Türkiye artık Lehman Brothers mı? Türk iflası bir dünya krizi doğuracak

Alman bilim insanı Prof. Dr. Christian Kreiß, tez ve bulgularını güncelleyerek acı gerçeği dünyaya bir kez daha ilan etti: Çöken Türkiye’nin rolü, 2007-2008 krizindeki Lehman Brothers gibi bir tetikçi roldür. Türkiye, kendisiyle birlikte dünya finans sistemini de dibe çekebilecek boyutlarda bir kriz yaşıyor. Ulusal gelirinin neredeyse iki katı düzeyindeki borcunu geri ödemesi, bu şartlarda mümkün değil. Uluslararası piyasalar tetikte…

Tüm veriler Türkiye ekonomisinin bir uçuruma yuvarlandığını gösterirken, böyle bir sürecin dünya finans sistemini çökertebileceği uyarısı yinelendi. Alman bilim insanı ve finansal işlemler analisti Prof. Dr. Christian Kreiß, sadece Türk ekonomisinin değil, onunla bağlantılı olarak dünya ekonomisinin, özellikle de mali piyasaların 2008’dekinden çok daha ağır bir krizin eşiğinde olduğuna dikkat çekti.

Aaalen Finans ve Ekonomi Öğretisi Yüksek Okulu (Hochschule Aalen für Finanzierung und Volkswirtschaftslehre) öğretim üyelerinden Dr. Kreiß, bir süre önce yaptığı ve yayımladığı, birçok çevrede “cüretli” bulunan analizini önceki gün güncelleştirdi. Sadece Türkiye ekonomisinin değil, dünya finans sisteminin de bir çöküşle karşı karşıya olduğunu iddia eden 62 yaşındaki akademisyene göre, 2008 krizini andıran bu çöküşte, Türkiye ekonomisi o dönemde Lehman Brothers bankasının oynadığı “kıvılcım” rolünü üstlenebilir ve uluslararası bir krizi tetikleyebilir. 

TÜRKİYE’NİN BORÇ YÜKÜ TAŞINAMAZ BOYUTLARDA

“Global Debt Monitor” verilerine göre, Türkiye’nin borçları ülke Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 166’sına yükselmiş bulunuyor. Ülkede yaratılan gelirin iki katı bir borcun varlığını temsil eden bu oran, Mart 2021’de yüzde 144 idi. Türkiye’nin GSYİH’sı 756 milyar dolar olduğuna göre, ülke 1 trilyon 320 milyar dolarlık bir borcun altından kalkmak zorunda. Yine uluslararası kurumların tablolarına göre, Türkiye’nin “sadece döviz cinsinden” borcu, GSYİH’sının yüzde 96,7’si civarında. Geçen yıl mart ayında bu oran yüzde 87,2 idi. Prof. Dr. Kreiß, Türkiye’nin “sadece döviz cinsinden” borçları toplamının 770 milyar dolar olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Kreiß’a göre, veriler çok açık ve acımasız bir dil konuşuyor. TL bir yıl içinde yarı yarıya değer yitirdi. Mayıs 2017’de 1 dolar 3,6 TL iken, 5 yıl sonra  ve 23 Mayıs 2022 itibariyle bu rakam, 16.2 TL’yi bulmuş durumda. TL dolar karşısında 5 yılda değerinin dörtte üçünü yitirdi. Dolayısıyla, bugün 1 dolar için bir yıl öncekinden yüzde 90 daha çok TL ödenmesi gerekiyor. Bu ise hızla daralan iç pazarda oldukça zor.

EKONOMİ İFLAS MODUNA GİRDİ

TL’deki büyük ve durdurulamayan düşüşün ayrıntılarını veren Prof. Dr. Kreiß, Abu Dhabi ve Katar ile bu yılın ocak ayında TL’nin istikrarı için 15 milyar dolarlık bir anlaşma yapıldığına dikkat çekti. Alman uzman, bunun geçen yılın kasım-aralık dönemiyle bu yılın nisan ayı arasında görece iyi işlediğini, ancak resmi rakamlarla nisan ayında yüzde 70’i bulan enflasyonun, TL’yi yine bir düşüş trendine ittiğini hatırlattı.

Uluslararası tablolara göre, Türkiye’nin döviz cinsinden borçlarının çok önemli bir kesiminin bir yıl içinde ödenmesi gerekiyor. T.C. Merkez Bankası kayıtlarına göre ve şubat 2022 itibariyle 130 milyar doları bulan bu toplam, 2019’da, salgından önce, 97 milyar dolardı.

Dr. Kreiß, ayrıntılı analizinde, bu borçların sürekli düşen bir TL ile geri ödenmesinin çok güç olduğuna dikkat çekti. TL’nin yurtdışında olduğu kadar yurtiçinde de büyük bir değer kaybı yaşadığına işaret eden Alman uzman, Türk şirketlerinin döviz borçlarını öderken büyük güçlükler yaşayacağının ortaya çıktığını belirtti. Türkiye piyasasında 1 dolarlık bir dış borcun ödenmesi için, 5 yıl öncesinden 1,5 misli daha fazla “cash-flow” (nakit akımı) yaratılması şart. Alman uzman, “Mümkün mü?” diye sordu.

Üretici fiyatlarındaki yükselişin nisan ayında yüzde 122’ye ulaştığını, bunun da gelecekteki daha büyük enflasyonların habercisi olduğunu kaydeden Dr. Kreiß, yatırımlardaki gerilemeyle işsizlikteki artışın, son iki ayda tüketici güven endeksini rekor bir düşüşe maruz bıraktığını belirtti. Önümüzdeki 5 ayda 23 milyar dolarlık bir finansal destek bulması gereken Türkiye, bununla yükselen enerji ithalatının karşılamaya çalışacak.

Kredi notunun çok düşük olduğu koşullarda döviz kredilerinin geri ödenmesinin hiç mümkün olamayacağını, yüksek faiz maliyetinin zaten güç durumdaki Türk ekonomisini bir kez daha vuracağını savunan Alman akademisyene göre, “Türk ekonomisi hiç gıpta edilecek bir durumda değil” diye yazdı. Prof. Dr. Kreiß, şirketlerin, bankaların ve hatta hükümetin hızla yükselen döviz borçlarını böyle bir ortamda ödemek zorunda kaldığını, dolayısıyla borç geri ödemelerinde sorunların kapıda olduğunu vurguladı. Bu, Dr. Kreiß’a göre, ulusal bir finans krizi anlamına geliyor. Ancak ondan daha önemli bir şey var: Uluslararası piyasalarda bir kriz, tetiklenebilir.

ULUSLARARASI PİYASALARDA ZİNCİRLEME REAKSİYON

Uluslararası bir karşılaştırma yapıldığında da çok yüksek görünen döviz cinsinden 770 milyar dolarlık Türk borçları, ister istemez uluslararası tahvil ve bono piyasalarına etki edecek. Farklı bir ifadeyle, Türk finans krizi muhtemelen uluslararası piyasalarda bir “zincirleme reaksiyon” yaratacak.

Prof. Dr. Christian Kreiß, Türkiye’nin durumunu 2007-2008 dönemecindeki Lehman Brothers iflasına benzetti ve Lehman’in 613 milyar dolarlık borcuyla bugünkü Türkiye’ye benzediğini, ancak Türkiye ekonomisinin bugün Lehman’den çok daha vahim durumda olduğunu ileri sürdü. Türkiye’deki şirketler, bankalar ve hükümet, eğer borçlarını geri ödeyemez duruma düşerse, bunun ilk sonucu Türk tahvillerinin değerinin iyice düşmesi anlamına gelecek. Uluslararası tahvil ve bono piyasalarından çekilecek yatırımcılar, fonlarını Türkiye ve beraberinde sürüklediği gelişmekte olan ülke piyasalarından da çekerek güvenli limanlara yönelecek. Sadece gelişmekte olan ülke piyasaları değil, sanayileşmiş ülkelerdeki  “zombi şirketler” denilen kredi notu zayıf, çok borçlu kurumlar da dökülmeye başlayacak. Türk iflasının tetiklediği bu durumun, dünya ölçeğinde etkileri olacak.

1907 ve 1929 paniklerini de hatırlatan Prof. Dr. Kreiß, emlak fiyatlarında patlamayı ve bu piyasada yaratılan balonu vurgularken, uluslararası tahvil ve bono piyasalarının büyüklüğünün 2011 itibariyle 123 trilyon dolara ulaştığını, bunun da 118 trilyon dolar hacmindeki hisse senedi piyasalarından daha büyük olduğunu kaydetti. Alman araştırmacıya göre, dünya piyasalarında tahvile yatırılan para hisse senedine yapılan yatırımlardan yüksek olduğu için, tahvil piyasaları diz çökerse, hisse senedi piyasalarını da beraber dibe çeker.

Kısacası, Türkiye’nin borç ödemelerinin kesintiye uğrayacağı bir ortam, dünya finans piyasalarının genel çöküşüne yol açacaktır. Türkiye’nin borçları 2008’deki Lehman borçlarının ve iflasının tekrarı olabilir. Yani ikinci bir finans krizini, Türk iflası tetikleyebilir. Bu, o krizi aratacak kadar derin bir sarsıntı yaratabilir. 

Prof. Dr. Kreiß, güncelleyip kendi sitesinde ve çeşitli portallarda yayına verdiği bu araştırmasını, “Göstergeler fırtınaya, muhtemelen de tam bir fırtınaya  işaret ediyor” saptamasıyla sonlandırdı.

YENİ POSTA – FRANKFURT

FOTO: Mediamodifier / pixabay.com