Türkiye kapanırken Avrupa açılıyor: “Eski normal” için mücadele gerekecek

Türkiye kapanırken Avrupa açılıyor: “Eski normal” için mücadele gerekecek
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Gazeteci-yazar Yücel Özdemir, Evrensel gazetesindeki yazısında, korona bahanesiyle ortadan kalkan birçok demokratik hak için, eski normale dönüş adına bile ek bir mücadele verilmesi gerekeceğine dikkat çekti. 

Türkiye’de günübirlik kararlar, keyfi uygulamalar ve bilimden uzak yaklaşımların sonucu 17 Mayıs’a kadar tam kapanma kararı alındığı bir dönemde, birçok Avrupa ülkesi açılma yönünde adımlar atıyor.

Bu ülkelerin başında, uzunca bir süre vaka sayısında Türkiye ile başa baş giden Almanya geliyor. Nüfusları yaklaşık aynı olan iki ülke arasında vaka ve ölü sayısında önemli farklılıklar var. Türkiye’de vaka sayısı 5 milyona, Almanya’da 3.5 milyona yaklaştı. 1.5 milyonluk fark asıl olarak son aylarda açıldı. Ölüm sayısında ise tersi söz konusu. Son verilere göre Almanya’daki ölüm sayısı (yaklaşık 84 bin) Türkiye’nin (yaklaşık 42 bin) iki katı.

Çarşamba itibarıyla her iki ülkede aşılama da yaklaşık aynı düzeyde: Yaklaşık 25 milyon insan birinci ve iki doz aşıyı yaptırmış. Aşı konusundaki en önemli fark Almanya’nın son haftalarda aşılamayı hızlandırması. Günde 1 milyona yakın aşı yapılıyor. Haziran’da günlük aşılanan insan sayısı 2 milyona yükseltilmesi hedeflenerek, temmuz sonuna kadar nüfusun yüzde 75’inin aşılanması öngörülüyor. Bunun olup olmayacağını zaman gösterecek. Zira, aşı sıkıntısının yaşanabileceğine dair bilgiler basında yer almaya başladı.

Her iki ülkeye dair rakamlar kıyaslandığında vaka sayısı bu denli yüksek olduğu halde ölü sayısının bu denli düşük olması, açıklanmaya muhtaç görünüyor. Rakamlar normal bir durum olmadığını gösteriyor.

Keza pratik uygulamalarda da genel gidişat ters yönde ilerliyor. Türkiye’nin tam kapanma kararı almak zorunda kaldığı bir dönemde Almanya açılma yönünde adımlar atmaya hazırlanıyor.

Özellikle aşı yaptıranların sayısının artmasına bağlı olarak normale dönme yönündeki çağrılar kısmen sonuç vermiş görünüyor. Birkaç hafta önce aşı yaptıranlarla yaptırmayanların ayrı muameleye tutulacağı tartışmasından, ayrı muamelenin yapılacağına dair yasanın karar altına aldığı günlere geldik.

Federal Hükümet tarafından salı günü karar altına alınan yasa alelacele önce Federal Parlamento (Bundestag) sonra da Federal Eyaletler Meclisinde (Bundesrat) onaylandı. Böylece Almanya’da artık 2 doz aşıyı yaptıran ve son 6 ayda koronaya yakalanıp iyileşen vatandaşlar için hayat kısmen normalleşmeye başladı.

Benzer bir durum fazla aşı yapan diğer ülkelerde de söz konusu. İngiltere 26 Haziran’dan itibaren önemli oranda normalle döneceğini ilan etti. Birçok ülke de, iki aşıyı yapanlara verilen “aşı kimliği” ile normale dönüş yolunu açmaya hazırlanıyor. İsrail’den sonra Yunanistan, Kıbrıs, Polonya ve Estonya “aşı kimliği” üzerinde çalışmalar yapıyorlar.

Daha önce “aşı kimliği” çıkarılması gerektiğini açıklayan AB Komisyonu, aşı yapanların serbest seyahati konusunda adımlar atmayı önerdi. Muhtemelen kısa süre içinde AB içinde bazı kısıtlamalar kaldırılacak.

Almanya’da yasanın onaylanmasından itibaren iki aşıyı da yaptıran ve korona geçirip de iyileşen vatandaşlar için sokağa çıkmama, bir araya gelmeme… gibi yasaklar kalkacak. Ayrıca bugün bir çok alanda istenen negatif korona testi bu iki gruptan talep edilmeyecek. Maske takma ve mesafe zorunluluğu ise devam edecek.

Almanya’da bu adımların atılmasında, başından beri koronavirüs konusunda merkez üs görevi üstlenen Robert Koch Enstitüsünün (RKI) yaptığı değerlendirme büyük bir rol oynadı. RKI, tam aşı yaptıran bir kişinin negatif test yaptıran bir kişiden daha az tehlikeli olacağını açıklayarak, yeni düzenlemelerin yapılmasına yeşil ışık yaktı. RKI’nın verilerine göre, AstraZeneca ikinci dozdan sonra yüzde 65, BioNTech ikinci dozdan sonra yüzde 90 koruma sağlıyor. Bu da aşı yaptıranlara daha fazla hareket alanı yaratılmasının en önemli nedeni.

İsrail’de yapılan bir araştırmaya göre BioNTech aşısının ilk dozunu yaptırdıktan 12-28 gün içinde koronaya yakalananların olduğu tespit edilirken, ikinci aşıdan sonra yakalananların sayısı ise çok düşük. Rahatlama ya da normalleşme yönünde asıl olarak ikinci verinin etkili olduğu belirtiliyor.

Yaklaşık 15 aylık tecrübe ister Almanya, ister Türkiye, isterse dünyanın başka bir ülkesi olsun, hükümetlerin halkın canını virüsten korumak için başarılı bir sınav vermediğini yeterince ortaya koydu. Bundan sonra da fazla bir şey yapacakları yok.

Geriye çare olarak bir tek yaygın bir şekilde aşılama kalıyor. Bunun koşulları ise ortada yok. Öyle görünüyor ki dünyadaki bölünmelere bundan sonra bir de “Aşılı olanlar ve olmayanlar” eklenecek. Aşı yaptırabilenler “ayrıcalıklı” sayılacak. Dikkat çeken bir diğer ayrıntı da eskiden sahip olduğumuz hakların, şimdi hükümetler tarafından “ayrıcalık” ya da “yeni özgürlükler” diye sunuluyor olması. Pek çok demokratik hak ve özgürlüğün koronayla mücadele adı altında kısıtlandığı, bunların bir kısmının hemen eski normaldeki gibi olmayacağını görmek gerekiyor.

Aşı sayesinde hayat kısmen normalleştiğinde kaybedilen haklar için yeniden mücadele zorunluğu ise kaçınılmaz görünüyor. Çünkü hiç bir yerde egemen sınıflar “Kaldığımız yerden hayata devam edelim” demiyorlar.

YÜCEL ÖZDEMİR – KÖLN

KAYNAK: evrensel.net