Üç muhteşem Türk’ün Fransa ve futbola serptiği ışık: Lille sıcaklığı

3-futbolcu-haber-içi
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email

Paris’te çalışmalarını sürdüren çok yönlü araştırmacı-yazar Prof. Dr. M. Şehmus Güzel, Fransız futbolundaki bir gelişmeye bir süre önce ”ayorum.com” sitesinde dikkat çekmişti. Üç Türk futbolcuyla harikalar yaratan Lille (“LOSC”) ligin bitimine 5 maç kala 70 puanla ligin ilk sırasında. Uluslararası boyutlu birçok “yıldız”a sahip Paris Saint-Germain ise ikinci. Prof. Güzel’den ışıl ışıl bir dostluk yazısı sunuyoruz…

Fransa’da mütevazı bir taşra kentinin başarılı futbol takımı gündemde: Kuzey’de, Belçika sınırına yakın, Lille (Lil biçiminde okunur) isimli kentin LOSC (Lille Olympique Sporting Club, kısaltılışı: LOSC) isimli takımı. Çünkü LOSC sürpriz bir biçimde haftalardır Birinci Lig’in birincisi. Bunun belirleyicisi, tayin edicisi ise, LOSC’un iyi bir takım olması yanında, kadrosunda “Fransa’nın ilk Türk altın külçeleri”nin, “MUHTEŞEM ÜÇLÜ”nün, Yusuf Yazıcı, Burak Yılmaz, Zeki Çelik’in bulunması ve oynadıkları her maçta harikalar yaratmaları.

LOSC bugün 55 puanla Şampiyona’da birinci sırada. Uluslararası boyutlu birçok “yıldız”a sahip Paris Saint-Germain 54 puanla ikinci. Fransa’nın önemli kentlerinden Lyon’un takımı Olympique Lyon (OL) 52 puanla üçüncü.

ÜÇ GENÇ VE “TÜRK KARTI”

Futbol takım oyunudur mutlaka, ama Lille’in bugünkü başarısında “muhteşem üçlü”nün rolünü de kimse inkâr etmiyor. Gazetelerde, futbola ilişkin sitelerde yazılanlara bir göz atmak yeter:

Birinde şöyle bir başlık var örneğin. “Lille joue la carte turque avec réussite”/“Lille Türk kartını başarıyla oynuyor”.

Bir başkası Yusuf Yazıcı için “la pépite turque de Lille”/“Lille’in altın külçesi/külçe altını” tanımlamasını kullanıyor. Veya “AC Milan’ı tek başına yenen” yazılıyor. Sol ayağını bir raket gibi ve bir Zidane gibi kullanan Yusuf, AC Milan’a ve neredeyse önüne gelen takıma her maçta üç gol atarak bir tür geleneksel tarife uygulamaya başlayınca Lille’in “harika çocuğu” oluverdi. Sözleşmesi beş yıllık ama böyle giderse Lille’de daha az kalabilir. İsteyeni çok çünkü.
Kulübün resmi sitesinde ve başkalarında Yusuf ve Burak takımın en iyi üç oyuncusunun ilk ikisi.

Üç yurttaşımız da yaptıkları söyleşilerde, oyun içindeki ve oyun dışındaki efendilikleriyle tam not alıyorlar: Taraftarlardan, gazetecilerden, takımın yöneticilerinden ve emekçilerinden.
Burak bir ölçüde Abi rolünde, Yusuf ve Zeki açık göz, dinamik, çalışkan, uyanık gençler olarak Lille halkı tarafından sempatiyle bağra basıldılar. Alışverişte, sokakta yürüyüşte görenler hemen tanıyor ve tezahürat yapıyor. Hakiki ve samimi desteklerini sergiliyorlar. Herkes mutlu. Futbol saha içinde ve saha dışında bir şenliğe dönüşüyor böylece. Korona belası günlerinde böylesi bir mutluluk da az şey sayılmamalı.

LOSC, Fransa’da ilk kez üç Türk futbolcuyu renklerine katarak epey orijinal bir şey yaptı: Bir savunma oyuncusu (Zeki), bir orta saha oyuncusu (Yusuf), bir hücum oyuncusu (Burak). Üç oyuncu da bekleneni verince, onlara destek, sempati ve ilgi arttı. Çevre kentlerdeki ve Belçika’daki yurttaşlarımız da “bizimkilerin” isimlerini duydu ve maçlarını uzaktan bile olsa izliyor: Radyoyla, televizyonla, günlük gazetelerle, videolarıyla.

HARİKA ÇOCUKLAR, “LOSC” VE TÜRKİYE

“Harika çocuklar” sayesinde uzun zamandan beri Fransa’da ilk kez Türkler ve Türkiye hakkında olumlu şeyler yazılır ve söylenir oldu. Günlük gazetelerin, haftalık dergilerin spor sayfalarını, televizyonların sportif programlarını veya videolarını izleyin göreceksiniz. Videolarını oyuncularımızın harika gollerini izlemeniz için de tavsiye ederim: İlaç niyetine her yemekten sonra bir çorba kaşığı.

Futbolcularımız İngilizceleri yanında Fransızca da öğreniyorlar. Bulundukları kent halkıyla ilişkileri mükemmel. Kaynaşma havası var. Dil, sempati, efendilik ve ilgi, dostluğu artırıyor. Halklar arasında birbirini tanımak, birbirini anlamak için sivil toplumdan, hele futbol gibi sevilen, tutulan, meraklısı çok bir spor dalından gelen bu ve benzeri ilişkiler belirleyici ve son derece olumlu. Futbolcularımız halklar arası alanda kendi halkının temsilcisi rolünü hakkıyla  oynuyor. Başarıyla.

Fransa’nın kuzeyindeki Lille, öteden beri Fransız Solu’nun “kale”lerinden biri olarak tanınır. Bugün de Sosyalist Parti’nin en önemli federasyonlarından birine sahiptir. Tarihi açıdan sanayi, maden, dokuma, ticaret bölgesinin bu büyük kentinin bizim Zonguldak, Ordu  ve Trabzon’la ortak noktaları bulunuyor. Yusuf ve Burak bu nedenle de Lille’de pek “yabancılık” çekmiyor denebilir. İşçilerin vakti zamanında kurduğu futbol takımı zaman içinde bir kurum biçimine dönüştü. Sanayinin terki sonrasında ekonomik ve toplumsal yıkıntıya uğrayan kent ve çevresi, Sosyalist Parti’nin, François Mitterrand’ın 1981’deki ilk Başbakanı Pierre Mauroy, sonra birkaç kez bakanlık yapan Martine Aubry gibi önemli liderlerinin 1970’lerin başından itibaren kesintisiz belediye başkanı seçilmeleri ve vaatlerini tutmaları sayesinde paçasını kurtardı/kurtarıyor. Lille bugün bölgesinin ve Kuzey’in lider kentlerinden biridir. Birincisidir. LOSC gibi birinci.

FRANSA’DA LİLLE, TÜRKİYE’DE TRABZONSPOR

Bu kentin futbol takımı oldum olası büyüklere kök söktürenlerdendir. Bu açıdan Trabzonspor’u ve 1. Lig’e ilk çıktığı yıllardaki Eşkişehirspor’u çağrıştırıyor. LOSC 2011’de, elli yıl aradan sonra, Şampiyona’yı birincilikle bitirdi. Bu yıl yeniden şampiyon olmak için oynuyor.

Aralık 2017’den bu yana takımı çalıştıran Christophe Galtier, ismi az bilinen ama Fransa’nın mütevazı takımlarının en iyi çalıştırıcılarından biri olarak tanınıyor. Bilhassa maçın gidişine göre oyuncu değiştirmekteki zamanlamasıyla yüzde yüz başarı elde eden bir antrenör, Türkçesiyle “maçı iyi okuyor”, tam zamanı gelince oyuncusunu değiştiriyor ve oyuna giren (hele bu Burak veya Yusuf’sa) golünü atıyor! Evet Burak da Yusuf da bunu birkaç kez yaşadı.

Bu yıl elinde ÜÇ MUHTEŞEM TÜRK, BİR HARİKA KANADALI (Jonathan David) ve futbolun inanmış emekçisi birçok iyi ve takım disiplinine uyan oyuncusuyla, kendi deyimiyle, “bir şeyler yapmak” niyetinde: Felsefesi açık ve kesin: “Birincilik kolay elde edilmiyor. Asıl önemlisi bunu sürdürebilmek, sürdürmek.”

Şampiyon olmak arzusunun mütevazı izahı bu ve bu Christophe Galtier’yi bütünüyle tanıtmaya da yetiyor. O’na ve oyuncularına hakiki ve samimi bir kolay gelsin diyebiliriz. 1.Lig’deki ve Avrupa kupalarındaki maçlarında. Hayde bre!

M. ŞEHMUS GÜZEL – PARİS

KAYNAK: www.ayorum.com

FOTO: A.A.