Ukrayna, nükleer savaş ve “bazı Türkler”: Neonaziler 3 bin NATO subayının mı kalkanı?

Uzun süreli bir savaşın Ukrayna’yı, Irak veya Afganistan gibi  ölüm ve yıkıma mahkûm edebileceği gerçeğine rağmen, Rusya-Ukrayna savaşında bir üst boyuta geçildi.  Bir yandan Batı Rusya’nın Ukrayna bataklığında sıkışıp kaldığını iddia ederken, diğer taraftan Avrupa basını nükleer silahların kullanıp kullanılmayacağı konusundaki endişeleri başlıklarına taşıyor.

YouTube

By loading the video, you agree to YouTube’s privacy policy.
Learn more

Load video

Kimse savaş alanında yaşayan 40 milyondan fazla Ukraynalıya ne olduğuyla ilgilenmiyor, kan akmaya devam ediyor. Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, Kiev’e yaptığı sürpriz ziyarette, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e “Ukrayna’nın savaşı kazanmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapılacağını” aktardı.

AVRUPA ARTIK BARIŞA İNANMIYOR MU?

Anlaşılan Avrupa barışa artık inanmıyor ve Rusya’yı ne pahasına olursa olsun alt etmeye niyetli. Rus birliklerinin Ukrayna’nın doğusuna yönelik büyük taarruzuyla birlikte kıta Avrupa’sı her geçen gün barıştan biraz daha mı uzaklaşıyor?

Batı’dan Ukrayna’ya silah sevkiyatları ve Rusya’ya ekonomik yaptırımları sürerken, son tablo diplomatik yolların tıkandığına işaret ediyor.

PUTİN KENDİSİNİ VE HER ŞEYİ YOK ETMEYİ GÖZE ALIR MI?

İrlandalı gazeteci Patrick Cockburn “Putin’in bu çatışmada asla taktik nükleer veya kimyasal silah kullanmayacağına dair neredeyse anlamsız inanç da endişe verici” demekten kaçınmıyor. Rusya lideri Vladimir Putin, Avrupa basınında yer alan nükleer silah kullanabileceği yönündeki endişeleri haklı çıkaracak şekilde hem kendisini hem de çevresindeki tüm her şeyi yok etmeyi göze alır mı peki?

YERALTINDAKİ 3 BİNDEN FAZLA NATO ASKERİNİN AKIBETİ

Bir Avrupa haber portalı olan Yeni Posta’nın YouTube kanalında Işın Ertürk’ün hazırlayıp sunduğu haber ve tartışma programı “Kadın Sözü ile Avrupa” bu hafta da Ukrayna-Rusya savaşını, Avrupa’dan bakışla tartışmaya devam ediyor. Bu haftaki programda kadın gazeteciler Almanya’dan Ufuk Evla Bostan, İtalya’dan Birgül Göker Perdisa ve İsveç’ten Seda Şanlıer “Avrupa nükleer savaşa mı gidiyor, neonaziler 3 bin NATO subayının kalkanı mı?” sorularına belgelerle yanıt verdiler.

“BAŞLATACAK DİYENLER BAŞLATACAK”

Savaş bölgesine komşu ülkelere çatışmaların sıçrayabileceği yönünde kaygılarını dile getiren kadın gazeteciler nükleer savaş tehdidini konuşmak için ise çok erken olduğuna işaret ettiler. Putin’in nükleer savaş başlatmasa bile “Başlatacağından endişe duyuyoruz” diyenlerin asıl ilk düğmeye basacak olan ülkeler olabileceğini ileri sürdüler.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Putin, Rus birliklerinin kontrolüne geçen Mariupol’de Azovstal fabrikasına baskın yapılmamasını, burada silah bırakan Ukraynalı güçlere iyi muamele yapılmasını istedi. Rus askerlerinin sağlıklarını ve yaşamlarını düşünmek zorunda olduklarını vurgulayan Putin, “Bu sanayi bölgesindeki yeraltı dehlizlerine girmeye gerek yok. Ancak sanayi bölgesini sinek bile uçmayacak şekilde kapatın” diye konuştu.

GİZLİ LABORATUVAR NATO SUBAYLARINA MEZAR OLACAK

Programda söz konusu çelik fabrikasının altında yer alan gizli bir laboratuvarda, subay, asker, bilimadamı, diplomat 3 binden fazla NATO personelinin yer aldığı yönündeki iddialara da işaret edildi. Yerin 30 metre altında, yaklaşık 24 km uzunlukta tünellerle örülü PIT-404 adlı bu laboratuvarda kimyasal silah üretimi için çalışan subayların arasında, Türk askerlerinin de bulunduğu yönündeki iddialar dile getirildi. Neonazi Azov taburundan yaklaşık 2 bin askerin ve kalkan olarak kullandıkları sivillerin laboratuvarın hemen üzerindeki çelik fabrikasında bulunmasının tesadüf olmadığına dikkat çekildi. Programda, Rusya ve Batı arasında yapılan gizli pazarlıklara bağlı olarak askerlerin hiç yokmuşlar gibi ölüme terk edilebileceklerinin ve kamuoyunun bu konudan haberdar edilmeyebileceğinin de mümkün olduğu belirtildi.

SANSÜRÜ EN SERT ALMANYA UYGULADI

Öte yandan programda, Körfez Savaşı’nda yaşanan ABD bombardımanının teknik olarak sunulması ve teknik bir şey olarak gösterilmeye çalışılmasına paralel olarak, bu savaşta sokaktaki sade vatandaşın fotoğraf çekip yayınladığı da vurgulandı.

Konuşmalarda “Sosyal medyada kullanıcılar, dezenformasyonu ve sansürü kendileri uyguluyor. Kimin admin olduğuna bakmanız ise bilginin kimin ve nasıl sunulduğunu anlamanız açısından yeterli. Bu savaşta birçok ülke sansür uyguladı. Ancak bunu Almanya çok sert yaptı. Türkiye’nin ise daha tarafsız durabildiğini görebiliyoruz. Şunu sormak lazım: Daha fazla silah yığarak savaşı nasıl bitirebilirsiniz? Bu nasıl paradokstur?” ifadesine yer verildi.

YENİ POSTA – STUTTGART

FOTO: AA