı, devlet kurumlarına bağlı ya da onlarla işbirliği içinde olan merkezler olmamalı.

İTALYA BİG PHARMA’YA 2014’DE SATILDI

– Diyelim ki bir doz aşı yaptırdım ve diğer dozları yaptırmak istemiyorum. Kanımı bu tek dozdan temizleyebilir miyim?

STEFANO MONTANARI – Mümkün tabii… Biz de laboratuvarımızda bu iş için çalışıyoruz. Organizmaları temizleyebilecek vitamin takviyeleri gibi doğal saf ürünlerden hazırlanmış çeşitli gıda takviyeleri üzerinde çalışıyoruz. Doğa öyle mucizevi ki…

– İtalya bu Kovid aşıları için laboratuvar ülke seçilmiş görünüyor. Siz ne diyorsunuz?

STEFANO MONTANARI – İtalya Big Pharma’ya 2014 yılında satıldı. İtalya’daki iktidarlar Big Pharma ile imzalanan o sözleşme gereğince hareket ediyorlar şimdi. Benzer durumu Fransa ve Avusturya’da görüyorum. İtalya’da test ettikleri iki şey var. Birincisi, tüm 60 milyonu aşıladıklarında neler olacağını görmek… İtalya son derece iştah kabartıcı bir laboratuvar. Normalde yeni bir ilaç geliştirilirken önce hayvanlar üzerinde çalışılır, sonra elde edilen sonuçlar insanlara aktarılır. Bu yol zordur. Şimdi doğrudan İtalyanlar denek olarak kullanılıyor ve de bedava. Çünkü denek olarak hayvanları seçtiğinizde, onları bir yerlerden satın almanız falan gerekiyor. İtalyan halkı bedavaya gelen denekler ordusu, üstelik size büyük paralar da kazandırıyorlar. Çünkü insanlar üzerlerinde denenen bu ürünü satın alıyor.

İtalya’da yaptıkları ikinci araştırma ise sosyolojik. Nereye kadar 60 milyonluk bir halkın aklını manipüle edebileceklerini görmek istiyorlar.   

– CIA ya da diğer gizli servis örgütlerinin her an seni ortadan kaldırabileceği ihtimalinden korkmuyor musun?

Tabii biliyorum bunu, ihtimal dahilinde, ama korkmuyorum. Dante Alighieri, “70 yaş ölmek için en doğru yaştır” diyordu. Ben 2,5 yıldır hayatı fazladan yaşıyorum.

– Sana hâlâ mücadele etme gücü veren nedir?

STEFANO MONTANARI  – Bir maraton koşucusu olmam… Bir maraton koştuğunuzda, yolun çok uzun olduğunu bilirsiniz, diyelim ki 42 km. Bu maratonu koştuğunuzda öyle bir an gelir ki, artık koşmaktan bıkmışsınızdır ve enerjiniz de kalmamıştır. Ama bir türlü bu 42 km bitmez, daha çok yol vardır önünüzde. Koşmaya, ilerlemeye çalışırsınız. Hedef bitiş noktasına varmaktır ve sürünerek de olsa sonunda o maratonu bitirirsiniz… Sportif bir ruhum var diyelim… Ama aslında gerçek şu… Ben ve eşim, tüm dünya çocuklarının dedesi ve nenesiyiz. Çocuklara bu şekilde davranılması bizim için kalbe saplanan hançerdir. Böyle bir şeyi kabul edemeyiz. Biz her şeyi çocuklar için yapıyoruz.            

BİRGÜL GÖKER PERDISA – ROMA

KAYNAK: www.serbestada.com