TL’deki çöküş Avrupa’ya nasıl yansıyor? Salı akşamı Yeni Posta’nın YouTube kanalında

“Kadın Sözü ile Avrupa” programında yine son gelişmeler mercek altında. Avrupa medyası, TL’deki ve halkın alım gücündeki çöküşü, özellikle de Almanya-Avusturya hattında, Fransa, İtalya ve Hollanda-Benelux ülkelerinde, yakından izliyor. Çünkü Türkiye’de derinleşecek bir iflas süreci, AB’yi de aşağıya çekebilir. Çekmese bile ağır hasarlar yaratabilir.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube’s privacy policy.
Learn more

Load video

“Kadın Sözü ile Avrupa” programının bu haftaki konusu TL’deki değer kaybı, enflasyon ve önce Türkiye sonra da Avrupa’da yaratacağı sonuçlar.

Almanya-Avusturya hattının, daha doğrusu İsviçre’yi de kısmen sayarsak, Almanca konuşulan ülkelerin TL’deki aşağıya veya yukarıya doğru hareketlenmelerini çok yakından izlediğini düşünebiliriz.

Bu, finans bağlantıları üzerinden böyle. Biz buna reel ekonomideki yankıları ve, asıl önemlisi,  düzensiz göçmen milyonların konumunu ekleyebiliriz. Bu milyonlarca insan, bekçi rolündeki Türkiye’den “kurtulup”, AB’nin kapılarına dayanabilir. Dahası var: 5-6 milyon (yabancı Müslüman) düzensiz yabancı göçmene, iflas eden ve karışan bir Türkiye’den Avrupa’daki akrabalarının yanına kaçmaya çalışacak milyonları (5 milyon diyelim)  ekleyebiliriz. Toplumsal tsunami, Anadolu’dan Batı Avrupa’ya doğru hareketlenebilir. Her şey mümkün…

TÜRKİYE’DEKİ TALEP DÜŞÜYOR

Türkiye’deki talep TL’deki düşüşe paralel ve ondan daha hızlı düşüyor. Bu, Türkiye’ye görece dayanıklı tüketim malları veya otomotivde bir şeyler satmaya çalışan dış ekonomileri zor duruma düşürür. Çin, bir örnek. İnsanların alım gücü güneşteki kartopu gibi eriyor çünkü. Efektif talep hızla daralıyor… Bu, satıcılar açısından pazar kapanmasına eşdeğerde bir çıkmaz…

Finans sektörünü aşan bir kriz göstergesi karşımızdaki. Gerçekten de, Federal Almanya, finans sektöründeki dalgalanmalardan doğrudan etkilenmeyeceğini biliyor. Çünkü Alman finans sisteminin Türkiye finans sistemine fazla bir yatırımı yok. Alman finans kurumlarının yaklaşık 13 milyar avroluk bir plasmanı veya bağlantısı ya da yatırımı ve alacağı var Türkiye’deki finans kurumları içinde.

Fakat İspanyol, Fransız ve İtalya bankalarının veya finans kurumlarının Türkiye finans kurumları içinde 100 milyarlarca avroyu bulan bağlantıları var. Bu bankaların Alman finans sistemindeki bağlantıları devasa boyutlarda. O halde, Türk finans sistemi darboğaza girip dünya finans sistemini sarsarsa, ki Lehman Brothers gibi bir etki yaratmasından korkuluyor, Türk iflası önce İspanyol-Fransız-İtalyan finans kurumlarını uçuruma çeker, bu da dolaylı olarak Alman finans sistemini “göçertir”. İşte özellikle bu kesim çok endişeli Türkiye’deki ekonomi pratiklerinden…

HANGİ SEKTÖRLER VE ÜLKELER?

Türkiye’ye ve geniş halk kitlelerine bir şeyler satmaya çalışan sektörler, TL’deki gerilemeden çok şikâyetçi. Çünkü ülkedeki alım gücü yerle bir oluyor. Bu kalemde, ilk sıkıntıya girecek ekonomi Çin olacak. Böyle dedik. Peki, ya AB ülkeleri? Başta da Federal Almanya… 

Türkiye’deki ihracata yönelik üretim yapan sektörlere (Siemens, Bayer, Bosch, Mercedes, Ford…) yatırım yapan Avrupa (özellikle de Alman-Avusturya) şirketleri “keyifli”. Çünkü neredeyse her gün işgücü maliyetleri düşüyor.

Bir de Türkiye’nin ciddi varlıkları, büyük ve küçük şirketleri kolayca satın alınabiliyor. Son dönemde Türk borsasındaki yükselişin bir nedeni de bu alımlar. Yani Türkiye’den varlık veya şirket payları satın alan yabancı şirketler…

Demek ki, farklı sektörlerdeki sermaye grupları ve o grupların temsilcisi konumundaki siyaset sınıfları, Türkiye’deki gelişmelere farklı bakıyor. Çünkü çıkarları çok farklı.

Her durumda, Türkiye’deki TL fırtınası ve yaşanan ekonomik kaos, AB’nin yakın ilgisini çekiyor.

Burada unutulmaması gereken ve bu ekonomik ilişkileri eklenmesi gereken şey, düzensiz göçmen milyonlarının zincirlerinden kurtulup, Türkiye’den Avrupa’ya doğru yola çıkmasıdır. Ortalık zaten çok karışık ve böyle bir şey olursa çok daha fena karışır. Batı Avrupa demokrasisi ağır darbeler alabilir… Orban’ınkini andıran “illiberal demokrasiler” yayılabilir. AB yönetenlerinin gelişmeleri yakın takibe almaması mümkün değil.

İşte bu karmaşaya Türkiye kökenli kadın gazeteciler bulundukları ülkelerdeki medya, siyaset ve kamuoyunun  bakışını aktaracaklar. Yeni Posta gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Işın Ertürk’ün hazırlayıp sunduğu programın yeni bölümü salı akşamı yayınlanacak.

Programın daimi konuklar şöyle:

Yeni Posta İngiltere Temsilcisi Gözde Sapanlı – Birmingham

Serbest Ada Genel Yayın Yönetmeni Birgül Göker Perdisa – Bologna / İtalya

Serbest Ada / Yeni Posta yazarı Çağla Sorgun – Essen / Almanya

Serbest Gazeteci Seda Şanlıer – Stockholm / İsveç

Serbest gazeteci Ufuk Evla Bostan – Frankfurt / Almanya

BinFikir gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serpil Aygün Brüksel / Belçika

Alınteri yazarı Ayşe Eğilmez – Stuttgart / Almanya

YENİ POSTA – STUTTGART

FOTO: AA ; Vladislav Klapin, Sebastiano Piazzi, Svetlana Gumerova, Steve Mushero, Christopher Burns, Floriane Vita, Cedrik Wesche, Scott Graham, Christian Lue, Rostyslav Savchyn, Carlos Muza on “unsplash.com